"Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya çalış, yarın ölecekmiş gibi de ahirete çalış." sözü hadis midir, hadis ise nasıl anlamak gerekir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Hadisin anlamı şöyledir:

“Hiç ölmeyeceğini zanneden biri gibi çalış, yarın ölecek biri gibi de tedbirli ol.” (Câmiu’s-Sagîr, II/12, Hadis No:1201)

Bu rivayette dünyaya teşvik değil ahirete teşvik vardır. Yani insanlarda dünyaya çalışma meyli olduğundan, bu sözle, dünyaya çalıştığınız kadar ahirete de çalışınız yönünde insanlar teşvik edilmektedir.

Bu hadis, dünya için olsun, ahiret için olsun, yapılacak işlerin ciddiyetle ele alınması gerektiğine işaret etmektedir. Yarın ölecek olan insan, bütün dünyevi işlerini unutur ve samimi ve ciddi bir şekilde ahiretine yönelir. Hiç ölmeyecek olan insan da, yapacağı işlerin ileride sonsuz seneler boyu kendine faydalı olabilmesi için yaptığını sağlam ve dayanıklı, güzel yapması gerektiğini düşünür. Bu yönüyle bu hadis hem dünya hem de ahiret işlerini, özenle yapmak gerektiğine dikkat çekiyor.

“Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için” çalışmak gerektiğini söyleyerek, dünyaya aşırı derecede dalıp, ahireti unutanlara, hadisin ikinci kısmı olan yarın ölecekmiş gibi ahretine çalış cümlesini hatırlatmamız yeterlidir.

Bu ifadelere benzer tarzda başka rivayetler de var:

“Kendini hiç ölmeyecek zanneden kişinin çalışması gibi (dünya için) çalış, yarın öleceğini zanneden kişinin korkması gibi (günahlardan) kork." (Münavi. Feyzü’l-Kadir, II/12; Kenzü’l-Ummal, III/40, hn: 5379)

“Sizin hayırlınız dünyası için ahiretini, ahireti için dünyasını terk etmeyendir.” (Kenzü’l-Ummal, III/238, hn: 6336)

Bu ve benzeri hadisler, İslam'ın dünya ve ahiret arasında denge kurduğunu gösteren hadislerdir. İslam ne Hristiyanların ruhbanlık anlayışı gibi tamamen dünyayı terk etmeyi, ne de Yahudilerin tapacak derecede hırsla dünyaya saldırmalarını kabul etmemektedir. İslam, insanlara hem dünya için, hem de ahiret için çalışmalarını tavsiye etmektedir.

Burada bu manaları teyid eden şu ayetleri de hatırlayabiliriz:

“İnsanlardan öyle kimseler vardır ki, “Rabbimiz! Bize (nasibimizi) dünyada ver.” derler; böyle kimseler için ahirette bir nasip yoktur. Onlardan öyle kimseler de vardır ki, 'Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik, Ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından muhafaza eyle.' derler.” (Bakara, 2/200-202)

Yine Kur’an'da, Karun’a nasihat edenlerin şöyle dediği zikredilir:

“Allah’ın sana verdiği servet ile ahiret yurdunu ara; dünyadan da nasibini unutma; Allah sana nasıl iyilik ettiyse sen de öyle iyilik et.” (Kasas, 28/77)

Aynı hakikate işaretle Üstad Bediüzzaman şöyle der:

“Âhiret ve dünya dengesini korumak ve her vakit ümitle korku arasında bulunmak maslahatı gerektirir ki; her dakika hem ölmek, hem yaşamak mümkün olsun.” (bk. Sözler, Yirmi Dördüncü Söz)

Kur'an ve hadis, bize devamlı dünyanın faniliğini ve asıl yurdumuz olan ahiret için hazırlık yapmamız gerektiğini vurgular. Bu iki farklı şekilde yapılan irşadları birleştirirsek şöyle demek gerekir:

"İnsan ahiret için yaratıldığından dünyadaki bütün hayatını onu kazanmak yolunda sarf etmelidir. Fakat bunu yaparken dünya işlerini ihmal edip özensiz yaparak değil, onları da doğru ve güzel niyetlerle ahireti kazanmaya vesile yapması lazımdır."

Bediüzzaman Hazretleri, insandaki duyguların şiddetlilerinin ahireti kazanmak için, zayıflarının ise dünya işlerini düzene sokmak için verildiğini şöyle anlatır:

"Dünyaya ait işler, kırılmağa mahkûm şişeler hükmündedir; bâki ahiret işleri ise, gayet sağlam elmaslar kıymetindedir."

"İnsanın fıtratındaki şiddetli merak ve hararetli muhabbet ve dehşetli hırs ve inadlı istek ve bunu gibi şiddetli hissiyatlar, ahiret işlerini kazanmak için verilmiştir. O hissiyatı, şiddetli bir surette fâni dünya işlerine yönlendirmek, fâni ve kırılacak şişelere, bâki elmas fiatlarını vermek demektir."

"İnsanlar, insana verilen manevi cihazları, duyguları, eğer nefsin ve dünyanın hesabıyla kullansa ve dünyada ebedî kalacak gibi gâfilce davransa, rezil ahlaklara ve israfa ve abesiyete sebeb olur."

"Eğer hafiflerini dünya işlerine ve şiddetlilerini ahirete ve manevî vazifelere sarfetse, bu duygular, güzel ahlakların kaynağı olup hikmet ve hakikata uygun olarak iki dünyada saadete sebeb olur." (bk. Mektubat, Dokuzuncu Mektub)

İlave bilgi için tıklayınız:

Dünya sevgisi hakkında farklı değerlendirmeler yapılıyor. Bazıları dünya zevkinden başka bir şey düşünmezlerken, bazıları da dünyanın her türlü zevkine karşı çıkıyor, sadece ahiret için çalışmak gerektiğini söylüyorlar...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Kategori:
69576 kez okundu

Yorumlar

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.