Hz. Meryem'in Beytülmakdis’e gönderilmesinin nedeni neydi?

Soru Detayı

- Hz. Meryem'in ya da diğerlerin Beytülmakdis’e gönderilmesinin nedeni neydi?
- Bu bir gelenek miydi yoksa dinin gereği miydi?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İslâmî kaynaklarda Meryem kelimesinin reym kökünden “istemek, bir yerden ayrılmak” anlamında Arapça menşeli bir kelime olduğunu söyleyenler bulunsa da aslının İbrânîce olup Arapça’ya Süryânîce’den geçtiği (Lisânü’l-Arab, “rym” md.) ve “ibadet eden” manasına geldiği kabul edilmektedir. (Zemahşerî, I, 551; Âlûsî, I, 316)

Hz. Meryem’in dünyaya gelişine dair Kur’ân-ı Kerîm, hadis ve diğer İslâmî kaynaklarda yer alan bilgiler şöyledir:

Hz. Meryem’in annesi Hanne; yaşlanıp çocuk doğurmaktan âciz bulunduğu ve bir ağacın gölgesinde oturduğu sırada, bir kuşun, yavrusunun ağzına yiyecek verdiğini görünce, kendisinde, bir oğlan çocuğu olması arzusu uyandı.

Bir oğlan çocuğu ihsan etmesi için Allâh'a yalvardı.:

“Ey Allâhım! Eğer, bana, bir erkek çocuğu ihsan edersen, onu, Beytülmakdis’e vakfetmek, adak ve şükrâne olarak onun hizmetinde bulundurmak, üzerime, borç olsun!” dedi.

Hanne’nin bu adağı, Kur’ân-ı Kerim'de şöyle açıklanır:

“Hani, (İmran’in) karısı: Rabb’im! Karnımdakini, âzâdlı bir kul olarak Sana adadım. Benden olan bu (adağı) kabul et! Şüphesiz, (niyazımı) hakkıyle işiten, (niyetimi) kemaliyle bilen Sensin Sen!” demişti.” (Âl-i İmran, 3/35)

Adanılan çocuk; Mescid’in hizmetlerini görür, erginlik çağına basıncaya kadar, hizmetten ayrılmazdı. Erginlik çağına girdikten sonra, orada kalmak veya ayrılıp gitmek hususunda serbest bırakılır, gitmek isterse, arkadaşlarından izin alırdı. Oradan çıkıp gitmesi, onların bilgisi dahilinde olurdu.

Mescid hizmetine, erkek çocuklardan başkası, adanmazdı. Kızlar, bununla mükellef tutulmazlar; Hayz görmeleri ve rahatsızlığa uğramaları sebebiyle, bu hizmete elverişli görülmezlerdi.

Hanne’nin bu adağı, onun erkek çocuk beklediğini göstermektedir, zira Yahudi Şeriatına göre mabede erkek çocuklar adanmaktadır. [bk. P. Johnstone, Maryam, EI² (Fr.), VI, 613-617]

Hanne; Hz. Meryem’e gebe olup, karnındakini, adayınca, kocası İmran “Vah yazık sana! Sen, bunu, ne diye yaptın?! Eğer, karnındaki, kız olursa, kız da bu hizmete elverişli bulunmadığına göre, şu yaptığın şeyi gördün mü?!” dedi. İkisi de üzüntüye düştüler.

Hanne’nin duası kabul edilir, fakat bir kız çocuğu dünyaya getirince şaşırır, ancak Allah Hanne’nin adağını da kabul eder. (Sa‘lebî, s. 284)

Kur’an’da İmrân’ın karısının doğacak çocuğunu rabbe adadığı, kız olunca ona Meryem adını verdiği, kovulmuş şeytana karşı onun ve soyunun korunmasını dilediği ve Allah’ın bu dileği kabul ettiği nakledilmektedir (Âl-i İmrân 3/35-37)

Hadiste de Meryem ve Îsâ’nın günahtan korunmuşluğuna işaret edilmektedir. Çocuğa annesinin isim vermesi ve babasından hiç söz edilmemesi, Meryem’in babasının daha o doğmadan önce vefat ettiği şeklinde yorumlanmaktadır. (Müsned, II, 233; Buhârî, Enbiyâ, 44; Tefsîr, 3/31; Taberî, Câmiu’l-beyân, III, 235; Fahreddin er-Râzî, VIII, 27)

Hanne, adağı gereği çocuğunu doğar doğmaz veya sütten kesildikten sonra Hârûn soyundan din adamlarının bulunduğu Beytülmakdis’e götürerek onlara teslim eder. Zekeriyyâ, Meryem’in teyzesinin kocası olduğu için onu himayesine almak isterse de Yahudi din adamları, Meryem’in babası İmrân’ın kendi dinî liderleri olması sebebiyle çocuğu kendileri almak istediklerinden bunu kabul etmezler.

Sonuçta Tevrat’ı yazdıkları kalemlerini suya atmak suretiyle kura çekerler. On dokuz veya yirmi dokuz kişi arasından sadece Zekeriyyâ’nın kalemi suyun üzerinde kalır; böylece Meryem’in himayesini o üstlenir. (Taberî, Câmiu’l-beyân, III, 241-244, 246)

Zekeriyyâ, Meryem’i himayesine alır ve evine götürüp teyzesine teslim eder, ayrıca ona bir sütanne tutar; Meryem ergenlik çağına gelince onu annesinin adağının gerçekleşmesi için mâbede götürür. Meryem orada bir odaya yerleşir.

Kur’an’da anlatıldığına göre Allah ona hüsnü kabul gösterir ve onu güzel bir bitki gibi yetiştirir. Melekler ona,

“Ey Meryem! Allah seni seçti; seni tertemiz yarattı ve seni bütün dünya kadınlarına üstün kıldı. Rabbine ibadet et, secdeye kapan, eğilenlerle beraber sen de eğil.”(Âl-i İmrân 3/37, 42-43)

diye tavsiyelerde bulunurlar

Ergenlik çağına gelen Meryem ya hiç âdet görmez veya âdetli günlerinde teyzesinin evine gider, âdeti bitince de geri dönerdi. Yaşı bir hayli ilerleyen Zekeriyyâ, artık Meryem’le ilgilenemeyecek hale gelince İsrâiloğulları’ndan Meryem’i himaye edecek birini bulmalarını ister. Çekilen kura sonucu Meryem amcasının oğlu Yûsuf’un himayesine verilir. (Sa‘lebî, s. 285)

Bazı kaynaklarda Yûsuf yerine Cüreyc ismi geçmektedir. (Taberî, Câmiu’l-beyân, III, 246)

İlave bilgi için tıklayınız:

Hz. Meryem'in annesi neden erkek çocuk istiyor kız istemiyor? 
Al-i İmran, 36. ayett neden "kız erkek gibi değildir" yerine "erkek kız gibi değildir" ifadesi yer almıştır?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
EN ÇOK SORULANLARDAN
UYGULAMALAR