Biz arkadaşlarımıza insaf etmedik, ne demek?

Tarih: 12.10.2022 - 20:08 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Müslim’de Uhud bölümünde geçen bir hadisi son cümlesini nasıl anlaşılmalı?
"Uhud Günü, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve sellem Ensar'dan yedi ve Kureyş'ten iki kişi ile yalnız kaldı. (Düşman) yaklaştığında dedi ki: Kim onlara karşı koyarsa ona Cennet vardır veya Cennet'te benim arkadaşımdır. Bunun üzerine Ensar'dan bir adam atıldı ve katledilinceye kadar savaştı. Sonra yine (düşman) yaklaştığında dedi ki: Kim onlara karşı koyarsa ona Cennet vardır veya Cennet'te be nim arkadaşımdır. Bunun üzerine Ensar'dan bir adam daha atıldı ve katledilinceye kadar savaştı. Yedisi de katledilinceye kadar böyle devam etti. Sonra Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve sellem (kalan) iki Sahabesine dedi ki: Biz arkadaşlarımıza insaf etmedik."
- Peygamberimizin merhametini ve şecaatini düşününce son cümleyi nasıl anlamalıyız?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Uhud savaşı ile ilgili bu hadis için bk. Müslim, Cihad, 100, h. no: 1789.

Âlimlerin büyük çoğunluğuna göre buradaki “Biz arkadaşlarımıza insaf etmedik” manasındaki cümlenin anlamı şudur:

“Biz Ensar'dan yedi kişinin peş peşe gidip savaşarak öldürülmelerini seyretmekle insaflı davranmış olmadık. İnsafın gereği Ensar’dan olan kişilerin arasına Kureyşlilerin de girmesidir.”

Peygamber Efendimiz (asm) bu sözleriyle: yanındaki iki Kureyşli kimseye sitemde bulunmuş, kendisinin ayrıca onlara hitaben özel emrini beklemeden savaşa girmelerinin gereğine işaret etmiştir. (bk. Nevevi, Şerhu Müslim, 12/147)

Bununla beraber, Kadı Iyaz ve başkalarının beyanına göre bu cümle: “mâ ensafenâ” şeklinde de rivayet olunmuştur. Bu takdirde mana: “Arkadaşlarımız bize insaf etmedi.” demek olur ki, bundan maksat, savaş ortamını terk edenlerdir.

- Hz. Peygamber (asm) Efendimizin bizzat savaşıp savaşmaması ayrı bir konudur. Onun özellikle bu gibi önemli durumlarda Allah’ın emirleri doğrultusunda hareket ettiğinde şüphe yoktur. Bu sebeple, onun buradaki davranışı, savaşa katılmaması sorgulanamaz. Zira bundan önceki ilk ve en büyük savaş olan Bedir gazvesindeki şecaati, cesareti herkesçe görülmüştür. Buradaki önemli bir hikmet, yanından ayrılmayan sahabilerin samimiyetlerinin, derin imanlarının test edilmesidir.

- Ayrıca, Hz. Peygamberin (asm) dişlerinin şehit olduğu, başının yarıldığı, hatta şeytani bir ses tarafından “Muhammed’in öldüğü”ne dair bir şayianın oluştuğu bir sırada, onun daha dikkatli davranmasının gereği ortadadır.

Hz. Ali’nin “Savaş kızıştığında hepimiz Hz. Peygamberin (asm) arkasına sokularak kendimizi korurduk. Düşmanın en yakınında kendisi duruyordu.” (İbn Hanbel, h. no: 1346) şeklindeki şahitliği onun (asm) şecaat ve kahramanlığının bariz bir delilidir.

Keza, onun (asm) yüzündeki kanları silerken bile “Allah’ım! Kavmimi affet, onlar cahildirler.” (Nevevi, 12/150) demesi şefkat ve merhametinin boyutunu göstermektedir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 98
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun