Müftülere nikâh kıyma yetkisi verilmesi din dayatılması anlamına mı geliyor?

İslam dini “itikad, ibadet, muâmelat ve ahlaktan” oluşuyor. Muâmelât dediğimiz çerçevenin içine “siyaset, hukuk, ekonomi, sosyal düzen…” giriyor. İslam’ın öğretici ve bağlayıcı kaynakları bütün bu alanlara ait açıklamalar getirmiştir. Bu açıklamaların bir kısmı “farz ve haram” şeklinde kesin olarak bağlayıcı, bir kısmı “sünnet- mekruh” olarak yumuşak bağlayıcı, bir kısmı ise “mübah” diye ifade edilen serbest bırakma mahiyetindedir.

Konumuz olan nikâh ve boşanma ile ilgili pek çok âyet ve hadis vardır. İslam hukuku âlimleri bu naslara dayanarak “İslam aile hukukunu” telif etmişler, kanunlaştırma döneminde ise bu kaynaklardan istifade eden yasama organları “aile kanunları” çıkarmışlardır. Bugün kısmen sekülerleşmiş olanları dâhil İslam ülkelerinin çoğunda aile kanunu İslam’ın bağlayıcı emir ve yasaklarına göre hazırlanmıştır ve uygulanmaktadır.

Yukarıdaki açıklamamıza göre Müslümanın hayatında “dînî” olmayan hiçbir kural yoktur. Yaptıklarımızın tamamı “farz, vacib, sünnet, mübah” olarak; terk ettiklerimizin tamamı da “haram ve mekruh” olarak dine dayanır, dînîdir.

Müslüman diğer iş ve işlemlerini nasıl dinin talimatına göre yapıyorsa, nikâhını, boşamasını, iddetini (bekleme süresini), evlenme manilerini, akdin şartlarını… da yine İslam’ın talimatına göre yapacaktır. Laik bir sistemde mesela faizli akit sahihtir, İslam hukukunda ise sahih değildir, ayrıca haramdır. Laik sistemde nikâh akdine yalnızca kadınlar şahid olabilirler, İslam hukukunda kadınların yanında bir erkek şahid bulunacaktır. Laik sistemlerde nikâh akdinin tarafları erkek ve kadının kendileri olurlar. İslam hukukunda (bazı mezheplerde) kadın nikâh akdinde irade beyanında bulunamaz, bunu velisi yapar. Boşanmış veya kocası ölmüş bir kadının yeniden evlenebilmesi için beklemesi gereken süreler iki hukuk arasında farklıdır. İşte bu ve diğer farklılıklar sebebiyle Müslüman bir çift nikâh kıymak istediklerinde nikâh akdinin İslam’a göre sahih olmasına dikkat etmek durumundadırlar.

Müftülere resmi nikâh kıyma yetkisi verildiğinde müftü, İslam hukukunu da bileceği için yapacağı akdin, ülke kanunlarına uygunluğu yanında İslam hukukuna da uygunluğunu sağlayacaktır.

İstemeyen vatandaşlar müftülüğe gelmezler, böylece onlara “İslam hukukuna göre de uygunluk sağlanmaz”; yani kimseye İslam hukuku dayatılmış olmaz.

İstemeyene İslam hukukunun dayatılmaması, isteyene de inancına uygun nikâh akdi yapılması din ve vicdan hürriyetinin tabii bir sonucudur.

 

754 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun