Haya imandandır, hadisi ne demektir? Hayasız olanlar neden cehennemdedir?

Soru Detayı

“Hayâ îmandandır ve hayâlı olan kimse cennettedir! Hayâsızlık ise kalbin katılığındandır; kalbi katı olan da cehennemdedir!.." hadisini açıklar mısınız?

- Hayasız olmasa bile, kalbi kaskatı olan biri cehennemlik midir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Haya, yapılması veya yapılmaması çirkin görünen ve ayıplanan şeylerden kişiyi uzak durduran bir duygudur. Bu da her hak sahibinin hakkını vermek anlamına gelir.

Buna göre, kişinin Allah’a karşı, insanlara karşı, kendi nefsine karşı, meleklere karşı, hatta diğer varlıklara karşı da hayanın kullanım alanı ve farklı dereceleri vardır.

O halde, haya Allah’ın bütün emir ve yasaklarına riayet etmeyi ön gören bir duygu olarak, gerçek anlamda kişide tahakkuk ederse, gideceği yer cennettir. Böyle bir duygu kalbi yumuşatan, incelten, yerine göre sızlatan bir özelliği vardır.

Haya konusunda kişinin kalbinin katı olması demek, Allah’tan da insanlardan da utanmayan ve dolayısıyla istediğini yapmaktan çekinmeyen anlamına gelir. Böyle bir kimsenin kalbi, bazı konularda çok yufka da olsa, örneğin çoluk-çocuğuna, arkadaşlarına çok düşkün de olsa, burnu sızlayıp ağlasa da Allah’ın ve kulların hakkını vermediği sürece, İslam terminolojisinde yine de katı demektir.

Her ahlakın çekirdeği itibariyle söz konusu olduğu gibi, hayanın da yaratılıştan var olan tarafı yanında, insanların sonradan kazandığı tarafı da vardır. Hadiste yer alan ve imandan olduğu bildirilen haya, insanların kendi iradeleriyle, gördükleri İslami eğitim ve terbiye ile kazandığı hayadır.

Kalbi katı olanın cehennemde olması; kişinin Allah’ın, insanların ve kendi nefsinin hakkını vermeyecek derecede hayadan uzak olması ve dolayısıyla katı bir kalbe sahip olması anlamına gelir.

Bizim gördüğümüz hadisin Türkçesi şöyle de olabilir:

“Haya imandandır, iman ise cennettedir. Beza (hayasızlık, küfürbazlık) ise cefadandır (kötü huydan, ahlaksızlıktandır). Cefa ise cehennemdedir.” (Zevaid, h. no: 12706)

Diğer taraftan Peygamberimiz (asm);

“Her dinin bir ahlakı vardır; İslam’ın ahlakı da hayâdır.” (İbn Mace, Zühd, 17),

“Hayâ imandandır.” (Buhari, İman, 16),

“Hayâ bütünüyle hayırdır.” (Müslim, İman, 61),

“Hayâ sadece hayır (iyilik) getirir.” (Buhari, Edep, 77) ve

“Dört haslet peygamberlerin sünnetindendir. Hayâ, güzel koku sürünmek, misvak kullanmak ve evlenmektir.” (Tirmizi, Nikah, 1)

buyurmak suretiyle hayânın; müslümanların en belirleyici ahlaki nitelikleri ve değer ölçüleri arasında bulunması gerektiğini ifade etmiştir.

Peygamberimizin konuyla ilgili hadisleri; hayânın imanla ilişkisine dikkat çekmenin yanı sıra, onun bütünüyle hayır olduğuna ve her türlü hayra vesile olduğuna vurgu yapmaktadır.

İslam alimlerinin; “Allah’ın emir ve yasaklarına aykırı davranmaktan sakınmak” tanımıyla daha geniş bir anlam kazanan hayâ duygusu, bu yönüyle sadece birey vicdanına bağlı ahlaki bir özellik olarak kalmayıp, toplumsal huzur ve barışa da önemli katkıları olan bir ameldir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
EN ÇOK SORULANLARDAN
UYGULAMALAR