Bütün zikirlere eşit olan dua her yerde söylenir mi?

Tarih: 05.04.2025 - 09:41 | Güncelleme:

Soru Detayı

Müminlerin annesi Cüveyriye Bintü'l–Hâris radıyallahu anhâ’dan rivâyet edildiğine göre Senin yanından ayrıldıktan sonra üç defa söylediğim şu dört cümle, senin sabahtan beri söylediğin zikirlerle tartılacak olsa, sevap bakımından onlara eşit olur: Sübhânallâhi ve bi–hamdihî, adede halkihî ve rızâ nefsihî ve zinete arşihî ve midâde kelimâtihî:"  "Yarattıkları sayısınca, kendisinin hoşnut olduğunca, arşının ağırlığınca ve bitip tükenmeyen kelimeleri adedince ben Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamdederim.” (Müslim, Zikir 79. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Vitir 24)
Bu hadisi bizim yaptığımız salavatlar olsun çektiğimiz zikirler olsun sonuna kullanabilir miyiz sayısız olsun diye? Mesela Allahümme Salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammed adede halkihî ve rızâ nefsihî ve zinete arşihî ve midâde kelimâtihî:" desek kabul olur mu? Peygamberimize sayısız çokça salavat getirenlerden sayar mı bizi Allah bu kısa ömrümüzde?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bu hadis sahihtir. (bk. Müslim, Zikir, 79; Avnul-Mabud, 4/259)

Evet, “Sübhânallâhi ve bi–hamdihî, adede halkihî ve rızâe nefsihî ve zinete arşihî ve midâde kelimâtihî - Yarattıkları sayısınca, kendisinin hoşnut olduğunca, arşının ağırlığınca ve bitip tükenmeyen kelimeleri adedince ben Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamdederim.” (Müslim, Zikir 79) duasını hem tek başına hem de başka dua ve zikirlerle söylemek, aynı sevaba ve fazilete vesile olabilir.

Örneğin bir yerde ışık yanınca her tarafı ışığa çevirdiği ve maya içine girdiği şeyleri kendine döndürdüğü gibi, elbette bu dua da diğer duaları kendine çevirebilir, bu yol açıktır ve mümkündür. Ancak her mümkün olan şeyin de bazı şartları vardır.

Bu vesileyle bazı noktalara dikkat çekmekte yarar olduğunu düşünüyoruz:

a) “Ameller niyetlere göredir” (Buhârî, Bedü’l-Vahy, 1) hadisinde ders verildiği gibi, birer ceset gibi olan amellerin canlanması ve serpilmesi niyetin durumuna bağlıdır. Bu hadiste ek olarak söylenen sözler Allah’a karşı yapmak istediğimiz kulluk görevine daha da kuvvetli bir hal alır.

b) “Lafızların fazlalığı ve harflerin ziyadesi, manaın da fazlalığına delalet eder” diye bir kaide vardır. Bu sebeple, hadiste ifade edilen fazla sözler, manaya yönelik çok güçlü bir fonksiyonu vardır. Bu da söylenmesi gereken saygın zikirler, vasıfların kuvvetli beyanlarını dışa yansıtmaktadır.

c) Hadiste aynı zamanda muhataba ve onun şahsında ümmete bir hakikat dersi verilmiştir ki, kulluk görevlerinde ifadelerin seçkinliği o zikirlerin de seçkin daha sevaplı olmalarını netice  verir.

d) Bu olayda bizzat eşsiz bir peygamber olan Hz. Muhammed (asm) Efendimizin  kalbi ve lisanı söz konusu olduğundan  rol model-numune-i imtisal bir örnek olmuştur.

e) Bediüzzaman hazretlerinin “Şu küllî, hadsiz nimetlere karşı nasıl şu mahdut ve cüzî şükrümle mukabele edebilirim?” sorusuna verdiği şu cevap da bize ışık tutmaktadır:

“Küllî bir niyetle, hadsiz bir itikad ile... Meselâ: Nasıl ki bir adam beş kuruş kıymetinde bir hediye ile, bir padişahın huzuruna girer ve görür ki, herbiri milyonlara değer hediyeler, makbul adamlardan gelmiş, orada dizilmiş. Onun kalbine gelir: "Benim hediyem hiçtir, ne yapayım?" Birden der: "Ey seyyidim! Bütün şu kıymettar hediyeleri kendi namıma sana takdim ediyorum. Çünkü sen onlara lâyıksın. Eğer benim iktidarım olsaydı, bunların bir mislini sana hediye ederdim."

İşte hiç ihtiyacı olmayan ve raiyetinin derece-i sadakat ve hürmetlerine alâmet olarak hediyelerini kabul eden o padişah, o bîçarenin o büyük ve küllî niyetini ve arzusunu ve o güzel ve yüksek itikad liyakatını, en büyük bir hediye gibi kabul eder. Aynen öyle de: Âciz bir abd, namazında "Ettahiyyatü lillah" der. Yani: Bütün mahlukatın hayatlarıyla sana takdim ettikleri hediye-i ubudiyetlerini, ben kendi hesabıma, umumunu sana takdim ediyorum. Eğer elimden gelseydi, onlar kadar tahiyyeler sana takdim edecektim. Hem sen onlara, hem daha fazlasına lâyıksın. İşte şu niyet ve itikad, pek geniş bir şükr-ü küllîdir. Nebatatın tohumları ve çekirdekleri, onların niyetleridir.” (Sözler,  361)

Ayet ve hadislerde geçen zikirlerin ve duaların diğerlerinden daha fazla sevaplı olmasının önemli bir hikmeti, halis niyetleri pekiştiren sözcüklerden örülmüş olmasıdır.

Özetle, hadiste geçen bu dört kelimeyi, salavat veya başka zikirlerde kullanmakta da bir sakınca yoktur. Fakat bunları söylemekle, “gerçekten sabahtan akşama kadar yapılan başka zikirlerin verdiği sevabı kazandım” demek doğru olmayabilir. Çünkü bütün sevabı alması, kişinin niyetine, günahlardan sakınmasına, ibadetleri zamanında yerine getirmesine ve sünnete elinden geldiği kadar uyması derecesine göre ve şartlara göre olabilir.

İlave bilgi için tıklayınız:

İbadetlere vadedilen netice ve sevaplara kavuşmanın şartları nelerdir?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 6
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun