Oğuz Kağan, Zülkarneyn (a.s) mıdır?

Soru Detayı

Orhun Kitabelerinde geçen Oğuz Kağan'ın sözleri: "Gittiğim yerlerde güneşin kavurduğu, güneşin battığı son millete gittim. Onların arasında hüküm verdim. Sonra dünyanın öbür ucuna, güneşin doğduğu yere vardım. Orada bulduğum milleti boyunduruğum altına aldım. Birbirileriyle olan çekişmelerine son verdim. Ordumla Tengri buyruğu olarak adalet getirdim. Tengri buyruğu olarak bunları yaptım…." Ayrıca: "Rahat hayata, zenginliğe, Çin'in ipeğine kanma! Milletime, altını, beyaz gümüşü kazandırdım. Hükmettiğim milletlere hakem olup, madenler erittim."... Kehf Suresinde anlatılanlarla örtüşüyor?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Zülkarneyn adı Kuran-ı Kerimde zikredilen ve övgü ile anılan bir zattır. Zülkarneyn'in kim oluğu ve neden kendisine bu lakabın takıldığı konusu, tartışmalı bir husustur. Bu konuda şunlar ifade edilmiştir:

a) Zülkarneyn, milattan önce 322 yılında vefat etmiş olan Makedonya Kralı Büyük İskender'dir.

Peygamberliği kesin olmamakla birlikte iyi bir mümin olduğu kabul edilmektedir. Cihan hakimiyetine ulaşmış bulunduğundan veya İran ve Roma imparatoru olduğundan ya da bir yiğitlik simgesi olmak üzere tacında iki boynuz bulunduğundan yahut saçlarını iki örgü halinde ördüğünden kendisine Zülkarneyn denilmiştir. (Razi, XXI, 163)

Ancak bu görüş genellikle zayıf bulunmuştur; Zira milattan üç yüz küsur sene öncesi gibi yakın bir tarihte yaşamış ve dünya tarihinin seyrini değiştirmiş olan bir fatihin hayatının önemli olaylarının meçhul kalması ve yaptığı çok güçlü bir seddin nerede bulunduğu ve buna sebep olan Ye'cuc ve Me'cuc'ün hangi kavimden olduğunun bilinmemesi zayıf bir ihtimaldir.

Ayrıca İskender'in mümin değil, batıl inançlara sahip bir kimse ve puta tapan bir milletin hükümdarı olduğu bilinmektedir.

Halbuki kıssadan anlaşıldığına göre Zülkarneyn mümin ve salih bir kuldu.

Kısacası Zülkarneyn'in özellikleri Büyük İskender'e uymamaktadır.

b) Zülkarneyn'den maksat, İran İmparatoru Kisra Haris'tir (Hüsrev veya Sayris).

Bu görüşü savunanlara göre Zülkarneyn'in Kuran'da anlatıldığı üzere Allah'a inanmış, adil bir hükümdar olması, iki boynuzlu büyük bir fatih olması, Ye'cuc ve Me'cuc'e karşı meşhur seddi yapmış olması gibi özellikleri, tamamen olmasa bile büyük ölçüde Kisra'ya uymaktadır. Kisra milattan önce 549 yılında tahta çıktıktan sonra birkaç yıl içinde Medyen ve Lidya krallıklarını ele geçirmiş, 539'da Babil'i fethetmiş, daha sonra doğuda Sind ve Türkistan'ı, batıda Trakya ve Makedonya ile Mısır ve Libya'yı, kuzeyde ise Kafkasya'yı ele geçirmiştir. (Mevdudi, III, 175)

c) Zülkarneyn, Yemen hükümdarlarından Sa'b b. Rayiş'tir. (Elmalılı, V, 3278)

Mütercim Asım Efendi de Zülkarneyn'in Yemen'de Himyer kabilesinden Ezva ('zu'nun çoğulu) denilen hükümdarlardan Sa'b adında bir hükümdar olduğunu, Hz. İbrahim ile buluşup ondan feyiz aldığını ve Rum İskender ile aralarında bin dokuz yüz elli sekiz sene gibi uzun bir sürenin bulunduğunu ifade etmektedir. (Asım Efendi, Kamus Tercümesi, "İskender" md.)

Bu rivayetler ve değerlendirmeler bugün de tartışılabilir. Çünkü gerek Büyük İskender'in, gerekse İran kisrasının zamanları miladi tarih başlangıcına nisbeten yakın olduğu için, hayatlarının meçhul kalması uzak bir ihtimaldir. Ye'cuc ve Me'cuc'ün saldırılarını önlemek maksadı taşıyan set, bunların zamanında yapılmış olsaydı, nerede ve ne zaman yapıldığı tarihi vesikalara geçer ve zamanımıza kadar ulaşabilirdi. Demir kütleleri ve eritilmiş bakırın kullanıldığı sağlam bir seddin, bu tarihten zamanımıza kadar özellikle Kuran'ın indiği zamana kadar yok olması ise mümkün görülmemektedir.

Şu halde bu set çok eski zamanlarda yapılmış olmalıdır. Bu durum, Zülkarneyn'in Büyük İskender ve kisradan çok önce yaşamış olduğunu gösteren bir ipucudur.

Zülkarneyn unvanının Arapça olması ve Yemen hükümdarlarına Zu Nüvas, Zu Yezen ve Zünnun gibi unvanların verilmiş olması, Zülkarneyn'in eski Yemen hükümdarlarından olması ihtimalini kuvvetlendirmektedir.

d) Bir görüşe göre de Zülkarneyn Akkad Kralı Naram-Sin'dir. 2230-2174 yılları arasında elli altı yıl veya 2254-2218 yılları arasında otuz yedi yıl hüküm sürmüş, imparatorluğun sınırlarını dört yönde genişleterek Mezopotamya, İran'ın batı kısımları (Huzistan), Arabistan'ın kuzey yarısı (veya tamamı), Mısır, Filistin, Lübnan, Suriye, Güney ve Güneydoğu Anadolu, Kıbrıs ve Bahreyn'i fethetmiştir.

Naram-Sin'in çok uzun müddet hüküm sürmesi, pek çok ülkeyi fethetmesi yanında diğer bir önemli özelliği de putperest mabedleri yıkarak tanrı heykellerini parçalamasıdır. Bu da, Zülkarneyn'in Kuran'da belirtilen tevhid inancına sahip biri olma özelliğine uymaktadır.

Sonuç itibariyle “Zülkarney”nin yukarıda ifade ettiğimiz şahıslardan biri mi yoksa Oğuz Kağan mı veya başka birsi mi olduğu kesin olarak bilinmemektedir. (bk. TDV İslam Ansiklopedisi, Zülkarneyn md.)

İlave bilgi için tıklayınız:

Zülkarneyn'in kurduğu sed ile Büyük İskender'in kurduğu seddin ...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
7.213 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun