İslam'da yenileme olmalı mı?

Sesli dinle

- Dinde yenilenme olur diyor kimileri. Hristiyanlıkta reform yapılmış, bundan Protestanlık doğmuş. İslam'da da mı böyle olacak?

- Eskiyen bir şey yenilenir öyle değil mi?

- İslam da mı eskidi yani? Yenilenecekse nasıl olacak bu? Kim yenileyecek?

- Yeni bir kitap mı inecek, peygamber mi gelecek?

Hayır, yeni bir peygamber gelmeyecek. Peygamber Efendimiz (asm)’den sonra o kapı ebediyen mühürlendi.

Hayır, yeni bir kitap da inmeyecek. Kurán-ı Kerim nazil olduktan sonra vahiy kanalı bir daha açılmamak üzere kapatıldı.

Evet, bir tecdit yani yenileme olacak. Fakat bu tecdit “reform” biçiminde olmayacak. Reform, yeniden biçimlendirme demektir. İslam dininin buna hiç ihtiyacı yok.

İslam’daki yenilenme, ağaçtaki yenilenmeye benzer. Bir ağaçta bu yılın çiçekleri, yaprakları, meyveleri gider, yeni yılda yeni çiçekler, yapraklar, meyveler gelir. Fakat ağaç aynı ağaçtır, kökleri, gövdesi ve dallarıyla yerli yerindedir.

Hâlbuki reform köklere, gövdeye ve ana dallara da el atar, onları da kendince yeniden yapılandırır.

İslam dinindeki yenilemeye “tecdit” derler. Bu işi yapacak olana da “müceddit” derler. Yani yenileyici.

Nerden biliyoruz bunu? Peygamberimiz (asm) haber veriyor da ondan. Ebu Davud adlı güvenilir kaynakta net bir hadis var.

 “Her asır başında bir müceddit gelecek.” (bk. Ebu Davud, Melâhim 1, h. No: 4291)

denilmiş. Bu hadiste, ayetin ifadesiyle “ahkâm istinbatına kádir olan” yani ayet ve hadislerden hüküm çıkarmayı bilen âlimlere örtülü bir emir de var.

- Peki, nasıl olacak bu yenileme?

Her asır başında bir âlim, zamanın ihtiyaçlarını da göz önüne alarak, Kur’an’ı yeniden tefsir edecek, açıklayacak, yorumlayacak.

Kur’an, tüm zamanlara ve insanlara hitap eden ezeli bir hutbedir. Her zaman dilimi kendine özgü özellikler taşıyor. Zaman ilerledikçe toplumların durumları değişiyor. Yeni sorunlar çıkıyor ortaya. Şüpheler, vehimler, vesveseler kaplıyor her yeri.

İşte mücedditler tam da bu ahvalde zuhur eder. Zamana uygun yeni üslup ve usullerle iman hakikatlerini yayar, sünnete uygun bir hayat yaşar, güzel ahlak, takva ve salih amelle müminlere örnek olurlar.

Peygamberimiz (asm)’in manevi mirasçılarıdır mücedditler. Kitabı rehber, sünneti yol edinirler. Rablerini sever ve sevdirirler. Şeytanın tuzaklarını açıklayıp müminleri sakındırırlar.

Nitekim aynen böyle olmuş. Gazali, Mevlana, Rabbani, Bediüzzaman gibi mühim zatlar bu görevi layıkıyla yapmışlar. İlahi kelamdan aldıkları nurlarla ruhları aydınlatmış, imanları parlatmışlar. Allah onlardan razı olsun!

Manalar hazinesi olan Kur’an'ın sarih yani açık manasından başka telmih, işaret, ima, remiz gibi anlam katmanları vardır. Mücedditler bu manaları da bulur, çıkarır, gösterirler.

Şu hâlde “Efendim, Kur’an on dört asır önce inmiş. Şimdi başka zamandayız. Bizim ihtiyaçlarımıza yanıt veremez.” diye düşünmek abestir, saçmadır, yersizdir.

- İslamiyet eskiyor mu?

Hayır, asla! Eskiyen yorumlardır. Yorumlar ise Kur’an’dandır ama Kur’an değildir. Ayetlerin ve onları tefsir ve tatbiki olan sahih hadislerin hükmü kıyamete kadar bakidir.

Hazır söz güncellemeden açılmışken benim sana bir tavsiyem olacak. Hadisin ifadesiyle, iman da elbise gibi eskir, onu her vakit yenilemek gerekir. Madem öyle, bırak nazari tartışmalarla zihnini bulandırmayı da imanını tazele ve kendini güncelle!..

Kategori:
10 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun