Gıybet neden yasak, en temel sebebi nedir?

Tarih: 02.11.2026 - 14:39 | Güncelleme:

Soru Detayı

Gıybetin yasaklanmasının en temel sebebi gıybet edilecek kişinin toplumdaki İzzet ve şerefini koruma ve kusurlarından dolayı toplumda nefret öznesi olmasının önüne geçmektir denilebilir mi?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Gıybetin (arkadan çekiştirmenin ya da kusurların başkalarına aktarılmasının) yasaklanma meselesi, hem kelami (itikadi) hem de ahlaki boyutlarıyla fıkıh ve tasavvuf literatüründe derinlemesine incelenmiştir.

Asli sebep (illet), ilahi irade ve emir

İbadetlerin ve yasakların nihai gerekçesi (illeti) Allah’ın emri ve yasağı olmasıdır.

Bu nedenle, İslam'da kuralların en temel sebebi Allah'ın yasaklamış olmasıdır. Müslüman biri için ana motivasyon, ilahi iradeye teslim olmaktır. Yasakların arkasındaki mantığı veya hikmetleri elbette anlayabiliriz; ancak temel hareket noktamız her zaman "Çünkü Allah öyle buyurdu" bilincidir.

Gıybetin yasaklanmasının hikmetlerine gelince:

Gıybetin yasaklanmasındaki en büyük hikmetlerden biri, insanın şerefini korumak ve onu toplumun hedefi haline getirmekten kaçınmaktır.

Kur'an-ı Kerim'de insanın Allah katında değerli olduğu (İsra, 70) vurgulanır. Birinin kusurlarını arkasından konuşmak, onun bu onuruna yapılmış doğrudan bir saldırıdır. Nitekim Hucurat Suresi'nde gıybet, "ölmüş kardeşinin etini yemeye" benzetilerek bu çirkinliğin boyutu gözler önüne serilmiştir.

Gıybet, insanlar arasındaki güveni ve sevgiyi bitirir; ortama şüphe ve huzursuzluk eker.

Demek ki, kişinin yokluğunda hoşlanmayacağı kusurlarının başkalarına aktarılması suretiyle onun şahsiyetinin zedelenmesine, toplum nezdinde küçük düşürülmesine ve itibar kaybına uğramasına yol açabilir. Dahası, kişinin kusurlarının sürekli gündeme getirilmesi, onun toplumda dışlanmasına, kendisine karşı olumsuz duygular beslenmesine ve nihayetinde bir nefret nesnesi hâline gelmesine neden olabilir.

Bu bakımdan gıybet yasağı, kişinin toplum içindeki izzet ve şerefinin korunmasını, kusurlarının teşhir edilerek değersizleştirilmesinin önlenmesini ve insanlar arasındaki karşılıklı saygı, güven ve kardeşlik bağlarının muhafaza edilmesini amaçlayan önemli bir ahlaki ilkedir.

Bununla birlikte gıybet yasağını yalnızca kişinin toplumsal itibarının korunmasına indirgemek doğru değildir. Çünkü kişinin kusurlarının başkaları tarafından öğrenilmemesi veya toplumsal itibarının zarar görmemesi, onun arkasından hoşlanmayacağı şeylerin konuşulmasını meşru hâle getirmez.

Dolayısıyla gıybet yasağının daha kuşatıcı hikmeti, insanın toplumsal itibarının yanı sıra, başkalarının değerlendirmelerinden bağımsız olarak şahsiyetine, haysiyetine ve onuruna saygı gösterilmesini güvence altına almaktır.

"İyilik" kisvesi altındaki gıybet

Bazen insanlar gıybeti "Onu uyarıyorum"* ya da "Dinî bir konuyu dile getiriyorum" kisvesi altında yapar. Unutmamak gerekir ki, iyi niyetle de olsa yapılan gıybet, yine gıybettir.

Hatta bazen birileri, "Falan kişinin düştüğü şu hatalardan beni koruyan Allah'a hamdolsun” diyebilir. Görünüşte Allah'a şükür gibi duran bu cümle, aslında "Ben ondan daha iyiyim, bakın hatasızım" diyerek kendini temize çıkarma çabasıdır. Bu hem gıybeti hem de gizli bir riyayı (gösterişi) barındırdığı için gıybetin en çirkin hallerinden biridir. (bk. Gazali, İhya, 3/144-145)

İnsanlar neden gıybet yapar?

Ahlak kitaplarında gıybetin insanı buna iten psikolojik sebepleri şöyle sıralanır:

Öfke ve kin: İntikam alma veya içini soğutma isteği.

Ortama ayak uydurma: "Sohbet kaynasın" diye başkalarını çekiştirmek.

Kendini öne çıkarma: Başkasını küçülterek kendi değerini (veya kibrini) tatmin etme çabası.

Kıskançlık: Başkasının başarısını çekemediği için arkasından konuşarak onu gözden düşürme arzusu.

Sonuç olarak gıybetin yasaklanmasının asli sebebi, Allah'ın bunu yasaklamış olmasıdır. Müslüman için temel ölçü, ilahi emre ve yasağa teslimiyettir.

Bununla birlikte gıybet yasağının ardında insanın izzet, şeref, haysiyet ve şahsiyetinin korunması; kusurlarının teşhir edilerek toplum nezdinde küçük düşürülmesinin, dışlanmasının ve nefret nesnesi hâline getirilmesinin önlenmesi gibi önemli hikmetler bulunmaktadır.

Gıybet, yalnızca kişinin toplumsal itibarına zarar vermekle kalmaz; insanlar arasındaki güven, sevgi, saygı ve kardeşlik bağlarını da zedeler. Üstelik kişinin kusurlarının doğru olması, bunların arkasından konuşulmasını meşru hâle getirmez.

Dolayısıyla gıybet yasağı, bir taraftan insanın toplum içindeki itibarını ve saygınlığını korurken diğer taraftan, başkalarının değerlendirmelerinden bağımsız olarak insan onuruna ve şahsiyetine saygı gösterilmesini güvence altına alır. Bu yönüyle gıybet yasağı, hem bireyin hukukunu hem de toplumsal ahlakı ve kardeşlik hukukunu korumaya yönelik kapsamlı bir ilahi hükümdür.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun