Besmele, Kur'an-ı Kerim'de tek başına bir ayet midir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Besmele Kuran-ı Kerim'de Neml suresinde geçen bir ayettir. Her surenin başında zikredilen besmelenin ayet olup olmadığı hususunda ise ihtilâf edilmiştir. El-Mushafu'l-imâm (ilk ve esas Kur'ân nüshası) yazıldığı zaman Berâeh (Tevbe) Sûresi dışında kalan sûrelerin başına besmele yazılmıştı. O ana nüshadan istinsah edilen bütün nüshalarda da sûre başlarına besmele yazılmıştır. Sahâbîler, Mushaftan olmayan bir şeyi Mushafa yazmazlardı. O zaman Kur'ân'da nokta ve öteki işaretler de yoktu. Daha sonra konan nokta ve diğer işaretler, Kur'ân'ın metninden ayrılsın diye, metin mürekkebinden ayrı mürekkeple yazılmıştı.
 
Ebû Davud'un ibn Abbâs'tan rivayetine göre: "Peygamber (s.a.v.), kendisine "Bismillahirrahmanirrahim" ininceye dek bir sûreyi diğerinden ayırmayı veya bir rivayete göre surenin bittiğini bilmezdi.(1)" Ümmü Seleme'nin de "Peygamber (s.a.v)'in, besmeleyi Fâtiha'dan bîr âyet olarak okuduğunu söylediği rivayet edilir."(2) Ebû Hüreyre'nin rivayetinde ise Peygamber (s.a.v):

"Fâtiha'yı okuduğunuz zaman 'bismillâhirrahmânirrahîm'i de okuyunuz. Çünkü Fatiha Kur'ân'ın anası, Kitabın anası, yedişerli iki (es~Seb'u'l-mesâni)dir. Bismillâhîrrahmânirrahîm de onun âyetlerinden biridir." demiştir.(3)"

İşte bu kanıtlara dayanan Şafiî, Besmele'yi Fâtiha'dan bir âyet saymıştır, Öteki surelerdeki besmeleler hakkında tereddüdlü bulunan Şafiî, kâh Besmele her sûrenin âyetidir, kâh yalnız Fâtiha'dan bir âyettir, demiştir.(4)"
 
Hz. Peygamber (s.a.v)'in, Fâtiha'dan önce Besmeleyi okuduğu hakkında hadisler varsa da bu hadisler, Besmelenin, Fâtiha'dan bir âyet olduğunu kanıtlamaz. Peygamber (s.a.v.), her işe Besmele ile başlamanın, İslâmın bîr şiarı olduğunu belirtmek için Fâtiha'ya başlarken de Besmele okumuştur. Kaldı ki Hz. Peygamber (s.a.v.)'in, Besmele çekmeden Fatiha okuduğu hakkında da hadisler vardır.

Hz., Ayşe (r.a)'nin:"Allah'ın Elçisi (s.a.v.) namaza tekbîr ile, okumaya da (elhamdu lillâhi rabbi'l-âlemîn) ile başlardı." dediği rivayet edilir.

Enes İbn Mâlik de şöyle demiştir:

"Peygamber (s.a.v.)'in, Ebubekir'in, Ömer'in ve Osman'ın arkasında namaz kıldım. Bunlar (elhamdu lillâhi rabbi'l-âlemîn) ile başlardı, namazın ne önünde, ne de sonunda (bismillâhirrahmânirrahîm) demezlerdi."(5) "Onlardan hiçbirinin, (bismillâhirrahmânirrahîm) dediğini duymadım.(6)" "Onlar okumaya (elhamdülillâhi rabbi'l-âlemîn) ile başlardı."(7)

Hz. Ebû Hüreyre, Peygamberimiz (s.a.v)'den şu hadisi nakletmiştir:

"Yüce Allah buyurdu ki: Namazı benimle kulum arasında ikiye ayırdım. Yarısı benim için, yarısı kulum içindir. Kulumun dilediği, kendisine verilecektir. Kul, elhamdu lillâhi rabbi'l âlemin dediği zaman Allah: Kulum bana hamdetti, der. Kul, ar-Rahmâni'r-rahîm dediği zaman Allah: Kulum benim şerefimi andı, der. Kul, mâliki yevmi'd-din dediği zaman Allah: Kulum işini bana havale etli, der. Kul, iyyâke na'budu ve iyyâke nesta'în dediği zaman Allah: Bu, benimle kulum arasında (bir sır)dır. Kulumun istediği kendisine verilecektir, der.(8) Kul, ihdinâ's-sırâta'l-mustakîm... dediği zaman Allah: Kulumun dilediği verilecektir, der. "

Burada Hz. Peygamber (s.a.v.), Fâtiha'nın âyetlerini sayarken besmeleyi zikretmemiştir.
 
İşte İmam Mâlik, bu delillere dayanarak Neml suresinin 30 ncu ayeti dışındaki besmelenin, âyet olmadığı kanâatine varmıştır. Ona göre besmelenin sûre başlarına yazılması, Hz. Peygamber (s.a.v)'in böyle emretmesi ve her işe besmele ile başlanmasını buyurması yüzünden olabilir. Gerçi besmelenin, sûre başlarına yazılması mütevatir olarak nakledilmişse de besmelenin Kur'ân olduğuna dair tevatür yoktur.
 
Peygamberimizin (s.a.v), namazda besmeleyi okumadığına dair hadîsler de, okuduğuna dair hadîsler de vardır. Fakat okuduğuna dair hadîsler daha kuvvetlidir. Kendisinin ve sahâbîlerinîn, namazda besmeleyi gizli okuduğuna dair hadîsler de mevcuttur. Bu rivayetlerden, Hz. Peygamber (s.a.v)'in, namazlarında bazan besmeleyi açık, bazan gizli okuduğu anlaşılır.
 
Yüce Allah: "Allah'ın adı anılarak kesilen hayvanların etinden yeyin(9) buyurmuştur. Hz. Nuh, mü'minlere: "Bismillâhi mecrâhâ ve mursâhâ inne rabbî leğafûru'r-rahîm: Gitmesi de, durması da Allah'ın adiyledir, kuşkusuz Rabbim, bağışlayan, esirgeyendir" diyerek gemiye binmelerini emretmiş, Hz. Süleyman da mektubunun başına "Bismillâhirrahmânirrahîm"(10) yazmıştır. Allah, Peygamberine;: "Onların yoluna uy"(11) buyurduğuna göre yeme, içme, çıkma, girme gibi her mubah işe, "Bismillâhirrahmânirrahîm" diyerek başlamak kuvvetli sünnettir.
 
Hanefilere göre besmelenin Kur'ân'a yazılması, onun Kur'ân olduğunu gösterirse de her sureden bir âyet olduğunu göstermez. Besmelenin, namazda Fatiha ile beraber açıktan okunmadığına dair hadisler de onun, Fâtiha'dan bir âyet olmadığına delildir. O halde her sûre başında bulunan besmele, müstakil bir âyettir, sûreye dâhil değildir. Yalnız Neml Sûresinin ortasında geçen besmele, o sûrenin bir âyetidir.
 
En doğru görüşün, bu görüş olduğu anlaşılmaktadır. Zira sahâbiler devrinde Kur'ân'dan olmayan hiçbir şeyin Kur'ân metniyle yazılmadığı halde besmelenin yazılmış olması, onun Kur'ân olduğunu gösterir. Besmelenin, Fatiha ile beraber açıktan okunmadığını belirten hadisler de besmelenin, Fâtiha'nın bir parçası olmadığını gösterir. Ayrıca bu görüşü destekleyen başka deliller de vardır.
 
Hz. Peygamber (s.a.v.), Mülk Suresinin otuz âyet olduğunu söylemiştir. Kurrâ' ve âyet sayıcılar, "Mülk Sûresinin, besmele hariç otuz âyet olduğunda birleşmişlerdir. Yine Hz. Peygamber, Kevser Suresinin üç âyet olduğunu söylemiştir. Kevser Sûresi de besmele hariç, üç âyettir. Eğer besmele bu sûrelere dahil olsaydı, Mülk Sûresinin otuz bir, Kevser Süresinin de dört âyet olması lâzım gelirdi. Demek ki besmele, sürelere dahil değil, müstakil âyettir.
 
Kur'ân olduğu hakkında tevatür bulunmadığından besmeleyi Kur'ân'dan saymamak doğru olamaz. Zira her âyet için "Bu Kur'ân'dır" denmesi ve bu sözün tevâtüren nakledilmiş olması gerekmez. Bu hususta hal karinesi (durum delili) kâfidir. Peygamberimizin (s.a.v), vahiy kâtiplerini çağırıp bir şeyi Kur'ân'ın falan yerine yazmalarını emretmesi, onun Kur'ân olduğunu gösterir.
 
Besmele de böyle yazılmıştır. Hz. Peygamber (s.a.v.) "Onu her surenin başına yazın" demiştir.
 
Besmelenin âyet olup olmadığı, âyet ise sürenin bir parçası olup olmadığı hakkındaki bu görüş farkları yüzünden besmelenin namazda okunması meselesinde de görüş ayrılıkları doğmuştur:
 
İmam Mâlik, besmeleyi âyet kabul etmediği için farz namazlarda ne açıktan, ne de gizli olarak besmele okunmasını caiz görmemiştir. İmam Şafiî ve İmam Ahmed de besmeleyi, her sûreye dahil bir âyet gördükleri için açık okunan namazlarda açıktan, gizli okunan namazlarda gizliden besmele okunmasının farz olduğunu söylemişlerdir. Ebu Hanîfe ise besmeleyi müstakil âyet kabul ettiği için Fâtiha'dan önce gizli olarak besmele çekmenin sünnet olduğunu söylemiştir.
 
Kaynaklar:

1. Ebu Davud, Salat, 122
2. el- Fethurrabbani, 3/189
3. Darekutni, Salat, babu vucubi kıraati bismillah
4. el- Cami’li Ahkamil-Kur’an 1/93
5. Müslim, Salât 52; Nesâ'î, İftitâh 20.
6. Müslim, Salât 51.
7. Dârimî, Salât 34.
8. Ebu Dâvûd, Salât: 132; Tirmizî, Tefsir, ; Nesâ'î, İftitah 23; Ibn Mâce Edeb 52.
9. En'âm Suresi: 118.
10. Nem Sûresi: 30.
11. En'am Sûresi: 90.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorumlar

utku saruhan

elbette kaza etmek lazımdır.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
osman962

Kur'ân'dan olmayan bir şeyin Kur'ân'a yazılmasıyla ilgili daha ilk dönemlerden itibaren oldukça titiz davranılmıştır. Hatta o kadar ki Hz. Ömer (r.a.), bir adamın sûrelerin yan tarafına o âyetlerle ilgili açıklayıcı küçük notlar yazdığını duyunca onu çağırtmış ve ağır bir şekilde cezalandırmıştır (İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, 7:198).

Kur'ân tarihine baktığımızda, Kur'ân'a sûre isimlerinin yazılması, noktalama işaretlerinin konulması, ta'şir gibi icraatlar karşısında değişik tepkiler olmuştur (Cerrahoğlu, İsmail, Tefsir Usûlü, Türkiye Diyanet Vakfı, Ankara, 1983, 88-94). Fakat Besmele'yle ilgili herhangi bir tartışma olmamıştır. Şâyet olsaydı, rivâyet edilirdi. Demek ki Besmele Kur'ân'dandır ve bizzat Resûlullah bunun böyle olduğunu belirtmiştir.

Bütün bu tartışmaların ve farklı rivâyetlerin özeti şudur: Besmele, Neml sûresinde müstakil bir âyettir. Diğer sûrelerde ise, müstakil bir âyet olmayıp sûrelerin arasını ayırdetmek için nâzil olmuştur. Dolayısıyla her bir sûrede müstakil bir âyet değildir. Buna göre, aslında ihtilâflar meselenin esasıyla değil, teferruatıyla ilgilidir. Yani bu görüşleri savunanlardan her birinin aslında, Besmelenin âyet olduğu noktasında bir tereddütleri yoktur. Tereddüt edip, farklı düşündükleri nokta, sadece Besmele'nin her bir sûrede müstakil bir âyet olup olmadığıdır. Hele hele Besmele'nin Resûlullah (s.a.s.) döneminde bizzat O'nun emirleriyle sûrelerin başına yazılıp, günümüze kadar da bu ilk şekliyle böylece gelmiş olduğu konusunda hiçbir kimsenin asla bir tereddüdü olmamıştır.

besmele meselesinde alimlerimiz arasındaki ihtilafın besmelenin özüyle değil de teferruatıyla alakalı olduğunu belirtmenini de faydalı olacağını düşünüyorum..çünkü ben mavzuyu tam anlamamştım bu yazıyı da hikmet.net sitesinden aldım...selam ile düa ile inşaallah...

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun