İnanmak bizim seçimimiz mi?

Sesli dinle

Bazı sorularım olacak. Yanıt verirsen sevinirim. Hemen aklıma gelenleri söyleyeyim.

- İmanlı olmak ya da olmamak tamamen bizim seçimimiz mi?
- İman artar ya da eksilir mi?

- Bir de özel soru… Bunca zamandır konuşuyoruz, beni tanımış olmalısın. Ne dersin, sence ben inanan biri miyim?

İnanmak elbette bizim seçimimiz. Fakat kalbe iman nurunu veren, Allah. Yegâne ‘hidayet verici’ odur çünkü.

Biz bir tercih yapıyoruz, Allah da kalbimizde iman nurunu yaratıyor.

İradeyle hidayet arasındaki münasebeti anlamak için şu misali düşün:

Sen aynanı güneşe çevirirsen, güneş aynana ışık verir. Bu iki eylem neredeyse aynı anda gerçekleşir.

Kalbin de bir ayna. İnanmaya niyet eder de onu ilahî nura çevirirsen, orada iman nuru parlayıverir.

Fakat misalle hakikat arasında mühim bir fark vardır. Güneşin iradesi yoktur, ışığını ister istemez verir.

Allah ise hidayet nurunu dileyerek, isteyerek lütfeder. Yani ‘mucibibizzat’ değildir. Bir mecburiyeti yoktur.   

Kulunu iman etmesi için zorlamaz. İradesini elinden almaz. Hayrı ve şerri anlatır, yolları tarif eder, akla kapı açar, kararı ona bırakır.

Zira makbul iman, insanın seçimi sonucu olan imandır. Zorda kalıp başka çıkış yolu bulamayanın inancının değeri yoktur.

Firavun böyle inanmış derler. Hazreti Musa, ümmetiyle birlikte hicret ediyor, Firavun da askerleriyle onları takip ediyormuş.

Kızıldeniz sahiline gelmişler. Hazreti Musa denizi bir mucize sonucu yarmış, kavmini karşıya geçirmiş.

Firavun da açılan yoldan gitmek istemiş. Fakat deniz eski hâlini almış, yol kapanmış.

Firavun suyun altında ölümle yüz yüze gelince iman etmiş ama bunun bir yararı olmamış. 

İman artar ya da eksilir mi?

Nicelik bakımından yani sayıca bir artış ya da eksiliş olmaz. Peygamberimiz nelere inandıysa biz de onlara inanıyoruz.

Fakat nitelik bakımından artar da, eksilir de. Bir sahabinin imanıyla bizimki aynı olabilir mi hiç! 

Sen inanan biri misin?

Ben bunu nereden bileyim! Sadece hüsnüzan edebilirim.

Kendine dikkat eder de vicdanına danışırsan, sezersin inanıp inanmadığını.

Kabul etmen gereken iman hakikatleri belli. Tasdik ettin mi, onu da hissedersin.

Elinde kıstas olması için konuyla ilgili bir hadis söyleyeyim sana:

“Günahın seni üzüyor, sevabın sevindiriyorsa, sen müminsin!” (bk. İbn Hanbel, V, 251)

Kategori:
7 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun