Cevşen duası çok tesirliyse, Peygamberimiz Uhud'da neden yaralanmıştır?

Soru Detayı

- Elimdeki bir cevşen duası kitabında "Hz.Resulullaha (sav) uhud savaşına giderken cebrail a.s.'ın gelerek "zırhını çıkar cevşeni oku, bu zırhtan daha kuvvetli ve tesirlidir" dediği rivayet ediliyor. Ben cevşen okuyorum ve cevşen çok güzel bir dua. Ama takıldığım şunlar;

- Uhud savaşı yenilgi ile sona erdi. Ve efendimiz için bu savaşta "bir dişinin kırıldığı, yüzüne miğferinmi tam bilmiyorum battığı, hatta bir çukura yuvarlanıp üzerine bir sahabe efendimizin atlayarak onu oklardan koruduğu" söylenmektedir. Bu durumda Cevşen neden efendimizi korumamıştır? Çünkü Cebrail a.s. zırhtan daha tesirlidir buyurmuştu.

- Efendimizin mübarek yüzüne miğfer parçası battı ise o zaman efendimiz miğferini çıkarmamıştır, bu da Cevşende geçen Cebrail a.s.zırhını çıkar demesine ters düşmez mi? Bu konuda iyice aydınlatırsanız sevinirim.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Cevşen ile ilgili zırhın çıkarılması, Uhud yolunda olduğu bildirilmiştir. Bunu, Gümüşhanevi Hazretlerinin “Mecmuatu’l-Ahzab”ından (3/231-232, M. İbn Aarabi cildi) öğreniyoruz.

Ancak bu Uhud’a çıkma zamanını bilemiyoruz.

- Şayet bu olay Uhud savaşından başka bir günde vuku bulmuşsa, -mevcut sorular açısından- zaten bir problem yoktur.

- Eğer bu zaman dilimi, savaşa çıkarken olmuşsa, bu takdirde, Hz. Cebrail’in “Zırhı çıkar bunu (cevşeni) oku.” şeklindeki tavsiyesi, gerçekten zırhın çıkarılmasından ziyade, Cevşen duasının tesirinin büyüklüğüne işaret olarak değerlendirmek gerekir.

Çünkü, Uhud savaşı esnasında Hz. Peygamber (asm)'in zırhlı olduğu bilinmektedir. Buna göre âdeta şöyle denmek istenmiştir: “Bundan böyle arzu edersen zırhı bile çıkarabilirsin; sadece bu Cevşen duasın okuyarak Allah’a sığınabilirisin.”

Bu ifadeden gerçekten zırhı giymese bile bu Cevşen duası kendisini tam bir zırh gibi koruyacağını anlamak doğru değildir. Bundan anlaşılması gereken, bu duanın tesirinin çok büyük olduğuna yapılan vurgudur. Aksi takdirde Allah’ın sebepler dairesinde yarattığı kanunların sıfıra müncer olması/indirgenmesi demek olur. Oysa, Hz. Peygamber (asm) sebepler dairesinde kalarak herkes gibi davranması da onun bütün insanlara rehber olmasının bir gereğidir.

Bediüzzaman Hazretlerinin -özetle- ifade ettiği gibi,

“Peygamberimiz, mu'cizeler ve bazı özel hallerinden başka, fiillerinde, tutum ve davranışlarında beşeriyette kalıp, beşer gibi (diğer insanlar gibi) Allah’ın adetlerine/sünnetullah’a, ve kâinatta cari olan kanunlara riayet etmiştir.  O da soğuk çeker, elem çeker ve hâkeza..."

"Herbir halinde, herbir davranışında hârikulâde bir vaziyet verilmemiş. Tâ ki ümmetine ef'aliyle imam olsun, etvarıyla rehber olsun, umum harekâtıyla ders versin. Eğer bütün davranışlarında hârikulâde olsa idi, bizzat her cihetçe imam olamazdı. Herkese mürşid-i mutlak olamazdı. Bütün ahvaliyle Rahmeten lil-âlemîn olamazdı.” (bk. Sözler, s. 185)

- Demek ki, Cevşen konusunda Hz. Cebrail tarafından söylendiği bildirilen hususlara bu çerçevede bakmak gerekir. Yani, Çevşen’nin söz konusu tesiri ve bir zırh gibi koruma görevini yapması, bu duanın kuvvetli tesirine, Allah katındaki kıymetine bir katma değer atfetmeye yönelik değerlendirmek gerekir.

Yoksa, bu duaya okuyan kimseye hiç bir zararın dokunmayacağını düşünmek isabetli değildir. Zira, zırh dahil maddi sebepler de her zaman koruyamazlar.

Bu manevi zırh olan duaların tesiri maddi zırhlardan fazla da olsa bunun da belli bir sınır olsa gerektir. Zira, her konuda ilahî kader hâkimdir, hükmünü verse bütün sebepler susmak zorunda kalır.

- Tekrar edelim ki, hangi zaman diliminde olursa olsun, “Zırhı çıkar Cevşen’i oku!” manasına gelen ifadeyi, yerine getirilmesi zorunlu bir emirden ziyade, Cevşen duasının  tesirinin gücünü göstermeye yönelik, mecaz bir ifade olarak görmenin daha isabetli olduğunu düşünüyoruz.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun