Hz. Şit (a.s.)'a elli sahife indirildiği halde Kur'an-ı Kerim'de neden ismi geçmiyor?

Tarih: 14.09.2009 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Önce şunu belirtelim ki, kaynaklarda bu konuyla ilgili bir bilgiye rastlayamadık.

Elli sahife almış bir peygamber olarak Kur’an’da zikredilmemesinin bir hikmeti elbette vardır. Bizim bilmememiz, olmadığını göstermez.

Bununla beraber, bu konuda bir iki hikmetini şöyle açıklayabiliriz:

a. Hz. Şit (as), Hz. Adem (as)’ın oğludur. İnsanlığın babası olan ve kendisine on sahife verilen Hz. Adem’den bahsedilmesi, onun dininin bir varisi ve on sahifenin biraz daha geniş bir açıklaması hükmünde olan elli sahifeyi vahiy alan Hz. Şİt’ten bahsedilmesine ihtiyaç bırakmamış olabilir. Hz. Şit’in sahifeleri fazla da olsa, Hz. Adem’in hayat hikayesi insanlık camiası için çok daha önemli olduğundan onun zikredilmesi daha uygun görülmüş olabilir.

b. Kur’an’da, insanlığın birinci babası olan Hz. Adem (as) ile ikinci babası olan Hz. Nuh (as) dışında -Hz. İbrahim (as) devrine kadar gelip geçen- peygamberlerden söz edilmemiştir. Burada Hz. İdris (as) konumu itibariyle bir istisna teşkil etmiş olabilir. Kur’an’da neden sadece Hz. İbrahim’le başlayan süreçte yer alan bazı peygamberlerden söz edilmiştir? Çünkü;

Kur’an’ın ilk muhatabı  durumundaki Araplar Hz. İbrahim (as)’ı yakından tanıyor ve ona saygı  gösteriyorlardı. Hem de o süreçte yaşayan peygamberlerin ve kavimlerinin bulunduğu coğrafya da Arapların bulunduğu bölgelerle yakın ilişkisi vardı. Oysa, Hz. Şit (as) gibi peygamberler -o bölgelerde yaşamış olsa bile- Arapların pek bilmediği bir tarih boyutunda kalmışlardır.

Yine İslam dininin geldiği bölgede ve komşu bölgelerde Yahudilik ve Hristiyanlık da vardı. Bunların İslam’a karşı muhalefet etmeleri sebebiyle, onların kendi peygamberlerine karşı da takındıkları olumsuz tavırlarını yüzlerine vurmak için, onların peygamberlerinden söz etmek gerekiyordu. Sahifeleri olsa bile Hz. Şit (as)’ın bu sürece bu anlamda müspet bir katkısı olamazdı.

Keza, bütün hak dinlerin gerçek varisi olan ve hatta bütün bu semavî dinlerin ortak adı olan İslam’ın kaynağı olan Kur’an’da bu üç büyük dininin ortak paydası olan Hz. İbrahim (as)’in başlattığı sürecin esas alınması, İslam dininin bu evrensel kimliğine çok uygun düşmüştür.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun