Benim ümmetim bunamaz sözü hadis mi?

Tarih: 14.08.2021 - 06:53 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Benim ümmetim bunamaz anlamında veya buna benzer bir hadis var mı?
- Bunayan kişi yaptıklarından sorumlu olur mu?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Hadis olarak böyle bir bilgiye rastlayamadık.

Bunamak manasına gelen ateh, bir ehliyet arızası, akıl eksikliği ve zayıflığı hali demektir.

Sözlükte “aklı zayıflamak, eksilmek, bunamak, bir şeye düşkün olmak” anlamlarına gelen ateh, İslâm hukukunda kişinin hukukî tasarruflarına belirli sınırlamalar getiren bir ehliyet arızası kabul edilmiştir. Bu durumda olan kimseye matûh denir.

Matûhun anlayışı noksan, söz ve davranışları tutarsız, işlerinde tedbiri eksiktir. (krş. Mecelle, md. 945)

Matûhlar, temyiz gücünden tamamen mahrum olup, olmamalarına göre iki grupta ele alınırlar:

1. Temyiz gücünden tamamen yoksun olanlar ehliyet bakımından akıl hastaları gibidirler; edâ (fiil) ehliyetleri hiç yoktur.

2. Temyiz gücüne sahip olanlar ise mümeyyiz küçük hükmünde olup eksik ehliyetlidirler. (Mecelle, md. 978)

Matûh denince kastedilen de daha çok bu ikinci gruba girenlerdir.

Matûhun alım satım, kira, vedîa, ariyet akdi gibi sözlü tasarrufları (hukukî muameleleri) mümeyyiz küçüklerin tasarrufları gibi üçlü bir ayırıma tabidir:

1. Hibe kabulü gibi tamamen lehte olan muameleler, kimsenin rızasına bağlı olmaksızın geçerlidir.

2. Hibede bulunmak, vakıf kurmak gibi tamamen aleyhinde olanlar ise geçersizdir. Kanunî temsilcilerinin razı olmaları bu tür hukukî muameleleri geçerli hale getirmez. Boşama da matûhun tamamen aleyhinde olan bir hukukî tasarruf olarak kabul edilmiş ve geçersiz sayılmıştır. Nitekim bir hadîs-i şerifte, “Matûhunki müstesna, her talâk câizdir (geçerlidir). buyrulmaktadır. (Buhârî, Ṭalak, 11; Tirmizî, Talak, 15)

3. Matûhun alım satım, kira, şirket gibi lehte ve aleyhte olması muhtemel tasarrufları ise ancak kanunî temsilcilerinin rızasıyla geçerlidir. Bu rıza ya önceden izin veya sonradan icazet şeklinde belirtilir.

Matûhun fiilî tasarrufları geçerlidir. Buna göre sahipsiz bir mala el koyan matûh, ihraz yoluyla bunun mülkiyetini kazanacağı gibi başkalarının mallarına gasp ve itlaf gibi haksız fiillerle zarar vermesi durumunda da bunları tazmin etmek zorundadır.

İbadetler konusunda ise, genellikle benimsenen görüşe göre matûh yine mümeyyiz küçük hükmündedir, yani bunlarla mükellef değildir. Ancak bazı fıkıh alimleri matûhun da -gücü yettiği ve yapabildiği kadarıyla- ibadetlerle yükümlü olduğu görüşünü benimsemişlerdir.

Ceza hukukunda da matûh için bazı istisnalar kabul edilmiştir. Buna göre matûha had ve kısas cezası verilmez; kısas yerine diyet cezası uygulanır.

Matûh kendiliğinden mahcurdur (malını kullanmaktan men edilmiş); bunun için ayrıca mahkeme kararına ihtiyaç yoktur.

Kişi ister küçüklüğünden itibaren ister sonradan matûh olsun kanunî temsilcisi, küçük kabul edildiği takdirde kendisini temsil edecek kimsedir. Bu da sırasıyla babası, babanın vasisi, vasîsinin vasîsi, dedesi, dedenin vasîsi ve hâkimdir. Bu görüş Hanefî ve Şafilere göredir.

Mâlikî ve Hanbelîlere göre ise ateh hali büluğdan sonra meydana gelmişse, yetkili kanunî temsilci sadece hâkimdir.

Kaynaklar:

- Lisânü’l-ʿArab, “ʿateh” md.
- et-Taʿrîfât, “ʿateh”, “maʿtûh” md.leri.
- Buhârî, “Ṭalâḳ”, 11.
- İbn Mâce, “Ṭalâḳ”, 15.
- Tirmizî, “Ṭalâḳ”, 15.
- Abdülazîz el-Buhârî, Keşfü’l-esrâr, IV, 27.
- Teftâzânî, et-Telvîḫ, İstanbul 1310, s. 739.
- İbn Âbidîn, Reddü’l-muḥtâr, II, 258.
- Mecelle, md. 945, 978.
- Ali Haydar, Dürerü’l-hükkâm, III, 39-43.Subhî Mahmesânî, en-Naẓariyyetü’l-ʿâmme li’l-mûcebât ve’l-ʿuḳūd, Beyrut 1983, II, 370.
- Bilmen, Kamus, VII, 279-290.
- M. Ebû Zehre, el-Cerîme, Kahire, ts., s. 426-437.
(bk. TDV İslam Ansiklopedisi, Ateh md.)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 100+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun