Ayasofya

Ayasofya - ALİ ULVİ KURUCU

Ürperdi hayâlim, bu nasıl korkulu rüya;
Şaştım, neyi temsil ediyorsun. Ayasofya?

Çöller gibi ıssız, ne hazin ülke muhitin,
Yâd el gibi, yurdunda garib olmalı mıydın?

Bayram, Ramazan, Cum’a, mübârek gecelerde,
Avize değil, mum bile yanmaz mı içerde?

Yâdında bin üçyüz senelik menkıbeler var,
Her menkıbe, hicrânına mâtem tutar, ağlar!

Târihimin ömründe, gönüller dolu güldün,
Çılgınca esen, bir acı rüzgârla döküldün!

Paslanmada altın yazılar, âh! O eserler…
Kabrinde kan ağlar, bunu gördükçe Kazasker.

Fâtihleri ağlatmada hâlin, Ulu Mâbed,
Yâdın, kanar imânlı gönüllerde müebbed!

Gamlı renklerle örülmüş, ne hâzin çerçevesin,
Bir yıkık türbe mi, virâne misin, yoksa nesin?

Bak, hayâlimdeki âlem, geliyor vecde yine,
Gözlerim daldı; sütunlarla ‘Fetih Âyeti’ne!

Nerede: Yandıkça, Süreyyâlara dehşet vererek,
Coşan âvizelerinden yayılan binbir renk!

Çan sesinden, seni kurtarmış ezanlar nerede;
Hani bülbül gibi Kur’ân okuyanlar nerede?

Şimdi Cennet, sana sermez mi yeşil gölgesini;
Şimdi hûriler, işitmez mi ilâhî sesini?

Nice bin hâtıra, gönlümde coşup canlanıyor,
O ne parlak görünüş, sanki hayâlim yanıyor!

Hangi eller, sana akşamları, zincir vuruyor;
Yüce feryâdını, kimler boğuyor, susturuyor?

Dehre meydan okuyan, koskoca tarih nerde?
Ülkeler fetheden erler, yüce Fâtih nerde?

Çağıdır ağlamanın, ey Ulu Mâbed, ağla,
İntikam aldı Frenkler, seni ağlatmakla!

Dostun ağlarken, o bir yanda da düşman gülsün,
Kanamıştır yeniden kalbi, hazin Endülüs’ün!

Bu elim fâcia, billâhi, yürekler acısı,
Müslüman Türk’ün evet, şimdi bu en kanlı yası!

Ey derin fâcia, manzumeye sen sığmazsın,
Tutuşup yanmada kalbim, seni târih yazsın!

 

Ayasofya - OSMAN YÜKSEL SERDENGEÇTİ 

Ey İslam'ın nuru,
Türklüğün gururu Ayasofya!

Şerefelerinde fethin, Fatih'in şerefi,
Işıl ışıl yanan muhteşem mabet!...
Neden böyle bomboş, neden böyle bir hoşsun?

Hani minârelerinden göklere yükselen,
Ta mâverâdan gelen ezanlar?...

Hani o İlâhî devir, 
İlâhî nizamlar?...
Ayasofya ses vermiyor,
Ayasofya bir hoş,
Ayasofya bomboş!...

Hani nerede?
Şu muhteşem minberde,
Binlerce erin baş koyduğu şu temiz yerde,
Şimdi hangi kirli ayaklar dolaşıyor?...

Ayasofya! 
Ayasofya!...
Seni bu hale koyan kim?
Seni çırılçıplak soyan kim?!...

Hani nerede?
Gönüllerden kubbelere,
Kubbelerden gönüllere
Gürül gürül akan Kur'an sesleri?...

Kur'ân sesleri dindirilmiş,
Müslümanlar sindirilmiş!...
Allah, Muhammed,
Hülafâ-i Râşidinin
Isimleri 
Kubbelerden yerlere indirilmiş!...

Fethin, Fâtih'in mâbedinden 
Kitâb-ı Mübîn'i,
Bu ulu Dîni 
Kaldıran kim?
Dînimize, 
Îmanımıza 
Saldıran kim?

Mâbedimin göğsüne uzanan 
Nâmahrem eli,
Kimin elidir?!...
Söyle Ayasofya, söyle.
Seni puthane yapan hangi delidir?!...

Elleri kurusun, dilleri kurusun!
Ayasofya! Ayasofya! Seni bu hâle koyan kim?
Seni çırılçıplak soyan kim?!...

Ayasofya,
Ey muhteşem mâbet;
Gel etme,
Bizi terketme!...

Bizler, Fâtih'in torunları, Yakında putları devirip,
Yine seni câmiye çevireceğiz...
Dindaşlarımızla,
Kanlı göz yaşlarımızla,
Abdest alarak secdelere kapanacağız,
Tekbir ve tehlil sadaları boş kubbelerini yeniden dolduracak
İkinci bir fetih olacak...

Ezanlar bu fethin ilanını,
Ozanlar destanını yazacaklar...
Putperest Roma'ya yeni bir mezar kazacaklar,
Sessiz ve öksüz minârelerinden yükselen ezan sesleri fezâları yeniden inletecek! 
Şerefelerin yine Allah'ın ve O'nun Sevgili Peygamberi Hz. Muhammed'in aşkına, şerefine ışıl ışıl yanacak;
Bütün cihan Fatih Sultan Mehmed Han dirildi sanacak!...

Bu olacak Ayasofya,
Bu muhakkak olacak...
İkinci bir fetih, yine bir ba'sü ba'delmevt...

Bugünler belki yarın, belki yarından da yakındır,
Ayasofya, belki yarından da yakın!..

 

Ayasofya - HALİL DÜLGAR

Ne ham hedef, ne boş hülya;
Her zaman gördüğüm rüya,
Beni Mecnun eden Leyla,
Ayasofya Ayasofya.

Daim gönlümü yakansın;
Yaktıkça yak Ayasofya!
Damarımda akan kansın;
Aktıkça ak Ayasofya!

Ecdadımın emaneti,
Müslümanın selameti,
Hürriyetin alameti,
Ayasofya Ayasofya.

Bu zulümat yeter bize,
Şimşek ol çak Ayasofya!
Gelsin cümle çakal dize,
Tasmayı tak Ayasofya!

Vatanın garip bülbülü,
Âlem-i İslâm'ın gülü,
Fethin, zaferin sembolü,
Ayasofya Ayasofya.

Azametli heybetlisin,
Ayağa kalk Ayasofya!
Batıl ebedî kaybetsin,
Hükmetsin hak Ayasofya!

Halil yoluna kurbandır
Müjden cesedime candır
Ezanın ulu fermandır
Ayasofya Ayasofya.

Sensiz kalmak köksüzlüktür,
Bize bir bak Ayasofya!
Irak olmak öksüzlüktür
Bitsin firak Ayasofya!

 

Ayasofya - HİLMİ YILDIRIM

Aylar yıllar geçti hala ağlarsın,
Artık yaşlarını sil Ayasofya,
O mahzun halinle yürek dağlarsın,
Fethin sembolüsün bil Ayasofya?.

Biliriz yaranı derindir derin,
Bakarsın bizlere mahzun ve serin,
Gönüllerde yine aynıdır yerin,
Olmasın yaşların nil Ayasofya?...

İsteriz müminler sende cem olsun ,
Haktan hakikatten her gün dem olsun,
Kuduz köpeklere varsın yem olsun,
Sana uzatılan dil Ayasofya ?.

Fatihin vakfını tutarız müze,
Torunuyuz deyip çıkarız düze,
Gün gelir bu hesap sorulur bize,
Görecek göz neden bil Ayasofya?.

Gaflet uykusundan millet uyansın,
Hakkın boyasıyla yine boyansın,
Zalimlere değil hakka dayansın,
O zaman düşmanlar çil Ayasofya?.

Değişmez ölçüyü millet taşırdı,
Temel taşlarını küffar aşırdı,
Bir sam yeli esti yolu şaşırdı,
Karıncayı sandı fil Ayasofya?

 

NECİP FAZIL KISAKÜREK'İN 1965 YILINDA ÖĞRENCİLERE VERDİĞİ KONFERANSTAN...​

Ayasofya'yı kapalı tutmak, bu toprağın üstündeki 30 milyon ve altındaki 30 milyar Türk'ün semâları tutuşturan lanetine hedef olmaktır.

Ayasofya'yı kapalı tutmak, Allah'a sövmeye, Kur'ana tükürmeye, Türk tarihini kubura atmaya, Türk iffetini kirletmeye, Türk vatanını satmaya denk bir suçtur.

Gençler! Bugün mü, yarın mı, bilemem!

Fakat Ayasofya açılacak!.. Türk'ün bu vatanda kalıp kalmayacağından şüphesi olanlar, Ayasofya'nın da açılıp açılmayacağından şüphe edebilirler.

Ayasofya açılacak... Hem de öylesine açılacak ki, kaybedilen bütün mânalar, zincire vurulmuş masumlar gibi onun içinden fırlayacak!.. Öylesine açılacak ki, bu millete iyilik ve kötülük etmişlerin dosyaları da onun mahzenlerinde ele geçecek...

Ayasofya açılacak!... Bütün değer ölçülerini, tarih hükümlerini, dünyalar arası mahsup sırlarını, her iş ve herşey hakkındaki gerçek miyarları çerçeveleyici bir kitap gibi açılacak...

Allah tarafından mühürlenmiş kalplerin mühürlediği Ayasofya, onların aynı şekilde mühürlemeğe yeltenip de hiçbir şey yapamadığı, günden güne kabaran akınını durduramadığı ve çığlaştığı günü dehşetle kolladığı mukaddesatçı Türk gençliğinin kalbi gibi açılacak...

Ayasofya'yı, artık önüne geçilmez bu sel açacak...

Bekleyin gençler!.. Biraz daha rahmet yağsın... Sel yakındır.

Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun