Fatih Sultan Mehmet Müslüman mıydı?

Tarih: 16.03.2021 - 20:02 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Fatih Sultan Mehmet'in Hristiyan olduğuna yönelik iddialar gerçek midir?
- Fatih Sultan Mehmet'in Hıristiyanlığa meylettiği ve Papa ile mektuplaştığı söylenmektedir. Bu iddialar doğru mudur?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Böyle bir iddianın gülünç olduğu ortadadır. Ancak tarihten ve bilimden habersiz bazı kimseler, kasten bu iddiaları ellerindeki medya imkanları ile kamuoyuna yaydıkları için, mutlaka cevaplandırılması gerekir.

Hz. Peygamber (asm) Efendimizin övgüsüne mazhar olan, her zaman İslam'ın hükümlerini uygulamak için emirler veren ve en önemlisi de Uzun Hasan'ın annesi Sara Hatun'a söylediği gibi ilay-ı kelimetullahı yani Lâ ilahe illallah davasını yaymak için didinen bir devlet adamına, bu tarz bir isnadda bulunmak, gerçekten üzücüdür ve tamamen delilden mahrum bir kuru iddiadır.

Hz. Peygamber (asm) Efendimizin, İstanbul Fatih'i Sultan Mehmet Han Hazretleriyle ve ordusuyla ilgili müjdesi şöyledir:

"İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan; o ordu ne güzel ordudur!.."(1)

Konuyla ilgili bazı iddialar ve cevapları:

1. Fatih Sultan Mehmet'in tamamen divan şiirinin kuralları içinde kalarak yazdığı bir şiirdir.

Fatih, Avni mahlasıyla gazeller ve kasideler yazan ve hatta bir divanı bulunan büyük bir divan şairidir. Fatih'in aşk şiirleri, genç ve güzel bir padişahın her emrine amade kolay sevgiler için değil, sevgileri gönüllerde sıcak ürperişler uyandıran manevî güzeller için söylenmiştir. Bu şiirlerde şahane bir tevazu, aşkı ve sevgiliyi her saltanatın üstünde tutan bir incelik vardır. Fatih'in şiirlerinde tasavvufi aşklar da yer almaktadır.

Divan şiirinde bazen kafir, aşıkına yaptığı zulümlerden dolayı sevgiliye de denilir. Bu manada kullanıldığı şiirlerde, sevgilinin saçına zünnar ve zülfüne de çelipa yani haç denilir. Kafir, İsevî veya benzeri kelimeler, sevgili için kullanıldığında, kelimenin takdir edici ve övücü anlamı ile tevriye sanatı yapılır.

Divan şairleri, sevgilinin dudağını can veren havasıyla İsa'ya benzetirler ve sevgiliden gelen sabâ yeline de diriltici özelliği sebebiyle İsa adı verirler. Bütün bunlar, divan şiirinde yerleşmiş olan mazmunlardır.

Bunları kullanan ve sevgili hayaliyle İsa’yı öven bir divan şairine Hristiyan suçlamasını yapmak, olsa olsa divan şiirini bilmeyen cahillere mahsustur.

İşte bu kurallar çerçevesinde, Fatih bir şiirini şöyle kaleme almıştır:

"Bağlamaz Firdevs’e gönlüni Galata’yı gören.
Servi anmaz anda ol serv-i dil-ârâyı gören."

"Bir Firengi şivelü İsa’yı gördüm anda kim,
Lebleri dirisidür der idi İsa’yı gören."
(...)
"Bir Firengi kâfir olduğun bilürdi Avniyâ,
Belün ü boynunda zünnar ü çelipayı gören."

Sevgiliyi aşıkına yaptığı eziyetlerden dolayı divan şiirindeki ifadeleriyle kâfire benzeten Fatih, şöyle demektedir:

"Galata’yı gören gönlünü Firdevs denilen cennete bile bağlamaz.
O selvi boylu sevgiliyi gören artık başka bir selvinin adını anmaz."

"Orada İsa gibi insana hayat veren, ama Firengî şiveli olan bir sevgili gördüm.
Dudaklarının insana verdiği canlılık ve dirilik İsa’nınkine benzemektedir."
(...)
"Avni, senin aşıkına zulmeden bir sevgili (Kâfir) olduğunu bilirdi.
Belindeki saçların ve boynundaki zülfünü gören bunu red edemezdi."

2. Bu iddiayı ispat için getirilen bir çürük delil de Fatih Sultan Mehmet’in tamamen İslam Hukukunun kurallarına uyarak, hem İstanbul’da yeni tayin ettiği Patrik’e ve hem de bütün Hristiyan ve Yahudiler gibi azınlıklara tanıdığı hak ve hürriyetlerdir, gösterdiği anlayış ve müsamahadır.

İslam Hukukunun emirleri, böyle davranmasını gerektirmektedir. Maalesef, bazı Bizans tarihçileri ve bu arada Hammer, tayin edilen Patrik’in bu konuda propaganda yapmış olabileceğini ifade etmektedirler. Halbuki propaganda ayrıdır, kabul etmek tamamen ayrıdır. Hatta Roma’daki Katolik Papa’nın Fatih’e yazdığı mektuptan da bahsedilmektedir. Bu mektup yazılmış olabilir; ancak gönderilmemiştir. Gönderilse bile, böyle bir etki söz konusu değildir.

Bizans cephesi, her zaman, Cem olayında olduğu gibi, Osmanlı Hanedan üyelerini her açıdan kendilerine çekmek ve kandırmak istemişlerdir. Ancak hiçbir ferdini ve hatta kendilerinden Hanedana gelin gelen kızlarını dahi aldatamamışlardır.

Önemle ifade edelim ki, Trabzon Rum İmparatorluğunun da Fatih eliyle yıkıldığını gören ve silahla karşı duramayan Avrupa ve onun ruhani reisi olan Papa II. Pierre ne yapacağını şaşırmış ve belki Hristiyanlığa meylettiririm ümidiyle Fatih’e bir mektup yazmıştır. Mektubunda “Hristiyan olmakla bütün Avrupa senin olacak; seni Yunanlıların ve Doğu’nun İmparatoru yapacağız.” şeklinde teklif ve tahriklerde de bulunmuştur.

Batılı kaynaklar bile (Başta Clot olmak üzere), o tarihlerde Türklere yazılan mektupların bir moda haline geldiğini; Papa’nın mektubunun da edebî bir çalışma veya Hristiyanlığı tehdit eden bir felaketi uzaklaştırma dışında bir gaye taşımadığını açıkça ifade etmektedirler.

Hatta Osmanlıların ağzından ve tabii ki, Fatih’in ağzından cevaplar bile yazılmış olabileceğini ilave etmektedirler.

Papa’nın mektubunun Fatih’e ulaştığının ve hatta gönderildiğinin dahi şüpheli olduğunu, ancak ajanları vasıtasıyla Fatih’in bu tür mektuplardan haberdar olmuş olabileceğini delilleriyle anlatmaktadırlar. Mesela Jaspart’ın “Büyük Türk tarafından Aziz Peder Papa’ya gönderilen mektuplar” adlı kitabının bu çeşit hayali eserlere örnek olarak verilebileceğini kaydetmektedirler.

Böylesine büyük bir devlet adamına, Papa’nın böyle bir teklifte bulunması normaldir; ancak Fatih’e bu mektubun gelip gelmediği belli olmadığı gibi, Fatih’in İslamiyet ile alakalı yaptıkları ve kendisinin büyük bir İslâm alimi olduğu ise gün gibi ortadadır.

Böyle bir hadiseye dayanarak, Fatih’e Hristiyanlık ithamını yapmak, tarihi bilmemek olur.

Fâtih hak ve hürriyetler verdiği fermanda dahi, bu iddiaları ileri sürenleri tokatlarcasına, aynen şöyle demektedir:

“Ben Ulu Padişâh ve ulu şehinşâh Sultân Muhammed Hân bin Sultân Murâd'ım. Yemin ederim ki, yeri göğü yaradan Perverdiğar hakkı içün ve Hazret-i Resûlün -Aleyhis Salâtü Ves-Selâm- pâk, münevver, mutahhar ruhu içün ve yedi Mushaf hakkı içün ve yüz yirmi dört bin peygamberler hakkı içün, dedem ruhîçün ve babam ruhîçün, benim başım içün ve oğlanların başîçün, kılıç hakkîçün, şimdiki hâlde Galata’nın halkı ve merdüm-zâdeleri atebe-i ulyâma dostluk içün Papaları Pravizin ve Markizoh Frenku ve tercümanları Nikoroz Baluğu ile Kalâ-i mezûrenin miftâhın gönderüb bana kul olmağa itâat ve inkıyâd göstermişler. Ben dahi; kabul eyledim ki, kendülerin âyinleri ve erkânları ne vechile câri olagelirse, yine ol üslûb üzere âdetlerin ve erkânların yerine getüreler. Ben dahi üzerlerine varub kalalarını yıkub harâb etmeyem.”

3. Bazı ilimden mahrum insanların, Çandarlı Halil Paşa’yı, aşırı Hristiyanlık düşmanı olduğundan idam ettirdiğine dair iddialar ise, tamamen gülünçtür; zira tam tersi sebeplerle Halil Paşa’nın Hristiyan alemini küstürmemeye gayret gösterdiği için idam ettirdiği bazı kaynaklarda açıklanmaktadır.

 4. Fatih Sultan Mehmet, kendisi büyük bir İslam alimi olması ve hem de Ortodoks mezhebi ile Katolik Mezhebi arasındaki dengeyi siyaset açısından istemesi sebebiyle, İstanbul ’un fethinden sonra, Hristiyanlık konusunda uzman olan alimlerden istifade etmesini bilmiştir.

Bunun için yeni tayin ettiği ve Ortodoksları temsil eden Patrik Gennadios’dan yazılı bilgi istemiş; Patrik de “Hristiyanlığa Dair” isimli bir Risale ile dini hakkında bilgiler ihtiva eden bir eser kaleme almış ve bu eser Karaferye Kadısı Molla Ahmed tarafından Türkçeye tercüme edilmiştir.

Latin Kilisesinin aleyhinde olan Patrikden, Patrik Maksimos ile Patrik Manuel’in Hristiyanlık ile ilgili ilmî tartışma yapmalarını da istediği, bazı Batılı kaynaklarda kaydedilmektedir.

Ayrıca Hristiyanlığın ikinci merkezi sayılan İstanbul’u fetheden bir devlet adamının Hristiyanlığa dair nadide şeyleri toplaması ve hatta bu konuda bir koleksiyon oluşturması çok normal bir şeydir. Hele bu devlet adamı Fatih gibi alim ve Hz. İsa ile Hz. Meryem’e inanan bir Müslüman ise, böyle şeyleri farklı noktalara çekmek, Fatih’i ve İslamiyeti bilmemek demek olur

Fâtih’in niyetini kendi dilinden öğrenmek daha doğru olsa gerektir:

"İmtisâl-i câhidû fillâh olubdur niyyetüm,
Dîn-i İslâm’un mücerred gayretidür gayretüm."

"Allah için küfürle cihadın misalini vermektir niyetim;
Mücerret gayretim, (sadece) İslâm dini içindir."

* * *
"Fazl-ı Hakk u himmet-i cünd-i ricâlullâh ile
Ehl-i küfri ser-te-ser kahr eylemekdür niyyetüm."

"Hak üstünlüğü ve Allah’ın yücelttiği veliler himmetiyle
Kâfirleri baştan sona kahreylemektir niyetim."

* * *
"Enbiyâ vü evliyâya istinâdum var benüm,
Lutf-ı Hak’dandur hemân ümmîd-i feth ü nusretüm."

"Peygamberlerle velilerdir istindım benim;
Hakk’ın lütfundandır, fetih ve başarı ümidim."

* * *
"Nefs ü mâl ile n’ola kılsam cihânda ictihâd,
Hamdülillah var gazâya sad hezârân ragbetüm.

"Nefis ve malla cihadıma şaşılmasın;
Hamdolsun, gazaya binlerce rağbetim var."

* * *
"Ey Muhammed mu’cizât-ı Ahmed-i Muhtâr ile
Umaram gâlib ola a’dâ-yı dîne devletüm."

"Ey Mehmet, Seçilmiş Ahmed’in mucizeleriyle
Umarım, galip gelir din düşmanlarına devletim."

                               Avnî (Fatih Sultan Mehmet) (1)

Dipnotlar:

1) Ahmed bin Hanbel, IV, 335; Buhârî, et-Tarihu'l-Kebîr, I (ikinci kisim), 81; et-Târihu's-Sagîr, I, 341; Taberânî, el-Mu'cemu'l-Kebîr, II, 24; Hâkim, Müstedrek IV, 422; Heysemî, Mecmeu'z-Zevâid, VI, 219; bk. Hadislerle Gerçekler, c. 2; s. 251-254.
2) Clot, André, Fâtih Sultân Mehmed, İstanbul 1994, sh. 126-130, 154-156;
Banarlı, Nihad Sami, Resimli Türk Edebiyâtı Tarihi, İstanbul 1971, I, 442-447;
Pala, İskender, Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü, İstanbul 1998, Kâfir, Zünnar, Çelipa ve İsa maddeleri;
Saffet Sıdkı, Fâtih Divanı, İstanbul 1944;
Ünsel, Kemal Edip, Fâtih’in Şiirleri, Ankara 1946, sh. 81;
Altan, Çetin, Fâtih’in Hristiyanlığı Öven Gazeli, Hürriyet Gazetesi, 8 Mart 1996, sh. 4;
Hammer, Büyük Osmanlı Tarihi, c. II, sh. 178-179;
Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, c. II, sh. 151-152.

(bk. Bilinmeyen Osmanlı, OSAV, 1994.)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun