İslam'ın dirilişine bir Müslüman nasıl katkıda bulunabilir?

İslam'ın dirilişine bir Müslüman nasıl katkıda bulunabilir?
Tarih: 03.04.2018 - 00:57 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Emareleri görünen İslam'ın dirilişine bir Müslüman nasıl katkıda bulunabilir?
- Şüphesiz ki dünyada olanlar İslam aleminde olanlar gösteriyor ki İslam Milliyeti diriliyor. Allah'ın vadettiği gibi İslam'ın dünyaya hakim olma emareleri görünüyor. Bir Müslümanın bu dirilişe uzaktan bakmayıp tamamen bütün benliğiyle o dirilişe katkıda bulunması nasıl olur?
- Bir Müslüman bu dirilişin içinde olmak için neler yapmalıdır, neler okumalıdır, neler için çalışmalıdır?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Önce şunu unutmamak gerekir ki, hiç kimsenin gücünün üstünde bir sorumluluğu yoktur. Onun için herkes kendi gücü nispetinde hizmet etmekle mükelleftir.

Bu diriliş daha çok manevi cihad olan ilim, fikir alanında olacağı görünüyor. Buna göre bu manevi cihad sahasında, ilim, fikir, istikamet, strateji, siyaset, ekonomi gibi farklı alanlarda güç sahibi olanların seferber olmaları gerekir.

- Bugünkü İslam’ın dirilişi, Müslümanların dirilişinin kapısını açacak yegâne sihirli anahtardır. Bu sebeple, İslam’ın dirilişini sağlayan altyapının çok sağlam olması gerekir. “Kaş yaparken, göz çıkarmak” gibi bir talisiz duruma düşmemek için bu alt yapının harcı olan, ilimler, bilgiler, fikirler, zekâlar, akıllar gibi manevi donanımların çok sağlam olması icap eder.

Bu karmaşık stratejilerin uygulandığı günümüzde istikametli bir standart yakalamak, fertlerin değil, cemaatlerin / heyetlerin işidir.

O halde, öncelikle, dinimizi herkesten önce biz bileceğiz. Bütün insanların artık bıktığı kavgalardan uzak bir stratejiyi takip edebilmek için, şiddetten uzak, adaletli, merhametli, şefkatli, toleranslı, hoşgörülü yüzüne hasret kaldığımız  “doğru İslam’ı görmeye ve İslam’ı doğru anlamaya” çalışmalıdır. 

-  “Unutmayalım ki, 'Din hayatın hayatı, hem nuru, hem esası. İhya-yı din ile olur şu milletin ihyası.' İslâm (âlemi) bunu anladı… Başka dinin aksine, dinimize temessük derecesi nisbeten milletin terakkisi; İhmali nisbetinde idi Milletin tedennisi.. (Bu) Tarihî bir hakikat, ondan olmuş tenâsi…” (bk. Sözler, s. 717)

- İslam, silm kökünden gelen, huzur ve güveni esas alan bir barış dinidir. Önce kendimizle barışacağız. İmanlı kalbimizle arsız nefsimizi hakta buluşturacağız. Sonra yakın çevremizle ilgileneceğiz. Güzel bir söz var: "Herkes kendi evinin önünü süpürürse belediyeye ihtiyaç kalmaz." Kendi iç donanımlarıyla ittihat kuramayanın ittihad-ı İslama ne hizmeti olabilir ki?

İslam dini, bütün hakikatlerini akla kabul ettiren bir ilim dinidir.

“...Zaman-ı saadetten şimdiye kadar hiçbir tarih bize bildirmiyor ki; bir Müslüman muhakeme-i akliyesiyle başka bir dini, İslâmiyet'e tercih etmiş olsun ve delil ile başka bir dine dâhil olmuş olsun. Dinden çıkanlar var, o başka mesele.. taklid ise, ehemmiyetsizdir.”

“Halbuki edyan-ı saire müntesibleri mutlaka fevc fevc, muhakeme-i akliye ile ve bürhan-ı kat'î ile daire-i İslâmiyet'e dâhil olmuşlar ve olmaktadırlar. Eğer biz, doğru İslâmiyet'i ve İslâmiyet'e lâyık doğruluğu ve istikameti göstersek, bundan sonra onlardan fevc fevc dâhil olacaklardır.(bk. Münazarat, s. 45-46)

- Kendisi dürüst olmayan bir kimsenin başkasına dürüstlük ve doğruluk dersini vermeye kalkması abesle iştigaldir.

“Evet sıdk ve doğruluk, İslâmiyetin hayat-ı içtimaiyesinde ukde-i hayatiyesidir. Riyakârlık, fiilî bir nevi yalancılıktır. Dalkavukluk ve tasannu, alçakça bir yalancılıktır. Nifak ve münafıklık, muzır bir yalancılıktır. Yalancılık ise, Sâni'-i Zülcelal'in kudretine iftira etmektir.  Küfür, bütün envaıyla kizbdir, yalancılıktır. İman sıdktır, doğruluktur. Bu sırra binaen kizb ve sıdkın ortasında hadsiz bir mesafe var; şark ve garb kadar birbirinden uzak olmak lâzım geliyor. Nar ve nur gibi birbirine girmemek lâzım. Halbuki gaddar siyaset ve zalim propaganda birbirini karıştırmış, beşerin kemalâtını da karıştırmış.” (bk. Hutbe-i Şamiye, s. 45-46)

- İnsanlarla hakikatin asgari müşterekinde uzlaşabilmeyi öğrenmeliyiz.

- Güzel bir şeyde ittifak, ondan daha güzelinde ihtilaf varsa, güzel, daha güzelden daha güzel olur. Bu nurani ölçüye dikkat edeceğiz.

- Bir diriliş hareketinin başarılı olması için, “tepeden inme değil, temelden çıkma” prensibine sahip olmalıdır. Bir binanın sağlam temelleri oluşturulmadan binanın inşaatına başlamak yanlıştır. Fertleri ıslah etmeden toplumu İslam etmek mümkün değildir. Tepeden inme hareketler, toplum bünyesine inme getirir, felç eder.

- Kur'an’ın Hz. Peygamber (asm)'in kalbine indirilmesi, ıslah hareketlerinin önce kalplerden başlamasının gereğine işarettir.

“Zulmedenleri hariç, Ehl-i kitab ile en güzel olan şeklin dışında bir tarzda mücadele etmeyin ve onlara şöyle deyin: Biz, hem bize indirilen kitaba, hem size indirilen kitaba iman ettik. Bizim İlahımız da sizin İlahınız da bir ve aynı İlahtır ve Biz O’na gönülden teslim olduk." (Ankebut, 29/46)

mealindeki ayette, Ehl-i kitap olanlarla güzel bir şekilde mücadele edilmesi emredilmiştir.

İhtilaf değil, ittifak noktaları nazara verilmiştir. Karşı tarafın da şeref duyduğu “kitab”a iman gibi bir asgari müşterekte uzlaşma ön görülmüştür.

Bediüzzamanın ifade ettiği üzere, “Ehl-i kitap” kavramı “ehl-i mektep” manasını da ihtiva ettiği için, bu asrın tahsil görmüş nesillerine karşı da bu metodun kullanılması Kur'an’ın emri olarak zorunludur.

- “Biz muhabbet fedaileriyiz husumete vaktimiz yoktur.” (Hutbe-i Şamiye, 88) düsturunu hayatımızın rehberi yapsak, aşağıdaki Bediâne müjdeyi beklemeye hakkımız olur:

“Ben dünyaya işittirecek bir derecede kanaat-ı kat'iyyemle derim: İstikbal yalnız ve yalnız İslâmiyet'in olacak ve hâkim, hakaik-i Kur'aniye ve imaniye olacak. Öyle ise şimdiki kader-i İlahî ve kısmetimize razı olmalıyız ki; bize parlak istikbal, ecnebilere müşevveş bir mazi düşmüş..."

"Eğer biz ahlâk-ı İslâmiyenin ve hakaik-i imaniyenin kemalâtını efalimizle izhar etsek, sair dinlerin tâbileri elbette cemaatlerle İslâmiyet'e girecekler. Belki küre-i arzın bazı kıtaları ve devletleri de İslâmiyet'e dehalet edecekler." (bk. Emirdağ Lahikası-II, s. 142-143)

Bunlar sadece birer sermeşktir, aşk edebilirisiniz…

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun