Hz. Âdem'in cennette günah işlemesi, ismet sıfatına ters değil mi?

Soru Detayı
Cenab-ı Allah, Âdem (as)'e buyurmuş ki, "Eşinle beraber bu cennette otur. Ve bundan bol bol yiyiniz, nerede isterseniz orada yiyiniz, fakat şu ağaca yaklaşmayınız. bundan yemeye kalkışmayınız ki zalimlerden olursunuz." Bakara 35. ayetteki "zalim" ifadesi, peygamberlerin ismet sıfatına aykırı değil mi, bir peygambere zalim denir mi?
Cevap

Değerli kardeşimiz,

İslâm âlimleri, Hz. Âdem (as) yasak ağaçtan uzak durması yönündeki ilâhî emre uymamasının, Allah'a bir isyan ve büyük günah sayılıp sayılmayacağı konusunu tartışmışlardır. Bu tartışma, daha çok Tâhâ sûresinin 115 ve 121. âyetlerinin üslûbundan kaynaklanmaktadır. Bu sûrenin 121. âyetinde Hz. Âdem ve Hz. Havva'nın şeytana aldanarak yasak ağacın meyvesinden yedikleri belirtildikten sonra. "Böylece Âdem rabbine âsi olup yolunu şaşırdı." denilmektedir. Bu âyetteki "asâ" fiili Zemahşeri’ye göre, Hz. Âdem (as)'in büyük günah işlediği anlamına gelmez; o, küçük hata, başka bir tâbirle "zelle" işlemiştir. Bunun "âsi oldu" fiili ile ifade edilmesi, insanlar için bir uyarı maksadı taşımakta, bir bakıma onlar, "Sakın, büyük günah şöyle dursun, önemsiz hataları bile küçümsemeyiniz!.." şeklinde uyarılmaktadır (bk. Zemahşerî. II/557).

Kur'an-ı Kerim'de geçen ayetleri daha iyi anlamak için, önce o ayetle ilgili diğer ayetlere bakmak ve ona göre değerlendirmek gerekir. Nitekim konunun açıklandığı bir başka ayette Hz. Âdem (as)'ın bunu bilerek değil unutarak yaptığı açıkça ifade edilir. (Taha, 20/115)

Alimler Tâhâ sûresinin 115. âyetinde geçen "Andolsun ki biz daha önce Âdem'e emir vermiştik; ancak o unuttu ve biz onu azimli bulmadık." mealindeki ifadeyi göz önüne alarak, Âdem'in yasaklanmış ağaca günah işleme azmi olmaksızın dalgınlıkla yaklaştığını belirtmişlerdir. Nitekim Hasan-ı Basrî. "Vallahi, o unuttuğu için âsi oldu." demiştir (bk. Râzî, XXII/1271.

Ayrıca İslâm âlimlerinin kanaatine göre, bu olay Âdem cennette iken, yani peygamber olmadan önce cereyan etmiştir. O zaman ne ümmet, ne de cemaat vardı. Âdem (as)'in kasıtsız olarak işlediği bu hata, tövbe etmesi üzerine Allah tarafından bağışlanmış, yeryüzüne indikten bir müddet sonra da kendisine peygamberlik verilmiş, böylelikle o ilk insan, ilk baba ve ilk peygamber olmuştur.

"Derken şeytan, onlardan gizli bırakılmış o çirkin yerlerini (avret mahallerini) kendilerine açıklayıp göstermek için ikisine de vesvese verdi ve 'Rabbiniz size bu ağacı başka bir şey için değil, ancak iki melek olacağınız yahut ölümden kurtulup ebedi olarak kalıcılardan bulunacağınız için yasak etti.' dedi. Bir de onlara, 'Ben sizin iyiliğinizi isteyenlerdenim.' diye yemin etti. İşte bu şekilde ikisini de aldatarak o ağaçtan yemeye tevessül ettirdi. Ağacın meyvesini tattıkları anda ise, o çirkin yerleri kendilerine açılıverdi ve üzerlerine Cennet yaprağından üst üste yamayıp örtmeye başladılar. Rableri de 'Ben size bu ağacı yasak etmedim mi? Şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi?' diye nida etti." (A'râf 7/20-22)

"Bundan sonra Âdem, Rabbinden (vahiy yoluyla) kelimeler belleyip aldı ve şöyle diyerek Allah'a yalvardılar: 'Ey Rabbimiz kendimize yazık ettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bizi esirgemezsen, herhalde en büyük zarara uğrayanlardan olacağız.' dediler." (A'râf, 7/23)

"Sonra Rabbi onu seçti (peygamber yaptı) da tevbesini kabul buyurdu ve ona doğru yolu gösterdi. ... " (Tâha, 20/122-123)

Aslında Hz. Âdem (as) ve eşinin şeytanın iğvâsına kapılmaları, pişmanlık duymaları ve tövbe etmeleri, tövbelerinin kabul edilmesi, cennetten çıkarılmaları gibi hadiseler, onların soyunun dünya hayatına ait macerasının bir hulâsası gibidir. Bu ilk hata ve daha sonraki gelişmelerin, yeryüzünde insanlar da haramlara yaklaştıktan sonra ataları Âdem gibi samimiyetle tövbe ederlerse tövbelerinin kabul edilebileceğini, günah karşısında insan için bir tövbe ve af müessesesinin daima işleyeceğini, insanın böylelikle kemale ereceğini gösterdiği düşünülebilir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR