İslâmiyet nasıl aklın kullanılmasını ister?

Tarih: 12.02.2020 - 14:53 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İslâm literatüründe, bilimde ne kadar çok terakki edilse, yani varlıklar hakkında ne kadar geniş bilgi sahibi olunsa, O’nun kâinattaki tasarrufunun, hikmet ve hâkimiyetinin bilinmesini sağlayacağı, dolayısıyla Allah’ın o kadar daha iyi tanınmış olacağı vurgulanır. Cisimlerdeki bu ölçülü, bir maksat ve gayeye göre plânlı yaratılışın düşünülmesi de “Tefekkür” fikir ve akıl yürütme, yorumlama olarak ifade edilir. Böyle bir saatlik akıl yürütme ve düşünmeyi, İslâmiyet birsene nafile ibadetten üstün görmektedir

Kur’an; “Düşünmüyor musunuz Aklınızı kullanmıyor musunuz diyerek akla havale eder. Akıllı düşünmeye teşvik eder; Bu inceliği, ancak aklı selim sahipleri düşünüp anlar” der.

Allah’tan ilmimizin arttırılmasını istememizi öğütler: “Rabbim, ilmimi arttır” de Bilenlerle bilmeyenlerin bir olmadığına dikkat çekilir.

Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? ”Düşünesiniz diye gerçekten size âyetleri açıkladık. Bilinmeyen bir şeyin sorulup araştırılarak öğrenilmesi istenmektedir.

Eğer bilmiyorsanız, bilenlerden sorun denmektedir Hadislerde de ilme teşvik vardır: “İlim talebi için yola çıkan kimse, dönünceye kadar Allah yolundadır.”

“Kim ilim öğrenmeyi talep ederse, bu onun geçmişteki günahlarına kefaret olur.” “Hikmetli söz mü’minin yitiğidir. Onu nerede bulursa, hemen almaya ehaktır.”

İlmin azalması, cehaletin artması dünyanın sonu olarak belirtilmiştir. İslâmiyet’te âlimin mürekkebi, şehidin kanından üstün tutulmuştur.

 Böyle bir din, ilme karşı olabilir mi? Zaten bütün ilimler, Allah’ın kâinat kitabının tefsiri ve açıklaması değil midir? Kur’an da O’nun kitabı, kâinat da. Kur’an’a ters düşen, ilim değil, ancak bir takım teori ve hipotezler veya ideolojik yaklaşımlar olabilir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Okunma sayısı : 100+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun