Dede ve toruna zekat düşer mi?

Tarih: 10.05.2022 - 11:37 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Bir kimse dedesine, nenesine veya torununa zekat verebilir mi ya da onlardan zekat alabilir mi?
- Bütün mezheplere göre detaylı bilgi verirseniz memnun olurum.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Fakihler; akrabalara zekât verilip verilmemesini nafaka meselesiyle irtibatlandırarak ele almışlardır. Bu konudaki ihtilaf ve içtihat farklılıkları delil farklılığından ziyade büyük ölçüde nafaka meselesindeki görüş ayrılıklarından kaynaklanmış olmasıyla birlikte, her mezhebin konuya yaklaşımı farklı olmuştur.

Hanefîlerce aralarında zekât alıp vermenin caiz olmayacağı kimseler sadece anne-baba, çocuk, torun, dede ve ninelerdir. Yani bir kimse annesi, babası, torunu, ninesi veya dedesinden zekât alamaz veya onlara zekât veremez. Zira bu kimselerin arasında birbirinin mallarıyla faydalanma hukuku bulunmakta ve aralarında zekât verip almaları ile bir yönüyle malı kendilerine vermiş olmaktadırlar.

Bu sebeple “zekât verme” eylemi tam anlamıyla gerçekleşmiş sayılmamaktadır. Bunların fakir sınıfından olmaları ile başka sınıftan olmaları arasında hiçbir fark yoktur.

Hanefîlere göre, kardeş ve amcalar gibi yakın akrabalar, aralarında nafaka sorumluluğu olan kimseler olmasına rağmen birbirinin zekâtını doğrudan alabilirler. Hatta zekâtın bu gibi kimselere verilmesi daha faziletlidir.(1)

Mâlikilere göre, aralarında zekât vermenin veya almanın caiz olmayacağı kimseler sadece anne-baba ve çocuklardır. Çünkü bunlar, anne hariç aralarında nafaka sorumluluğu bulunan kişilerdir.

Malikîler dede, nine ve torunlar gibi aralarında nafaka sorumluluğu bulunmayan usul-füruların birbirine zekât vermenin caiz olup olmaması hususunda ihtilafa düşmüşlerdir.

Bu kimselere zekât vermek kimine göre caiz, kimine göre caiz değil, kimine göre mekruh ve kimine göre müstehaptır. Malikî metinlerinden mekruh görüşünün İmam Malik’e ait olduğu anlaşılmaktadır.(2)

Böylece Malikilerin de zekât ile nafaka konusunu kimi yerlerde ayırdığı görülmektedir.

Şafilerce birbirine zekât vermenin caiz olmayacağı akrabalar sadece anne-baba, çocuk, torun, dede ve ninelerdir. Bu kişilerden biri öbürüne zekât veremez ya da ondan zekât alamaz. Zira zekât ihtiyaç sahiplerine verilir, bunlar aralarında nafaka sorumluluğu bulunan kişiler olduğundan dolayı ihtiyaç sahibi olan kimse kendisine zengin akrabasından geleceği nafaka ile zengin sayılır.

Bunların dışında kalan kardeş ve amca gibi yakın akrabaların kendi aralarında zekât verip almalarında bir sakınca yoktur.(3)

Hanbelîlere göre aralarında zekât vermenin caiz olmayacağı kimseler sadece anne-baba, çocuk, torun, dede ve ninelerdir. Bunların birbirine mirasçı olup olmamasının arasında bir fark yoktur. Çünkü bunlar bir soyun direğidir; aralarında genelde mülkten yararlanma ilişki ve nafaka sorumluluğu bulunan kimselerdir; birinin öbürüne zekât vermesi üzerine vacip olan nafakadan kaçmak, malı bir açıdan kendine vermek sayılır.

Kardeş ve amca gibi yakın akrabalara gelince bunlardan herhangi bir sebepten dolayı zekât sahibi akrabasına mirasçı olamayan kimseye zekât verilmesinde bir sakınca yoktur. Mesela bir mal sahibi, oğlu ve amcası gibi üç kişinin olduğunu varsayalım. Bu durumda mal sahibinin oğlu mal sahibinin amcasını mirastan mahrum bıraktığı için amca, mal sahibine mirasçı olamaz. Dolayısıyla amcanın mal sahibinden zekât alması caizdir.

Birbirine mirasçı olabilecek yakın akrabalarına zekât verilmesinin caiz olup olmaması hususunda Hanbelîler arasında ihtilaf mevcut olup kimine göre caiz, kimine göre caiz değildir. Caiz olduğunu savunanların görüşü Hanbelî mezhebinde daha güçlü görüş olarak kabul edilmiştir. Ayrıca zevi’l-erham olan yakın akrabalar mirasçı olsa bile zekât alabilirler.(4)

Özetle, akrabalardan aralarında zekât vermenin veya almanın caiz olmayacağı kimselerin dört mezhep fakihlerine göre anne-baba ve çocukların, bazı Maliki dışındaki fakihlere göre anne-baba ve çocuklara ilaveten dede-nine ve torunların olduğu anlaşılmaktadır.

Bazı Hanbelîler hariç diğer fakihlere göre yakın akrabaların birbirinden zekât almaları caizdir.(5)

Kaynaklar:

1) Serahsî, el-Mebsût, 3: 11; Kāsânî, Bedaiü’s-sanâi‘, 2: 483; İbnü’l-Hümâm, Şerhü Fethi’l-Kadîr, 2: 274.
2) Sehnûn, el-Müdevvene, 1: 297; Karâfî, ez-Zahîre, 3: 141; Gırnâtî, el-Kevâninü’l-fıkhiyye, 214.
3) Şâfiî, el-Ümm, 3: 200; Mâverdî, el-Hâvi’l-kebîr, 8: 535; Nevevî, el-Mecmû‘, 6: 222.
4) İbn Kudâme, el-Mugnî, 4: 98-99; Merdâvî, el-İnsâf, 3: 254-260; Ebû İshâk Burhaneddin İbrâhim b. Muhammed b. Müflih, el-Mübdi‘ fî Şerhi’l-Mukni‘, thk. Muhammed Hasan Muhammed Hasan İsmail eş-Şâfiî, (Beyrut: Dârü’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1418/1997), 2: 418-423.
5) bk. Muhammed Çuçak, Nafaka Yükümlüsünün Nafakası ile Sorumlu Olduğu Kimselere Zekât Vermesinin Fıkhi Açıdan Değerlendirilmesi, BÜİFD, Sayı: 13, Yıl: 2019/1, s. 311-331.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 100+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun