Hırs, ahiretle ilgili konularda da mahrumiyet nedeni olabilir mi? Dünyevi meselelerde hırsın mahrumiyetin sebebi olduğu malum...

Tarih: 09.07.2011 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Uhrevî konularda hırs mahrumiyet sebebi değildir. Bilindiği üzere, insanın herhangi bir konu hakkında beslediği istek ve arzuları vardır. Bu arzu ve isteklerin en üst derecesi, düşkünlük ve hırs olarak adlandırılır. Hırs duygusunun veriliş hikmeti, onun zayıf / hafif derecesini dünyanın zorunlu işlerine, güçlü / şiddetli olan derecesini ise ahirete yönlendirmek içindir. Çünkü dengeyi sağlamak, adaletin gereği olduğu gibi, akıl ve mantığın da bir gereğidir. Çocuğa çocukça, büyüğe büyükçe yaklaşmanın güzelliği, bu prensibe dayanır.

İşte, dünya işlerinde hırsın mahrumiyete sebep olmasının bir hikmeti, bu prensibe aykırı olan harekettir. Geniş ve ebedî ahiret hayatını kazanmak için verilen bu duygunun en güçlü yanını, en kısa ömürlü olan dünya için kullanarak, kâinat çapında mevcut denge prensibine aykırı hareket etmektir.

Hırs, tamahkârlık, doyma bilmeyen bir arzu ile bazı şeyleri istemek, mü'minlerde sebeb-i hasarettir. Yani, mutlak mânâda hırslı olan bir insan, maddî-mânevî kaybetmeye aday demektir. Dolayısıyla başarılı olmak ve hüsrana uğramamak için hırsı terk etmek veya onu hayra / iyiye kanalize etmek gerekmektedir; gerekmektedir, zira insan birçok konuda hırstan kendini kurtaramaz. Bu da gayet normaldir. Zira hırs insanın tabiatında vardır. Öyleyse herkese düşen vazife, bu hissin yüzünü hayra çevirmek olmalıdır.

Takdirle karşılanan bir kısım hırslar da vardır ki, insan bunlarla Allah Resûlü'nün (asm) mübarek bir vasfını kazanmış olur. Evet! Cenâb-ı Hak (celle celâluhu), Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) için,

"Harîsün Aleyküm... Size karşı çok hırslı..." (Tevbe sûresi, 9/128)

buyurmaktadır ki, Nebiler Serveri (sallallâhu aleyhi ve sellem), insanların iman etmesine, âlemin O'nun nuruyla nurlanmasına, herkesin sırat-ı müstakîme ulaşmasına, hiç kimsenin gözünün kapalı kalmamasına, inananların zikzaklar çizmemesine, herkesin gözünü açıp Allah'ı görmesine ve doğru yolu bulup Allah'a ulaşmasına karşı çok hırslıydı. İşte hırsın böyle mukaddes olanı da vardır ve herkes tabiatındaki bu duyguyu böyle ulvî bir gayeye yönlendirmelidir.

Evet, hırs yapılacaksa, Allah'ın rızasını elde etme ile Allah ve Resûlü'ne (asm) ulaşma mevzuunda yapılmalıdır. Aslında hırs olmadan dünyayı imar etmek imkânsızdır. Fakat bu uğurda hırsa takılıp arzu ve isteklerinin esiri olarak yolda kalmak tehlikesi de söz konusudur.

Ahirete düşkünlük de eğer, çok aşırı olup, kardeşlik hukukunu çiğneyecek dereceye gelirse, hatta onu tökezlemeye varırsa, o zaman bu da meşru olmaktan çıkar ve mahrumiyete sebep olabilir. Herkes bana uysun, herkes beni dinlesin, bu sevabı sadece ben kazanayım, benden başkası anlatmasın gibi düşünceler buna misal olabilir. Çünkü bu düşünceler ihlasa aykırıdır. İhlasa aykırı olan bir şey de mahrumiyete sebep olur. Bu da eğer gerçekten ahireti kazanma duygusundan kaynaklanıyorsa böyledir. Yoksa Allah korusun zaten gösteriş ve riya olur ki, o konumuzun dışındadır.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun