İmamı Rabbani, Zahir isminin kadında tecellilerini gördüğünü söylüyor, bunu nasıl anlamalıyız?

Tarih: 02.02.2014 - 10:55 | Güncelleme:

Soru Detayı

- İmamı Rabbani'nin Birinci Mektup'taki şu sözlerini nasıl anlamalıyız:

"... Bu tarikat edeplerine dair işlere devamım sırasında, Yüce Allah'ın ZÂHİR ismine bir zuhur yeri olma şerefine erdim; hem de tam manası ile her şeyden ayrı bir manada. O kadar ki: Bütün eşyada, tek tek bu tecelliyi gördüm, özellikle kadınların kisvesinde. Hatta ayrı ayrı her yanlarında. Bu kadınlar zümresine o kadar ram oldum ki: Anlatamam. Bu ram olma işinde çaresiz bir duruma düştüm.... ..."

"Hâsılı: Su gibi eridim; bu kadınların elinde eriyip aktım. Anlattığım manada bir tecelli her yemekte ve içmekte, her giyim işinde başka başka oluyordu. Lezzetli mükellef bir yemek sofrasında (veya yenen şeyin kendisinde) bulduğum lezzeti, başkasında bulamadım. Bu değişiklikler, tatlı su ile tuzlu beyninde oluyordu: belki de her şeyde... Her şeyin tadı, başkalarından ayrı olarak, kendi değişik derecelerine göre kemal hususiyetleri arasındaydı. O kadar ki: Bu tecellilerin özelliklerini yazı ile anlatmak mümkün değildir..."

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İmam Rabbanî gibi büyük bir velinin sözlerini yanlış yönlere çekmek elbette yakışmaz.

İsm-i Zahir’in tecellisi, her şeyin dışına yansıyan, Allah’ın Hakim, Alîm, Kadîr ve Müzeyyin gibi isimlerinin de güzelliklerini gösteren nuranî bir yansımadır.

Kadınlarla ilgili sözleri ise,

“İnsanlar için kadınlar süslü gösterildi.” (Âl-i İmran, 3/14)
mealindeki ayet ile 
“Dünyanızdan bana üç şey sevdirildi: Kadınlar, güzel koku ve namazdaki gözümün aydınlığı.” (Kenzu’l-Ummal, h. No:18913)

manasındaki hadis-i şerif çerçevesinde değerlendirmek, yani ilahî hikmet, tezyin ve tasvir açısından bakmak gerektir. Öyle zannediyoruz ki, İmam bu hakikatin zuhurundan söz etmek istemiştir.

İmam-ı Rabbani’nin burada anlattığı şey, Allah’ın “ez-Zahir” isminin tecellisidir. Allah’ın bir takım eşya üzerinden bazı isim ve sıfatlarını izhar etmesi mümkündür. Nitekim Musa Aleyhisselam’a ağaçtan tecelli etmiş ve kendisiyle görüşmüştür. Bu ifadelerden Allah’ın eşyanın içine girdiği (hulûl) yönünde bir fikre kapılmamak gerekir. Zira eşyada zuhur eden Allah’ın kendisi değil bilakis onun ismi veya sıfatıdır. Yani Allah (c.c.) söz konusu ismini belli bir eşya üzerinden kuluna yoğun biçimde hissettirmektedir.

İmam-ı Rabbani’ye bu tecellinin ayrıca kadınlar üzerinden gerçekleşmesinin kesin sebebini bilmemiz mümkün olmamakla beraber, kadınların cemal, letafet ve şefkat yönünden erkeklere nispetle daha baskın olduğu, bu sebeple onların ilahi güzelliği ve rahmeti daha iyi yansıtabileceği de düşünülebilir.

Bununla birlikte İmam-ı Rabbani’nin mektupta hallerini şeyhine arz ettiği ve şeyhinden bunları doğru biçimde yorumlayıp kendisini aydınlatmasını istediği de göz önünde bulundurulmalıdır. Nitekim İmam-ı Rabbani’nin bu gibi hallerini şeyhine arz edip kendisini irşat etmesi istediği yönünde başka mektuplarda da bilgiler yer almaktadır. (bk. İmam Rabbani, Mektubat, On Birinci Mektup)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun