Darwin Teorisi, bilimsel çalışmaları geriletmiş midir?
Değerli kardeşimiz,
Darwinciler her platformda Darwin teorisinin biyoloji bilimini geliştirdiğini iddia ederler. Ben de bunun tam aksini iddia ediyorum. Delil olarak da, Mendel’in, teori değil, kanun niteliğinde uygulamalı sunduğu bilimsel araştırmalara, zamanında (35 yıl) hiç değer verilmemiş olmasını gösteriyorum. O devirde bilim adamları Darwin’i tartışmaktan, ya da Darwincilerin yaygarasından, Mendel’e zaman ayıramamışlardır, ya da onun buluşlarını küçümsemişlerdir.
Darwincilerin bahsettiği bilimsel gelişmelerin Darwin teorisi ile hiç alakası yoktur diyemeyeceğim (sadece fikir jimnastiği açısından bir yararı olmuş olabilir) ama en azından Mendel’in yaptığı katkılar nazara alınırsa, ihmal edilebilecek seviyede olduğunu söyleyebilirim. Mendel zamanında yaşamış olan bilim adamlarından Naudin 1865-1869 yılları arasında yaptığı araştırmaları yayınlamıştır. Mendel’e benzer sonuçlar aldığı için bazı bilim adamları Mendel-Naudin kanunları diye konu başlıkları atmıştır ama, Darwin’le en küçük bir ilişkilendirilme yapılmamıştır. Zaten bu mümkün de değildir. Zamanımızın Darwincileri de bunu pek ala bildikleri halde, büyük bir çarpıtma, ya da birçok konuda olduğu gibi, kelime cambazlığı (sahtekârlık demeyeceğim) ile neredeyse Darwin’in teorisine, Darwinci-Mendelci görüş diyecek kadar ileri gitmişlerdir. Hatta “doğal seleksiyonun genetik temelli bir mekanizma” olduğunu dahi iddia ederler. Bilindiği gibi bu iki bilim adamının inanışları birbirinin tam zıddıdır. İsterseniz bir kez daha Darwin’in kendi sözlerine bakalım;
|
“Şartlarda meydana gelen değişiklikler, çoğu kez belirli bir değişim değil daha çok belirsiz bir değişim meydana getirir. Bu birincisi, yani belirsiz değişim, bizim evcil ırklarımızın oluşmasında ikincisinden yani belirli değişimden daha önemlidir. Bu belirli olmayan belirsiz değişkenlik aynı türün bireylerini birbirinden ayırt eden sayısız küçük özelliklerde kendisini ifade eder.
Bu özellikleri, soya çekim gereğince, ne babaya, ne anaya, ne de daha uzak bir ataya bağlayabilirsiniz” (s.19–20) demiştir.
Yine, Darwin; “Kimi tabiat doğa bilimcileri bütün değişimlerin eşeysel üreme fiilerine bağlı olduğunu savunuyorlar; bu kesinlikle yanlıştır” (s.21) demektedir.
Son bir kotlama daha yapalım; Darwin, “Ayrıca çaprazlama yoluyla birbirinden ayrı ırklar oluşturma imkânı da çok abartılmıştır” (s.31) der ki, bilindiği gibi bu hiç abartılmamıştır. Darwin teorisine ters de olsa, en önemli ırklar, doğa şartlarıyla değil, melezleme ve seleksiyon yoluyla elde edilir ve bu zamanımızda tartışılmaz. Mendel ve Darwin’in söylediği zıt ve son derece açık görüşler (kıvırtmaya da müsait değil), nasıl aynı pota içerisinde sunulabilir?
Darwinciler kendi savundukları fikirlerin saçmalığını gördükleri için Mendel’e sarılmak istemektedirler, bu yanlıştır. Çünkü Darwin karakterlerin doğa şartları ile değiştiğini, kendi deyimiyle Hippocrates’e benzer olarak, değişen organların çıkardığı minik zerreciklerin kana geçtiğini, oradan da üreme hücrelerine geçerek etki yaptığına inanmıştı. Ancak sonraları kuzeni Galton’un tavşanlar üzerinde kan aktarımı suretiyle yaptığı denemeler sonunda bunun böyle olmadığını şaşkınlıkla görmüştür, yine de pangenesis fikrinden vazgeçmemiştir. Yani değişen her organa ait cisimciklerin kan vasıtasıyla değilse bile bir şekilde üreme hücrelerine geçerek etkisini gösterdiğine inanmıştır.
Görüldüğü gibi, bu Mendel’in inandığı ve hiç şüphe götürmeyen delillerle ortaya koyduğu, kromozomların, ya da zaten var olan, çeşitli varyasyonlardaki kalıtımla geçen maddelerin canlı karakterleri üzerindeki etkisiyle tam zıttır. Kanaatimce Darwinci meslektaşlarım, “Darwin ne yaptığını ya da söylediğini bilmiyordu, biz onun söylediklerini ondan daha iyi biliyoruz ve analiz ediyoruz” edasıyla, Darwin’le Mendel’i bir potaya koyabilmektedirler. Hatta neredeyse Darwin’in ne kadar da büyük bir genetikçi olduğunu, teorisini de genetiğe, hatta popülasyon genetiğine (Hardy-Weinberg, 1908’den bile önce) dayandırdığını anlatma aymazlığı içine düşmektedirler.
İşte bu aymazlıklar biyoloji biliminin ilerleyişini yavaşlatmayı sürdürmektedir. İnanıyorum ki, bilim adamları bu prangadan kurtulunca daha tarafsız kalacaklar ve biyoloji biliminde çok daha yararlı gelişmelere ön ayak olacaklardır. Burada en önemli problem, Darwin’in bile kabul ettiği, son derece açık ve kabul edilmeyecek yanlışlarına rağmen, bilim dışı yaklaşımlarla, biyolojideki bilimsel çalışmaların, illa da Darwin teorisine uydurulma gayreti içinde, bir dogma haline getirilmesi, tartışıl-masına bile tahammül edilememesidir.
Aslında, Darwincilere benzemek istemem, yani konuyu bilim dışı kulvarlara ve ideolojilere çekmek istemem ancak yakın sayılabilecek bir zamanda yaşanmış bir olayın özet açıklamasını yapmak da yararlı olur sanırım. Eski Sovyetler Birliği’nde, Trofim Lysenko’nun, 1920’li yılların sonundan başlayarak, sosyalizm ideolojisine ilmi uydurmak için, devleti ve hatta Stalini de arkasına alarak, Vavilov gibi dünyanın en iyi buğday genetikçilerinden birini, sırf kalıtıma ve kalıtsallığa inandığı, bunu sa-vunduğu ve kullandığı için hapse attırmaya muvaffak olmasıdır. Lysenko, Darwin ve Lamarckian teorisine yakın bir yorumla, genetik yapının önemli olmadığını, bunun çevre şartları ile değiştirilebileceğini savunmuş ve buğday ve diğer bazı bitkilerde vernalizasyonu (kitapta anlatılan, bitkilerin düşük ısıda kalma ihtiyacı) örnek alarak, yaptığı programlamalar ve çiftçilere uygulatmalarla, ülkede buğday veriminin düş-mesine, ülkenin açlıkla boğuşmasına neden olmasına rağmen, yıllarca yaptığı şarlatanlık alkışlanmış ve ülkesinde çok önemli bir kişi haline gelmiştir (ilgilenenler bu çok bilinen olayın detaylarını literatürlerden bulabilirler). Geç de olsa, bu adamın yaptığı hatalar ve ülkesine verdiği tahribat anlaşılabilmiştir. Bu konuda yapılan yan-lışlıklar, sapkın düşünce ve uygulamaları (Lysenkoism) Sovyetler birliği ve diğer bazı sosyalist ülkelerde, 1964 yılına kadar geriletme etkisini sürdürmüştür.
KAYNAKLAR
- Darwin, C. R. “Theorigin of speciesby means of natural selection, or the preservation of fa-voure draces in the struggle for life,”London: John Murray. 6th edition, with additions and corrections amended version of 1876).
- Türlerin Kökeni, 2009, Alter Yay. Rek.0rg. Tic..Ltd.Şti., 1. Cadde Elif Sok. No:7/145, İs-kitler, Ankara.
- 1000 Darwin Çıkmazı, Prof. Dr. Ahmet Akyürek. 2013, Nobel Akademik Yayıncılık Eği-tim, Danışmanlık, Tic.Ltd. Şti., Sertifika Nu. 20779, 1. Basım, Ankara.
- Mendel, A. Akyürek, 1982, Meteksan, 5 No’lu yayın, Ankara.
YARATILIŞ IŞIĞINDA, DARWİN’İN EVRİM TEORİSİ SAVUNUCULARINA CEVAPLAR
Prof. Dr Ahmet AKYÜREK
Anadolu Kalkınma Vakfı, Van / TÜRKİYE, [email protected]
Kaynak: Bilimler Işığında Yaratılış Derneği
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Evrim Teorisini savunanlara ne cevaplar verirsiniz?
- Darwin’in Mendel’le ilişkisi var mıydı?
- Darwin-Mendel Görüşleri” nedir?
- Bilim tarihindeki yanlışlar nelerdir?
- Teorideki "Tabii Seleksiyon"un yüzü arkaya mı yoksa öne mi dönüktür?
- Bilim ışığında Evrim Teorisi'nin kritiğini yapar mısınız?
- Mutasyon evrimin meydana gelmesine sebep olabilir mi?
- Evrim Teorisi reddedilebilir mi? Taksonomi tabii midir?
- Canlılardaki körelmiş yapılar neyi ifade ediyor?
- Darwin bir yaratıcı olduğuna inanıyor muydu?