"İmamlar Kureyş'tendir." sözü bir hadis midir? Hadis ise bunu nasıl anlamalıyız?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İslam hukukuna göre, ümmeti yönetecek olan halifenin, kureyşli olması vasfının şartlılığı ve bu konuda gelen hadislerin bağlayıcı olup olmaması hususu, alim ve araştırmacıları zamanımıza kadar meşgul edegelmiştir.

Bu hadis değişik lafızlarla rivayet edilmiştir. (bk. Buhâri, Ahkâm, 4; Müslim, İmâre, 4) Ancak genelde aynı manayı taşımaktadırlar:

“Hilâfet Kureyş'tedir.” (Müsned, 4/185; Heysemi, Mecmau’z-zevâid, 1/336, 4/192)

“Emirler Kureyş'tendir.” (Hâkim, Mustederek, 4/501)

“İmamlar Kureyş'tendir.” (Müsned, 3/129, 4/421)            

İmam Nevevi, Sahih-i Müslim’in şerhinde mevzuu ile ilgili rivayetlerin sonunda şunları söylemektedir: Bu ve benzeri hadisler, hilâfetin Kureyş’e hâs bir durum olduğuna delildir. Onlardan başkalarına akdetmek caiz değildir. Sahabe ve ondan sonraki devirlerde bunun üzerinde icmâ edilmiştir. Kâdi İyâd ise şöyle der: Kureyşli olması şartı bütün alimlerin görüşüdür. Sakife günü Ensar’a karşı Ebu Bekir (r.a.) ve  Ömer (r.a.), bu hadisi delil getirdiklerinde hiçbir kimse karşı çıkmamıştır. (bk. Müslim, Nevevi Şerhi), 12/200)

Bazı alimlere göre, hilafete ehil bir Kureyşli bulunmadığı zaman, başka milletlerden ehil kimseler onlara vekaleten hilafeti üstelmiş olurlar. Buna göre, tarihte değişik bölgelerde bazen Kureyş olmayanların hilafeti bu bağlamda değerlendirilmelidir. (krş. İbn Hacer, ilgili hadislerin şerhi)

Mehmet Sofuoğlu ise, Hilâfetin Kureyş’lilere mensup olmasının, hilâfetin sıhhatinin şartı olmayıp önceliğin ve tercih nedenin olacağını söyleyen İslam alimlerinin bulunduğunu ifade etmektedir. (Sofuoğlu, Sahih-i Buhari  tercümesi, 15/6691)

Muhammed Hamidullah da; bu hadisin bir emir değil de olacak şeyi önceden haber verme (tebşir)’den ibaret olduğu görüşündedir. (Muhammed Hamidullah, Rasulullah (s.a.v.), s. 323)

Hadis kaynaklarında hilâfet kelimesiyle birlikte halife, imam, emîr kelimelerinin de yer aldığı ve bunlarla, ileride oluşacak terim anlamına da zemin hazırlayabilecek şekilde "devlet başkanı, yönetici, lider" gibi anlamların kastedildiği görülür. Çeşitli hadislerde, âdil devlet başkanı övülüp onun kıyamet günü Allah tarafından gölgelendirilmek suretiyle mükâfatlandırılacağı, belirtilmekte (Buhari, Zekât, 16; Müslim, Zekât 91), zalim devlet başkanı yerilmekte (Tirmizî, Ahkâm, 42), devlet başkanının tıpkı bir çoban gibi emri altındakilerin sorumluluğunu taşıdığı (Müslim, İmâre, 20), onun bir koruyucu olduğu ve günah olanı emretmediği sürece kendisine itaat etmek gerektiği (Buhârî, Cihâd, 108-109), gerçek anlamda hilâfetin (hilâfetü'n-nübüvve) otuz yıl süreceği ve daha sonra saltanata dönüşeceği, (Ebû Dâvûd, Sünnet, 8) kaydedilmektedir.

Müslüman toplumlarda devlet başkanlığına hilâfet denmesi, halifenin risâlet görevi hariç Hz. Peygamber'in yerine geçerek onun dünyevî otoritesini temsil etmesi, yeryüzünde dinin hükümlerini uygulamak, dünya işlerini düzene koymak üzere Allah'ın yeryüzündeki hâkimiyetini veya bütün müminlere ait olan hilâfet ve yetkiyi temsil etmesi gibi sebeplerle açıklanır.

Halifelerin Kureyşten olmasını, bir haber ve müjde olarak değerlendirmenin daha isabetli olacağını düşünüyoruz.

İlave bilgi için tıklayınız: HİLAFET.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun