Dinden dönmeyi tekrarlamanın bir sayısı var mıdır?

Tarih: 15.10.2009 - 00:00 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Yoksa buna dair kesin kanıt gösterebilir misiniz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bilebildiğimiz kadarıyla, İslam’da dinden dönmenin belli bir tekrar sayısı yoktur. Herhangi bir ayette veya hadiste böyle bir sınırlama söz konusu değildir. Mühim olan, dinden döndükten sonra kişi, gerçekten samimî olarak tövbe edip, İslam’a olan inancını ciddi olarak yenilemiş olsun. Tövbe kapısı, günahkârlar için olduğu gibi, dinden dönüp kâfir olanlar için de ardına kadar açıktır. Bu husus, Allah’ın sonsuz rahmetinin bir tezahürüdür.

Ancak kişinin içinde bulunduğu küfür anında ölmesi hususu çok önemlidir. Kâfir olarak ölen kimsenin affı söz konusu değildir. Diğer kâfirler gibi, dinden dönen kimsenin de yeri ebedî olarak cehennemdir.  Bu hakikati şu ayette açıkça görmekteyiz:

“Şüphesiz inkâr edip kâfir olarak ölenlerin hiç birinden, fidye olarak dünya dolusu altın verecek olsa  dahi, kabul edilmeyecektir. Onlar için can yakıcı bir azap vardır. Ve onların hiçbir yardımcıları da yoktur” (Al-i İmran, 3/91).

Konumuzla alakalı bir iki ayetin açıklamasını vermekte fayda mülahaza ediyoruz. Çünkü bu ayetlerden ilk etapta, dinden dönenlerin tövbesinin asla kabul edilmeyeceği hususunu anlaşılabilir. Ancak gerçeğin öyle olmadığını görmek de mümkündür:

Birinci ayetin meali:

“Şüphesiz iman ettikten sonra inkâr eden, sonra da inkârcılıkta daha da ileri gidenlerin tövbeleri asla kabul edilmeyecektir. Ve işte onlar, sapıkların ta kendileridir.” (Al-i İmran, 3/90).

Alimler, bu ayet hakkında çok değişik yorumlar yapmışlardır. Bu yorumların hepsinin hedefinde “Tövbe kapısının herkes için son nefesten biraz öncesine kadar açık olduğu” tezini doğrulamak vardır.

Bütün bu yorumlara yer vermenin bir yararı olmadığını düşünüyoruz. Bu sebeple, bu yorumları verdikten sonra, kendi tercihini ortaya koyan Taberî’nin şu görüşünü aktarmakla yetineceğiz. Buna göre; bu ayette söz konusu edilenler, iman etmeyen Yahudilerdir. Ayette âdeta şöyle deniliyor:

“Peygamberliğinden önce  Hz. Muhammed’in peygamberliğine iman eden, fakat geldikten sonra onu inkâr ederek küfre giren, sonra da bu inkârcılık esnasında başka günahlar işlemekle küfürlerini daha da artıran Yahudiler, her şeyden önce Hz. Muhammed’i inkardan vazgeçip, o konuda tövbe etmedikleri sürece, başka günahlardan yapacakları tövbeleri asla kabul edilmeyecektir.” (Taberi, ilgili ayetin tefsiri).

İkinci ayetin meali:

“İman edip sonra inkâr edenleri, sonra yine iman edip tekrar inkâr edenleri, sonra da inkârlarında ileri gidenleri Allah, ne bağışlayacak ne de doğru yola iletecektir.” (Nisa, 4/137).

Bu ayetin yorumlarının hedefinde de “Tövbe kapısının herkes için son nefesten biraz öncesine kadar açık olduğu” tezini doğrulamanın var olduğu gerçeği söz konusudur.

Bazı alimler, bu ayetin ifadesine bakarak, dinden dönenlerin bu suçlarını üç kez tekrarlama ve üç kez tövbe etme hakkının olduğunu söylemiştir. Hatta bu konuda Abdullah b. Ömer’den de bir rivayet aktarılmıştır. (bk. Taberî, ilgili ayetin tefsiri)

Diğer bazı alimler ise, bu görüşü kabul etmemiş ve dinden döndüğü her defasında yeniden tövbe edip İslam’a girme şansının var olduğunu söylemişlerdir. (bk. a.g.y).

Bu ayette söz konusu olanların Peygamber Efendimize (asm) inanmayan Yahudîler ile iman etmediği halde iman ettik diyen münafıklar olduğu söylenmiştir. (İbn Kesir, ilgili ayetin tefsiri).

Arkadan gelen ayette münafıkların söz konusu edilmesi, bu ayetin de münafıklar hakkında  olduğuna dair görüşü güçlendirmektedir.

Bazı alimlere göre, muhataplar kim olursa olsun, ayette vurgulanan, “tövbelerinin kabul edilmeyeceğine muhatap olanların” tövbelerinden maksat, ölünceye kadar tövbe etmeyip imansız olarak ölenleri veya tövbe kapısının kapandığı ölüm anında tövbe edenlerdir. (bk. Taberî, İbn Kesir, Alısî, ilgili ayetin tefsiri).

Alimlerin büyük çoğunluğunun kabul ettiği görüşe göre, bu ayette vurgulanan husus, böyle iki de bir dinden dönenlerin samimî, makbul bir tövbe edemeyecekleridir. Adeta -aklî, kalbî ve ruhî mekanizmalarının bozulmasından ötürü- yeniden makbul bir tövbe edip doğru yola girmeleri, imkansız hale geldiği gerçeğidir. Yoksa ayetin vurgusu, samimi olarak yaptıkları tövbelerinin kabul edilemez olduğunu göstermez. (bk. Alusî, ilgili ayetin tefsiri).

Bütün bu açıklamalar, konunun başında vurguladığımız hususun gerçekliğini ortaya koymaktadır. Ölüm anı gelmeden iman eden ve o iman ile ölen her insan mümindir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun