İslam’ın Makyavelizm’e bakışı nasıldır?

İslam’ın Makyavelizm’e bakışı nasıldır?
Tarih: 10.11.2021 - 20:00 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Ayet ve hadislere göre anlatır mısınız?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Makyavel, Prens adlı eserinde politik gücü elde etme ve kalıcı kılma hususunda ağırlıklı olarak İtalya ve Fransa tarihi üzerinden örneklemelere dayalı değerlendirmelerde bulunmuştur. Bu değerlendirmeler farklı toplumların yapısında da gözlemlenebilecek evrensellikler içerir.

Sonuç itibariyle Makyavel’e göre politik gücü ele geçirmenin soy asaletine ya da kişisel başarılara dayalı iki ana liderlik temeli bulunur. Bununla birlikte toplumsal koşulların da politik gücün el değiştirmesine uygun bir arza sahip olması gerekir. Ona göre zorluklarla ve asalete dayalı olarak ele geçirilen politik güç kalıcı olurken, kolaylıkla ve vekaleten ele geçirilen güç ise geçicidir.

Makyavel, politik olayları insanlar arası ve toplum ile lider arası ilişkiler vasatında ele almıştır. Bu vasatta egemen olan kişisel çıkar, kazanma hırsı, güç duygusu, rakibi her hâlükârda alt etme dürtüsü gibi psikolojik unsurlar olup, bu işi başarabilmek için gerekli olan gizli ya da açık faaliyetler işin doğası gereğine bağlanarak bir bakıma makulleşerek meşrulaştırılır.

Makyavel’in bu yaklaşımı ideal bir temelden yoksun olup, gücü elde etme ve kalıcı kılma hususunda pratik çözümlemeler içerir. Bununla birlikte politik liderlerin ne şekilde başa geçtiklerine yönelik eleştirel olarak değerlendirilebilecek ifşalarda bulunur.

Makyavel, politik liderlerin hem güçlü hem de kurnaz olmalarını salık verirken, iyilik ve kötülük ödül ve ceza gibi niteliklerini de mitolojiye atıfla yarı insan yarı hayvan ölçeğinde ele alır.

Dolayısıyla onun değerlendirmeleri daha çok insan nefsinin liderlikle birlikte azgınlaştığı tiranlık tipolojisine uygundur.

İslam dini ise her şeyden önce -politik olsun olmasın- her türlü liderliği ve güç sahipliğini ilahi bir emanet ve bulunulan ölçekte Allah adına yapılan bir görev olarak değerlendirir. Gücün elde edilmesinin ve uygulanmasının ise adil ve merhametli olan Allah Teala’nın adına tanımlayarak, her türlü gizli ya da açık zulümden kaçınılmasını ister.

Tüm insanlar Allah Teala’nın yeryüzündeki halifesi olarak yaratılmışlar ve buna uygun bir ahlakla muamele yapmakla emrolunmuşlardır.

İslam erdemlere dayalı bir idareciliği ve erdemlere dayalı olarak yükselmeyi onaylar.

İslam’ın öngördüğü yönetim tarzı için şirkten uzak imanla bütünleşmiş bir tevhit ekseni esastır.

Yöneticide iman olmadığı zaman, onun nefsani dürtüleri ile hareket ederek zulme yönelmesi açık bir husustur. İmanın esaslarından birisi olan ahiret gününe iman, yöneticinin hesap vereceği hüküm gününü ona daima hatırlatarak zulümden uzak tutar. 

Bunun aksi durumu ise Kur'an-ı Kerim rablik iddiası ve tağutluk olarak değerlendirir:

(Firavun kibir ve cehaletle:) “Sizin en yüce Rabbiniz benim! (Hayat sisteminizi tanzim ve sizi dilediğim gibi terbiye ediciyim).” demişti. (Naziat, 79/24)

Hayır, muhakkak ki insan gerçekten azgınlık yapar. (Alak, 96/6)

Allah, iman edenlerin Velisi (dostu ve destekçisi)dir. Onları karanlıklardan nura çıkarır; inkar edenlerin velileri ise tağuttur. Onları nurdan karanlıklara çıkarırlar. İşte onlar, ateşin halkıdırlar, onda süresiz kalacaklardır. (Bakara, 2/257)

İslam yöneticide aranacak birinci vasıf olarak adaleti tespit eder:

Allah size, mutlaka emanetleri ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne kadar güzel öğütler veriyor! Şüphesiz Allah her şeyi işitici, her şeyi görücüdür. (Nisa, 4/3)

Allah'ın sana gösterdiği şekilde insanlar arasında hükmedesin diye sana Kitab'ı hak ile indirdik; hainlerden taraf olma! (Nisa, 4/58).

Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutan, kendiniz, ana-babanız ve akrabanız aleyhinde de olsa Allah için şahitlik eden kimseler olun. (Haklarında şahitlik ettikleriniz) zengin olsunlar, fakir olsunlar Allah onlara (sizden) daha yakındır. Hislerinize uyup adaletten sapmayın, (şahitliği) eğer, büker (doğru şahitlik etmez), yahut şahitlik etmekten kaçınırsanız (biliniz ki) Allah yaptıklarınızdan haberdardır. (Nisa, 4/105)

Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor. (Nahl, 16/76)

Kur'an-ı Kerim’de, yöneticilik için asalet belirleyici değildir. Önemli olan bedenen ve zihnen bu işe liyakat ve ehilliktir. Talut örneği üzerinden bu durum şöyle tespit edilir:

"Muhakkak ki Allah, size onu seçti. Ona bilgice ve vücutça bir üstünlük verdi. Allah mülkü (idareyi) kime dilerse ona verir. Allah'ın (nimeti) boldur. Allah hakkıyla bilicidir." (Bakara, 2/247).

Yine Mısır’da bir köle olan Hz. Yusuf’un daha sonra yükselmesini de onun sahip olduğu nitelikler ile açıklar:

İşte böyle. Rabbin seni seçecek, sana olayların yorumuna ait bilgiler öğretecek ve hem sana ve hem de Yakup soyuna, bundan önce ataların İbrahim ve İshak'a tamamladığı gibi nimetini tamamlayacaktır. Şüphe yok ki, Rabbin her şeyi bilendir, hikmet sahibidir. (Yusuf, 12/6)

Pek çok hadis-i şerifte de idarecinin vasıfları insani erdemlerle tanımlanmıştır:

“Allah Teâlâ’nın, insanlar üzerine idareci yaptığı bir kimse, onları samimiyet ve ihlâsla sahiplenip korumazsa, cennetin kokusunu (bile) alamaz.” (Buhârî, Ahkâm, 8)

“Müslümanların işlerini üstlenip de onlar için çalışıp çabalamayan hiçbir idareci, onlarla birlikte cennete giremez.” (Müslim, Îmân 229, İmâre 22).

“Bir devlet reisi kapısını ihtiyaç ve sıkıntı içinde olanların, yoksulların yüzüne kapatırsa, Allah Teâlâ da göklerin kapısını onun sıkıntılarına, ihtiyaçlarına ve arzularına kapatır.” (Tirmizî, Ahkâm, 6/1332)

“Allah Teâlâ bir kimseyi Müslümanların başına idareci yapar, o da halkın işlerinin bitirilmesine, ihtiyaç ve sıkıntılarının giderilmesine mani olmaya kalkarsa, Allah Teâlâ da onun işlerinin bitirilmesine, ihtiyaç ve sıkıntılarının giderilmesine mani olur.” (Ebû Dâvûd, Harâc, 12-13/2948)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun