Canlı telef olmadan bir türden diğerine geçebilir mi?
Değerli kardeşimiz,
Bilindiği üzere, memeli hayvanlarda, yavru doğduktan sonra, belirli bir müddet anne sütüyle beslenir, genelde başka besin alamaz. Şayet beslenemezse de ölür. Yani bu hayvanların nesli devam edemez. Darwin’in söylediğine göre, bu memeli hayvanlar da memeli olmayan başka hayvanların evrimi ile oluşmuştur, ya da belli ortak atalardan oluşmuşlardır.
Şimdi şu soruyu soralım;
|
Evrim denen şey, fertler üzerinde etki yapacağına göre ve diyelim ki daha önceki bir organizmadan bir inek meydana gelecek, önceki atası memeli olmayan ve süt üretmeyen bir hayvandan süt üreten bir canlının meydana gelmesi için kaç yüz ya da bin generasyon geçmesi şart mıdır? Bütün bu generasyonlar boyunca, eğer oluşursa, oluşacak yavrular gerekli sütü nereden bulacaklardır? Böyle bir durumda, bu ve benzeri hayvanların nesillerini evrim teorisine göre devam etmesi mümkün olabilir mi?
Buna bir de şunu ilave edelim, doğal seleksiyon var oluş şartlarına bağımlıdır ve sadece içinde bulunduğu ferdi etkiler, herhalde do-ğal seleksiyon çok akıllıdır, sadece içinde bulundurduklarını değil, gelecekte olacak olayları da etkiler denemez. Örneğin; ineğin sütünün eğer birisi sağıp ona içirmezse ki, doğada bu olmaz, kendisine hiç yararı yoktur, sadece gelecekteki yavrusu için bir yararı vardır. Kendisine hiç yararı olmayan bir organın gelişmesi Darwin teorisine terstir. Darwin;
“Her türün değişikliği bağımsız bir özelliktir, doğal seçim, ancak, birey için, karmaşık yaşam savaşında bir yarar, bir üstünlük sağlayabildiği ölçüde bu özelliği ele alır, işler” (s.434) demektedir.
Herhalde Darwinciler bunu, “Doğal seleksiyon o kadar akıllıdır ki, yalnız can-lının kendi üzerinde değil, gelecek nesilleri de düşünerek yeni organlar ve görevler yaratırlar” şeklinde yorumlayacaklardır. Buna inananlar da çıkacaktır!
Darwincilerin Söylediği; “Doğal Seleksiyon Bireyler Üzerinde Olur. Ancak Popülasyonda Gözlenir” Fikri Doğru mudur?
Darwinciler “Doğal seleksiyonun bireyler üzerinden olduğunu ancak popü-lasyonda gözlendiğini” iddia ederler. Bu tabii yine çok bilimsellik adına uydurma kaydırma sözlerden biridir. Bütün değişimler fertler üzerinde olacağı için, bu deği-şimlerin tamamı, er ya da geç fertler üzerinde görülür. Örneğin; kırmızı çiçekli lale-lerin arasında mavi çiçekli tek bir bitki bile görülse, bu net bir şekilde fark edilir. Bu Mendel genetiği ile geçen birçok karakterler için böyledir. Diyelim ki, Darwinciler popülasyon genetiğinden bahsediyorlar, bunun için de az ya da çok değişimin fertlerde olması gerekir. Bunların fiziksel olanları fertlerde gözlenebilir ama kimyasal ve moleküler seviyede olanları dışarıdan bakıldığında gözlenemeyebilir. İsterseniz popülasyon genetiğinin temelini atan Hardy-Weinberg’in bu konuda ne dediğine bir bakalım. Onlara göre popülasyon genetiğinde kanunlarının geçerli olabilmesi için;
- Popülasyonun yeteri kadar büyük olması gerekir ki, örnekleme hatası sıfıra yakın olsun ve nazara alınmasın. “p” ve “q” değerleri (“A” ve “a” allel gen frekansları) kararlı ve bir önceki gibi olmalıdır.
- “A” dan “a” ya ya da tersi mutasyonların olmaması (ya da aynı oranda olmaları) gerekir ki, gen frekanslar değişmesin.
- Popülasyonda seçici bir seleksiyon yapılmaması gerekir.
- Özellikle “A” ya da “a” allelerinin fertlerin üreme hücreleri üzerine farklı etkisi olmaması gereklidir.
Popülasyon genetiğinde olaylar matematiksel modeller üzerinden incelendiği için pratikte mümkün olmasa da teoride, popülasyondaki genlerin frekanslarının değişmediği kabul edilir (fenotipik olarak, birbirlerine benzeyenlerin “positive as-sortive mating-positif seçim eşleştirmeleri ” halinde gen frekansının değişmediği ancak bunun tersi olduğunda, yani “negative assortive mating” sonucu gen ve genotip frekansının değişebileceği de iddia edilmektedir).
Bu handikaplar nazara alınarak, bir popülasyonda yapılan incelemelerin ve varılan sonuçların diğer popülasyonlarda aynı olacağı söylenemez. Emin olmak için de incelenen popülasyonla sınırlı olduğu sık sık vurgulanır. Pratikte dışarıdan popülasyona gen girişi yoksa var olan potansiyel genetik varyasyonlarının dışında, değişimi yapacak şey yeni oluşabilecek mutasyonlardır.
Meydana gelecek mutasyonların Darwin’in söylediği gibi, yavaş yavaş ve hissedilmeden olabilmesi, bunun da evrime dayalı bir değişim meydana getirebilmesi için, çoklu allel (bir karaktere birçok genin etki etmesi) ya da pleiotropik (bir genin birçok karaktere etkili olması) genlerin, aynı yönde belki yüzlerce defa mutasyona uğraması gerekir. Daha önceleri de izah ettiğimiz gibi, buna dünyanın yaşı yeterli olmaz. Onun için de, ileri ya da geri mutasyonların birbirlerini dengeleyebileceği, ya da ihmal edilebilecek azlıkta olacağı inancıyla, popülasyon genetiğinde mutasyonlar nazara alınmaz.
Kaldı ki mutant denen tiplerin gerçekten mutasyonla mı, yoksa zaten var olan genetik ve çevre etkileşimleriyle mi oluştuğunu tespit de ancak özel suni tekniklerle anlaşılabilir, tabiatta bu hiç anlaşılmayabilir de.
YARATILIŞ IŞIĞINDA, DARWİN’İN EVRİM TEORİSİ SAVUNUCULARINA CEVAPLAR
Prof. Dr Ahmet AKYÜREK
Anadolu Kalkınma Vakfı, Van/TÜRKİYE, [email protected]
Kaynak: Bilimler Işığında Yaratılış Derneği
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Evrim Teorisini savunanlara ne cevaplar verirsiniz?
- Darwin Teorisi, bilimsel çalışmaları geriletmiş midir?
- Darwin-Mendel Görüşleri” nedir?
- Popülasyonlarda gen frekans farklılaşmaları ve yeni dengeler erimi, etkileyen ana mekanizmalardan birisi midir?
- Mutasyon evrimin meydana gelmesine sebep olabilir mi?
- Bilim ışığında Evrim Teorisi'nin kritiğini yapar mısınız?
- Hayatın başlangıcı ve Evrim hakkında bilgi verir misiniz?
- Biyolojik açıdan Evrimci görüş nedir?
- Bilim tarihindeki yanlışlar nelerdir?
- Benzer embriyolar ortak atalara mı işarettir?