Hz. Ebu Bekir yaşlı kadına bakıp evini süpürdü mü?
Hz. Ebu Bekir'in hilâfeti döneminde yaşlı ve görmesi olmayan bir kadının evine gidip ona baktığı ve evini süpürdüğü anlatılıyor bu kıssanın sıhhati nedir?ir'in hilâfeti döneminde yaşlı ve kör olan bir kadının evine gidip ona baktığı e süpürdüğü anlatılıyor bu kıssanın sıhhati nedir?
Değerli kardeşimiz,
Kaynaklarda, Hz. Ebû Bekir'in (ra) halifeliği döneminde Medine'nin kenar mahallesinde yaşayan yaşlı ve âmâ bir kadına gizlice hizmet ettiği yönünde meşhur bir rivayet bulunmaktadır.
Rivayete göre Hz. Ömer (ra) şöyle anlatır:
Hz. Ebu Bekir'in hilafeti zamanında Medine'nin kenar mahallesinde âmâ ve ihtiyar bir kadın vardı. Ben her gün ona uğrayıp ihtiyaçlarını gidermeye çalışırdım. Ancak ne zaman gitsem, benden önce birinin gelip bütün işlerini yaptığını görürdüm.
Bir gün bunun kim olduğunu öğrenmek için erkenden gidip saklandım. Bir de baktım ki, her gün gelip kadının ihtiyaçlarını gören kişi Halife Ebu Bekir'den başkası değildir. Onu görünce hayretle:
“Hayatıma yemin olsun ki bunu yapan sensin!” dedim. (Suyuti, Tarîhu'l-Hulefa, s. 80; ibn Asakir, Tarihu Dımaşk, 30/322)
Bu rivayet tarih kaynaklarında yer almakla birlikte, alimlerinin isnadı hakkında sahih, hasen veya zayıf şeklinde açık bir değerlendirmesine rastlayamadık.
Bununla birlikte, rivayette anlatılan davranış Hz. Ebu Bekir'in (ra) bilinen şahsiyeti ve hayatıyla uyumludur. Nitekim onun halife olduktan sonra da son derece mütevazı bir hayat yaşadığı, ihtiyaç sahiplerine bizzat hizmet ettiği ve yaptığı hayırları mümkün olduğunca gizlemeye özen gösterdiği tarih kaynaklarında sıkça anlatılmaktadır.
Bu kıssa tarihî bir rivayet olarak kabul edildiğinde, ondan çıkarılabilecek birçok güzel ahlâkî ders vardır:
- Yönetici olmak, hizmetten uzaklaşmak değil; hizmet sorumluluğunu artırmaktır.
Hz. Ebu Bekir (ra), devlet başkanı olmasına rağmen ihtiyaç sahibi bir kimseye bizzat hizmet etmekten geri durmamıştır. Bu, İslam'da yöneticiliğin bir üstünlük değil, hizmet görevi olduğunu gösterir.
- İyiliğin en makbulü gizli yapılan iyiliktir.
Hz. Ebu Bekir'in (ra) bunu kimseye duyurmadan yapması, amellerde ihlâsın önemini hatırlatmaktadır. Nitekim Kur'an'da gizlice yapılan sadaka ve iyiliklerin fazileti övülmüştür.
- Toplumun en zayıf kesimlerini gözetmek müminin vazifesidir.
Yaşlı, engelli ve kimsesiz kimselerin ihtiyaçlarını gidermek, İslâm'ın üzerinde önemle durduğu sosyal sorumluluklardandır.
- Gerçek büyüklük makamda değil, tevazudadır.
Bir halifenin sıradan bir insanın evini temizlemesi, İslâm ahlâkında makamın değil, kulluğun ve tevazunun esas olduğunu göstermektedir.
- İyilikte yarışmak müminlerin vasfıdır.
Hz. Ömer'in (ra) her gün o kadına hizmet etmeye çalışması, fakat kendisinden önce bunu yapan birinin bulunması, sahabenin hayır işlerinde birbirleriyle yarıştıklarını göstermektedir. Kur'an'ın, "Hayırlarda yarışın." (Bakara, 2/148; Mâide, 5/48) emrinin güzel bir yansıması olarak görülebilir.
- Allah katındaki değer, insanların bilmesiyle değil, Allah'ın bilmesiyle kazanılır.
Bu kıssa, gösterişten uzak yapılan küçük gibi görünen hizmetlerin Allah katında büyük bir değer taşıyabileceğini hatırlatmaktadır.
Sonuç olarak, Hz. Ebû Bekir'in (ra) örnek şahsiyetiyle uyumlu bir menkıbe olarak değerlendirilse bile; tevazu, ihlas, merhamet, hizmet ve hayırda yarışma gibi İslâm ahlâkının temel ilkelerini hatırlatması bakımından son derece anlamlı mesajlar içermektedir.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet