Kabir başında Kur'an okumayla ilgili hadis var mı?

Tarih: 14.10.2016 - 00:35 | Güncelleme:

Soru Detayı

Bu hadisler hakkında almilerimiz ne demiştir:
1- Sahabeden Leclac (Radıyallahu anh) oğluna vasiyette bulunurken şöyle demiştir:
“Oğulcuğum! Ben öldüğüm zaman beni mezara göm! Beni mezarıma koyduğun zaman şöyle söyle:
Bismillahi ve alâ milleti Rasulullah. Sonra da üzerime toprak atarak onu düzle. Daha sonra da, başucumda Bakara Suresi’nin baş tarafını ve son kısmını oku. Zira ben Peygamber’in böyle dediğini duydum.” (Taberani, c.19, 220, 221; İbn-i Asakir, Tarihu dimeşk, 50, 292; Beyhaki, IV, 56)
2- “İçinizden birisi öldüğü zaman, onu durdurmayınız ve onu kabrine koyma hususunda acele ediniz. (Sizden birisi de) Ölünün başucunda Fatiha suresini, ayakucunda da Bakara suresinin sonunu okusun” (Taberani, el-Mu’cemu’l-Kebir, XII 340, Beyhaki, Şu’abu’l-İman, VII, 16 H. NO: 9294)

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Abdullah b. Ömer’den (ra) rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber aleyhissalatü vesselam şöyle buyurmuştur:

اذا مات احدكم فلا تحسبوه واسرعوا به الى قبره ، وليقرأ عند رأسه بفاتحة الكتاب وعند رجليه بخاتمة البقرة فى قبره

“İçinizden birisi öldüğü zaman onu durdurmayın ve onu kabrine koyma konusunda acele ediniz. Sonra da içinizden birisi, ölünün başucuna durarak Fâtiha sûresini, ayak ucunda da Bakara sûresinin sonunu okusun.”(1)

Merfu, yani Peygamber Efendimiz (asm)'in sözü olarak rivayet edilen bu hadisi, Heysemî, seneddeki Yahya b. Abdullah el-Bâbülettî’nin zayıf olduğu gerekçesiyle zayıf olarak nitelendirmiştir.(2)

Söz konusu bu ravinin yanında seneddeki Eyyûb b. Nehîk de aynı şekilde eleştirilmiştir.(3)

Fakat bu iki ravinin hakkında söylenenleri hep birlikte düşündüğümüzde senedin zayıflığının, yesîru’d-da’f, yani zayıflığın az olduğu anlaşılmaktadır.

Diğer taraftan Tebrîzî (v.737/1136), Beyhakî’nin bu hadisi tahric ettikten sonra şöyle dediğini nakletmektedir:

“Doğrusu bu hadis mevkûftur, yani sahabi sözüdür.”(4)

Fakat Beyhakî’nin hadis hakkında söylediği şeyi bu anlamda anlamak mümkün değildir. Çünkü Beyhakî:

لم يكتب الا بهذا الاسناد فيما اعلم وقد روينا القراءة الممكورة فيه عن ابن عمر موقوفا عليه

“Bildiğim kadarıyla bu hadis, yalnızca bu isnadla yazılmıştır. İçinde söz konusu kırâatın geçtiği hadis, İbn Ömer’e mevkûf olarak bize rivayet olunmuştur.”(5) şeklinde zayıf bir görüş bildirmiş ve kuvvetli olanını kitabına almıştır.

Zira mevkûf dediği rivâyeti, temrîd edatıyla, yani zayıflığına işaret eden bir ifadeyle söyleyerek senedini de vermemiştir.

Bu cümleden çıkarılması gereken anlam, bu hadisin mevkuf olduğu değil, ayrıca hadisin mevkuf olarak da rivayet edildiğidir. Zira İbn Ömer’in (ra) aynı lafızlarla fetva vermesi mümkündür. Çünkü onun böyle anlaşılmasını gerektiren başka hadisler vardır.

Nitekim Leclac (ra) oğluna vasiyette bulunurken şöyle demiştir:

عن عبد الرحمن بن العلاء بن اللجلاج عن ابيه عن جده قال: قال لى ابى: يا بنى! اذا انا مت فالحدنى فاذا وضعتنى فى لحدى فقل: بسم الله وعلى ملة رسول الله، ثم سن على الثرى سنا، ثم اقرأ عند رأسى بفاتحة البقرة وخاتمتها، فانى سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول ذلك.

“Oğulcuğum! Ben öldüğüm zaman beni mezara göm. Beni mezarıma koyduğun zaman şöyle söyle: Bismillâhi ve alâ milleti Resûlillâh. Sonra da üzerime toprak atarak onu düzle. Daha sonra ise başucumda Bakara sûresinin baş tarafını ve son kısmını oku. Zira ben Hz. Peygamber’in (aleyhissalatü vesselam) böyle dediğini duydum.”(6)

Heysemi (v.807/1405) hadisin senedindeki ravilerin tamamının sikâ/güvenilir olduğuna hükmetmiştir.(7)

Hadisin senedinde geçenlerden yalnızca Abdurrahman b. Atâ üzerinde tereddüt edilmiş, ama İbn Hıbbân bu zâtı Sikat isimli eserine almıştır.

Tirmizî’nin de kendisinden hadis aldığı bu râvi hakkında İbn Hacer, makbûl derken(8) İbn Ebî Hatim ve Zehebî gibi âlimler ise tercemesini vermekle yetinmişler, herhangi bir hüküm vermemişlerdir.(9)

Senette başka da bir illet tespit edilmiş değildir. Şu halde bu senet, hasen derecesindedir. Yahya b. Mâîn (v.233/847) de bu hadisi delil olarak kabul etmiştir.(10)

Fakat hadisin sonu Taberânî’de سمعت رسول الله يقول ذلك lafızlarıyla verilirken diğer eserlerde فانى رأيت ابن عمر يستحب ذلك veya سمعت ابن عمر يقول ذلك (11) şeklinde nakledilmiştir.

Bu durumda hadis, Taberânî’ye göre merfû’ iken diğer rivayetlere göre hükmen merfû’ olmaktadır. Çünkü hadise ve sünnete aşırı bağlılığıyla tanınan ve Hz. Peygamber (asm)’in her yaptığını harfiyen uygulamaya çalışan, bundan dolayı da sünnete, duygusal anlama yöntemiyle yaklaşmakla nitelendirilen(12) Abdullah b. Ömer’in (ra) Hz. Peygamber (asm)’den bu konuda herhangi bir işaret olmadan fetva vermesi düşünülemeyeceği noktasından hareketle, söz konusu ikinci rivayetin de hükmen merfu olması uzak değildir. Zira hadis usulüne göre, ictihat ve kıyas alanlarına girmeyen ve sadece nakille bilinebilen meselelerde mevkûf haberler, merfu hükmindedir, yani Peygamber Efendimiz (asm)'in sözü olarak kabul edilir.

Bundan dolayı aralarında hiçbir zıtlık ve çelişki yoktur. Hatta her ikisi de aynı anlamda olması ve hasen derecesinde(13) bulunması sebebiyle birbirlerinin mütâbi’i sayılırlar ve her biri diğerini kuvvetlendirir.

Konuyla ilgili başka bir rivayet de şöyledir:

Cenaze namazında Fatiha suresinin okunacağına dair Talha’dan (ra) şöyle bir hadis nakledilmektedir:

عن طلحة قال: صليت خلف ابن عباس على جنازة فقرأ بفاتحة الكتاب، قال : لتعلموا انها سنة.

 “Abdullah b. Abbas’ın (ra) arkasında bir cenaze namazı kıldım ve O, Fatiha suresini okudu. Sonra da 'Onun sünnet olduğunu öğrenin diye, böyle okudum.' dedi."(14)

Hadisi rivayet eden muhaddislerin bu hadisin bulunduğu bölüme verdikleri isim, Buhârî’nin باب قراءة بفاتحة الكتاب على الجنازة = Cenaze namazında Fâtiha sûresini okumak babı, şeklinde vermiş olduğu isimden farklı değildir.

Tirmizî, hadise hasen sahih hükmünü verdikten sonra birçok sahabe ve tabiîn uygulamalarının bu yönde olduğunu ve Şafii, Ahmed ve İshâk gibi âlimlerin de bu hadisle amel ettiklerini ama Sevrî ve Kûfelilerin hadisi almadıklarını ilave etmektedir.

Abdurrezzâk da Tirmizî gibi İbn Mes’ud (ra) başta olmak üzere pek çok sahabe ve tabiînin söz konusu uygulamadan yana olduklarını aktarmaktadır.(15)

Beş ayrı sahabîden gelen konuyla ilgili rivayetler senet yönünden problemsizdir.

Cenaze namazı, Allah’ı övme, Hz. Peygamber (asm)’e salavat getirme ve ölü için de dua etmek olarak telâkki edilmektedir.(16)

Zaten rükûsuz ve secdesiz olması onun, diğer namazlardan farklı olduğunu gösterir. Cenaze namazı bizzat ölmüş olan kişiye kılınır. Bu namazın ön şartı cenazenin vukuudur.

Sırf ölü için kılınan bir namazda Kur'an okunması anlamlıdır. İster dua anlamında olsun, isterse Kuran’dan bereketlenme manasında olsun, bu uygulamanın ölüye Kuran okunabileceğine dair bir hüccettir.

Yine, sahabeden Ebû Hâlid’in (ra), oğluna şöyle dediği rivayet edilir: “Ey yavrum, ben öldüğüm zaman üzerime toprağı biraz tümsekli bir şekilde ört. Sonrada Bakara’nın başını ve sonunu başımın yanında oku. Zira ben Rasülullah’tan (asm) söylerken işittim.”

Bunu Taberânî Kebir’inde sahih bir senetle rivayet etmiştir. Hafız Heysemî Mecmau'z-Zevaid’inde bu hadisin ravîlerini güvenilir bulduklarını söylemişlerdir. Hadisin başka şahitleri de vardır.(17)

Bir ayet ve bir hadis meali şöyledir:

“Onlardan sonra gelenler; Rabbimiz! Bizi be bizden önce inanmış olan kardeşlerimizi bağışla…”(Haşr, 59/10)

"Ya Resulallah! Anamla babam öldükten sonra onlara yapabileceğim bir iyilik var mı?" diye soran birisine Resul-i Ekrem aleyhissalatü vesselam Efendimiz şöyle buyurur:

“Evet! Onlara dua eder, günahlarının bağışlanmasını dilersin, vasiyetlerini yerine getirirsin, akrabasını koruyup gözetirsin, dostlarına da ikramda bulunursun.”(18)

İlave bilgi için tıklayınız:

“Ölülerinize Yâsîn okuyunuz” anlamındaki rivayet uydurma mıdır?
Ölü adına yapılan hayırların ve okunan surelerin ölüye fayda ...
Ölmüş kimseler adına hac yapılabilir mi?
Ölü adına yapılan hayırların ve okunan surelerin ölüye fayda..

Dipnot:

1) Taberânî, XII, 340 (h.no. 13613); Beyhâkî, Şuabu’l-imân, VII, 16 (h.no. 9294.
2) Heysemî, Mecma’uz-Zevâid, III, 47.
3) Buhârî, Eyyûb b. Nehîk’i Târîh’ine almış ama herhangi bir hüküm vermemiştir. İbn Ebî Hatim bu zat hakkında Ebû Zür’a’nın münkeru’l-hadis dediğini naklettikten sonra kendi görüşünün de aynı yönde olduğunu ifâde etmiştir. İbnü’l-Cevzî de aynı kanaattedir. Fakat İbn Hıbbân, söz konusu râvîyi Sikât’ına alarak güvenilir kabul etmiştir. bk. Buhârî, et-Târihu’l-kebîr, I, 425 (trc. No. 1365); İbn Ebî Hatim, el-Cerh ve’t-ta’dil, II, 259 (trc. No. 930); İbnü’l-Cevzî, ed-Duâfâ ve’l-metrûkîn,  I, 132 (trc. No. 483); İbn Hıbbân, es-Sikât, I, 213; İbn Hacer, Lisânü’l-mîzân, I, 490.
4) Tebrîzî, Mişkâtu’l-Mesâbih, III, 388 (h.no. 1717.
5) Beyhakî, Şuabu’l-İman, VII, 16 (h.no. 9294.
6) Taberânî, XIX, 220, 221 (h.no.491); İbn Asâkir, Târîhu Dımeşk, XXXXX, 292 (trc. No. 5848); Beyhakî, IV, 56.
7) Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, III, 47.
8) İbn Hacer, Takribü’t-Tehzîb, s. 348 (trc.no.2975)
9) İbn Ebî Hatim, el-Cerhu ve’t Ta’dîl, V, 272 (trc. No. 1287); Zehebî el-Kâşif, I, 639.
10) Beyhakî, IV, 56.
11) İbn Asâkir, Târihu Dımeşk, XXXXX, 292 (trc. No. 5848)
12) Görmez, Mehmet, Sünnet ve Hadisin Anlaşılması ve Yorumlanmasında Metodoloji Sorunu, I. Baskı, s.46 Ankara, 1997.
13) Nevevî, el-Ezkâr, s.137; Heysemî, Mecma’u’z-Zevâid, III, 47.
14) Buhârî, Cenâiz, 65; Ebû Dâvud, Cenâiz, 59; Tirmizî, Cenâiz, 39; Nesâî, Cenâiz, 77; İbn Ebî Şeybe, 11/492, 493 (h.no: 11393, 11403).
15) Abdurrezzâk, III, 489.
16) Begavî, Şerhu’s-sünne, III, 247. Hanefî, Şafi’i, İshâk, Nehâî ve Sevrî gibi âlimlerin kanaati bu yöndedir.
17) Allâme Muhaddisin Muhammed Bin Ali, en-Nimevi Âsaru Sunen ve Haşiyesi Et-Taliku’l-Hasen, s. 338.
18) Ebu Davud, Edeb, 120; İbni Mace, Edeb, 2.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun