Dünyevi işlerimiz ve dünya malı için dua etmek ihlası bozar mı?

Tarih: 10.02.2013 - 14:06 | Güncelleme:

Soru Detayı

"İnsan bir duayı veya bir tesbihi dünya işlerinin iyi gitmesi için yaparsa ihlas bozulur ve umduğu o neticeye de ulaşamaz." ne demektir?
- O zaman nasıl dua edeceğiz. Mesela, zengin Müslüman makbuldur, bende zengin olmak için dua edemez miyim ya da edeceksem kabul olması için nasıl etmeliyim?
- Ayrıca her insan işlerinin iyi gitmesini ister. Neden bunu istemek ihlası bozuyor?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Öyle zannediyoruz ki, Risale-i Nur eserlerinde geçen ve ihlasın kırılacağını belirten dualardan maksat, ayet, zikir, evrad türü konulardır. Onların temel esprisi ahirete yönelik bir ibadet olmalarıdır. Bu sebeple onları dünyaya ait işlerin olması için okunmaları durumunda, asıl ibadet yönleri olan ihlası kırar ve tesirlerini de zayıflatır.

Bediüzzaman Hazretlerinin ilgili ifadelerini yeninden birlikte okuyalım:

"İkinci Mes'ele: Ubudiyet, emr-i İlahîye ve rıza-yı İlahîye bakar. Ubudiyetin dâîsi emr-i İlahî ve neticesi rızayı Hak'tır. Semeratı ve fevaidi, uhreviyedir. Fakat ille-i gaiye olmamak, hem kasden istenilmemek şartıyla, dünyaya ait faideler ve kendi kendine terettüb eden ve istenilmeyerek verilen semereler, ubudiyete münafî olmaz. Belki zaîfler için müşevvik ve müreccih hükmüne geçerler."

"Eğer o dünyaya ait faideler ve menfaatler; o ubudiyete, o virde veya o zikre illet veya illetin bir cüz'ü olsa; o ubudiyeti kısmen ibtal eder. Belki o hasiyetli virdi akîm bırakır, netice vermez. İşte bu sırrı anlamayanlar, meselâ yüz hasiyeti ve faidesi bulunan Evrad-ı Kudsiye-i Şah-ı Nakşibendî'yi veya bin hasiyeti bulunan Cevşen-ül Kebir'i, o faidelerin bazılarını maksud-u bizzât niyet ederek okuyorlar. O faideleri göremiyorlar ve göremeyecekler ve görmeye de hakları yoktur. Çünkü o faideler, o evradların illeti olamaz ve ondan, onlar kasden ve bizzât istenilmeyecek. Çünkü onlar fazlî bir surette, o halis virde talebsiz terettüb eder. Onları niyet etse, ihlası bir derece bozulur. Belki ubudiyetten çıkar ve kıymetten düşer. Yalnız bu kadar var ki; böyle hasiyetli evradı okumak için zaîf insanlar bir müşevvik ve müreccihe muhtaçtırlar. O faideleri düşünüp, şevke gelip; evradı sırf rızayı İlahî için, âhiret için okusa zarar vermez. Hem de makbuldür. Bu hikmet anlaşılmadığından; çoklar, aktabdan ve selef-i sâlihînden mervî olan faideleri görmediklerinden şübheye düşer, hattâ inkâr da eder." (bk. Lem'alar, s. 131)

Zikir ve evradın dışında meşru olan isteklerimizi cenab-ı hakka arzetmekte elbette bir sakınca olmadığı gibi, Allah’ın bizden istediği bir kulluk simgesidir.

“Duanız olmazsa ne ehemmiyetiniz var.” (Furkan, 25/77),

“Beni çağırın / arzularınızı bana iletin ki size cevap vereyim.” (Mümin, 40/60)

gibi ayetlerde bu husus açıkça ifade edilmiştir.

Bundan da anlaşılıyor ki, “Allah’ım! Beni cennete koy! Hastalığıma şifa ver! Müslüman temiz birisiyle evlenmeyi bana müyesser kıl! Bana helal dairede geniş ve bol rızık ver!..” gibi dualarda istenilen şeylere uygun niyet etmek şarttır. Yani, bu duaları yaparken, “Ben bunları sadece ibadet olsun diye yapıyorum.” şeklinde bir niyet taşısa, asıl yanlış burada olur. Çünkü, zoraki bir niyet samimiyeti kırdığı gibi, isteklerine dair arzusunu da dürüstlük zemininden uzaklaştırır. Âdeta Allah’a karşı kişiyi iki yüzlü duruma sokar.

Özetle, ahirete yönelik olması gereken zikir, fikir, evradımızda dünyevi menfaatleri düşünmeyeceğiz. Dünyaya yönelik isteklerimizi sıralarken de samimi olacak ve bunu da sırf ahiret sevabı için yapıyormuşçasına iki yüzlülükten uzak duracağız.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Kategori:
Okunma sayısı : 10.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun