Duaları neden üç defa tekrar ederiz?

Duaları neden üç defa tekrar ederiz?
Soru Detayı

Duaları neden üç sefer okuruz?
Duanın şekli ve ahlakı nasıl olmalı?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Cevap 1:

Dua ihlasla ve ısrarla yapılmalıdır. Zira; Resûlullah (asm) üçer defa duasını tekrar ederdi.

Hz. Peygamber (asm) Efendimiz, kişinin duayı duyarlı bir kalple yapmasını, isteğini kesin ve sade bir dille belirtmesini, kabulü için acele etmeyip taleplerine ısrarla devam etmesini, yerine göre isteklerini üç defa tekrarlamasını tavsiye etmiştir. (bk. Buhârî, Daavat, 20-22; Tirmizî, Daavat, 12, 66)

Sahabeden Abdullah İbn Mesud, Peygamberimizin (asm): “Dua ettiği zaman üç sefer tekrar eder ve bir şey istediği zaman yine üç sefer tekrar ederdi.” demiştir. (Müslim, Cihâd, 107)

Peygamberimiz (asm), sahabeden Enes bin Malik’e, herhangi bir yeri ağrıdığı zaman, şikayet ettiği yerin üzerine elini koyup besmele ile şöyle dua etmesini tavsiye etmiştir:

“Bismillah, şu çektiğim acının şerrinden Allah’ın gücü ve kudretine sığınırım. Sonra elini kaldır, sonra bu duayı üç beş defa tekrar et.” (Ebu Yala, Zikir ve Dua, No: 1126)

Cevap 2:

İslâmî kaynaklarda diğer ibadetlerde olduğu gibi dua için de şeklî ve ahlakî bazı şartlara riayet edilmesi istenmiştir.

Buna göre dua eden kişinin konumuna uygun bir edep içinde olması gerekir. Nitekim bir nevi dua olan namazda kulun nasıl hareket edeceği tarif edilmiştir.

Bu hareketler dış görünüşü bakımından insanın saygı ve sığınma tavrını belli bir disiplin içine almıştır ve özü itibariyle Allah’ın huzurunda güçsüzlüğünü, noksanını kabulü, hamd, şükür ve yardım isteklerini sunmayı ifade eder.

Namazda ve her türlü dua davranışında edebin esasını kulun kibir, gösteriş, kabalık ve gaflet gibi ahlakî kusurlardan temizlenmesi teşkil eder. Bir ayete göre Allah’ın huzurunda olanlar büyüklenmezler, aksine O’nun büyüklüğünü anarak secde ederler. Yine Allah’ı anan kimsenin huşû içinde yalvarma vaziyeti alması, O’nu saygıyla ve sesini yükseltmeden anması gerekir; aksini yapmak ise gaflettir. (A‘râf 7/205, 206)

Duanın gönülden ve gizlice yapılmasını isteyen başka bir ayette de bunun aksine bir hareket, Allah’ın hoşlanmadığı bir iş ve haddi aşmak olarak nitelendirilmiştir. Kul dua ederken Allah’a karşı korku ve saygı içinde bulunmalı, aynı zamanda istekli ve ümitli olmalıdır. (A‘râf 7/55, 56)

Rivayete göre, yüksek sesle tekbir getirmeye başlayan bazı Müslümanlara Hz. Peygamber engel olmuş ve, “Sizler sağır ve uzaktaki birine değil her şeyi duyan ve gören Allah’a dua ediyorsunuz.” demiştir (Buhârî, Daavat, 50; Tirmizî, Daavat, 58)

Bu konuyla ilgili bir ayette Allah’ın insanlara yakın olduğu, O’nun dua edenin duasına karşılık verdiği belirtilmiştir. (Bakara 2/186)

Allah huzurunda kulun nasıl bir edep içinde dua edeceği veya ettiği duanın hangi şartlarda kabul göreceği konusunda ilgili kitaplarda maddeler halinde bazı esaslara yer verilmiştir. Buralarda duanın konusu, vakti, yeri, başlama ve bitirme şekli, duada vücudun alacağı durum üzerinde uzunca durulmuştur.

Gazzalî, duanın gönülden, gizlice ve alçak sesle yapılması esaslarını da içine alan on maddelik bir “âdâb” listesi vermektedir. Buna göre dua mübarek vakit ve yerlerde, kıbleye dönülerek ve Allah’ın adıyla başlanarak, günahlara pişmanlık duyularak yapılmalı, kabulü için acele edilmemeli, kabul edileceğine inanılarak dua ısrarla sürdürülmelidir. (İḥyâʾ, I, 304-309)

Diz çökerek elleri yukarı kaldırmanın ve içe kapanıp Allah’a övgü ve dualarını yöneltmenin genel ve tabii dua vaziyeti olduğu söylenebilir. Hz. Peygamber’i dua ederken görenler, bazen onun koltuk altları görülecek şekilde ellerini yukarıya kaldırdığını, duadan sonra ellerini yüzüne sürdüğünü (Buhârî, Daavât, 23; Tirmizî, Daavât, 11); bazen hamd, tekbir, tesbih ifade eden sözleri belli sayıda tekrar ettiğini ve bunu yaparken parmak boğumlarını kullandığını söylemişlerdir. (Tirmizî, Daavat, 72)

Bununla beraber Resûlullah sayılı tesbih işinin çok vakit almasına taraftar olmamış, bunun yerine “yaratıklar sayısınca” veya “Allah’ın arşı ağırlığınca” gibi geniş kapsamlı ifadelerle üç kere tekrar etmenin kafi geleceğini bildirmiştir. (Müslim, Ẕikir, 79; Ebû Dâvûd, Salat, 359; Tirmizî, Daavt, 89, 114, 121)

Peygamberimiz, bir isteği arzetmeden önce Allah’a hamdü senâ etmenin ve peygamberine salâtüselâm getirmenin uygun olacağını söylemiştir. (Ebû Dâvûd, Salat, 358)

Dua gönülden, gizlice ve alçak sesle, günahlara pişmanlık duyularak, kıbleye yönelerek ve Allah’ın adıyla başlanarak yapılmalı, dua esnasında dinî şuur yoğunlaştırılmalı, kabulü için acele edilmemelidir. Duanın kabul edileceğine inanılarak ısrarla duaya devam edilmelidir.

Ayrıca isteğini Allah’a arz etmeden önce Allah’a hamd-ü senâ, Peygamberimize de salât-ü selâm getirmelidir. Abdest alınmalı (Tirmizî, Daavat, 125), mümkünse kıbleye dönülmeli, dua cümleleri üç defa tekrar edilmelidir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
230 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun