Batı'da psikolog olan bir Müslüman nelere dikkat etmeli?

Tarih: 06.05.2022 - 12:25 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Müslüman bir psikolog nelere dikkat etmeli nasıl bir yol ve yöntem izlemeli?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İster İslam ülkelerinde isterse diğer ülkelerde olsun, Müslüman bir psikoloğun dikkat etmesi gereken durumlar vardır.

İslam inancına, hükümlerine ve ahlakına aykırı bir tavsiye olmadığı sürece, Müslüman bir psikolog her yerde görevini icra edebilir.

Buna göre, bir Müslüman, İslam’a aykırı şeyleri söylememek, harama ve günaha teşvik etmemek şartıyla, yaşadığı ülkenin usullerine göre psikolog olabilir.

Bu kısa bilgiden sonra, öncelikle bu hassasiyetiniz için sizi tebrik ederiz. Bu duyarlılık, dikkat ve sorgulama sizde oldukça, emin olunuz ki, Batı psikolojisinden azami derecede istifade etmenin yanında, inancınızı temel alan bakış açınızı hiçbir zaman kaybetmeyeceksiniz.

Psikolog olduğunuza göre, siz de çok iyi biliyorsunuz ki hiçbir insan gerçeği objektif olarak algılamaz. Kişinin karakteri, mizacı, hayat felsefesi, dini inancı, yetiştiği çevre, eğitim hayatı gibi faktörler, onun olayları değerlendirme biçimini şekillendirir. 

Bundan dolayı Batılı psikologlar hayata, insana, insanın mutluluğuna ağırlıklı olarak Batılı hayat anlayışının penceresinden baktıkları için, insanlığa sundukları kurtuluş reçeteleri sınırlı ve yetersiz kalmaktadır.

Çünkü Batı hayat anlayışı;
- Öncelikle insanı Tanrıların kurbanı gören Yunan Felsefesi,
- Her şeyi maddi çıkara, rekabete ve hazza indirgeyen kapitalizm,
- İnsana, hiçbir sınır tanımayan özgürlük ve bireycilik iddiasında olan liberalizm,
- Her türlü duygunun ve davranışın altında cinsel dürtülerin yattığını ileri süren Freudculuk,
- Güçlü olanın zayıf olanı ezerek yükselmesi gerektiğini ve hayatın bir mücadele olduğunu öne süren Darvinizm vs.
ve tahrif olmuş Hristiyan inancından
oluşmaktadır.

Bu yaklaşımlar; büyük çoğunlukla insanı sadece dünya için var olan, yasalar dışında kimseye karşı sorumlu tutmayan, dolayısıyla sadece kendi keyfini, rahatını, bireyselliğini, menfaatini ölçü alması gerektiğini söylemektedirler.

Böyle bir hayat felsefesi içinde yetişen Batılı bir sosyal bilimcinin, insana dair yapacağı her değerlendirme de bu çerçevede kalacaktır.

Oysaki İslam Dini’nde “insan” kavramı, onu her yönüyle maddi-manevi, dünyevi-uhrevi kapsayan bir anlayışa sahiptir. Onun insanı inceleme ve anlama yaklaşımı, diğer bütün düşünce sistemleri ve felsefî bakış açılarından daha ileridedir. Çünkü insan, “yeryüzünde Allah’ın halifesi” konumundadır.

İnsanın manevi yönünü görmeyen, ebedi hayatı kabul etmeyen, manevi ihtiyaçlarını tanımayan bir yaklaşımın sunduğu mutluluk reçetelerinin sonuç vermediğinin en güzel delili, Batı toplumunun içler acısı hâlidir.

Mesela, nerdeyse tüm evlilik kuramları ve terapi kuramları Batı kaynaklıdır. Ama aile ve evlilik açısından en perişan durumda olan da yine Batı toplumdur.

Bu çerçevede bizim size tavsiyemiz, öncelikle Batı psikolojisi kuramlarından azami derecede yararlanmak, ama sunduğu reçeteleri Kur'ani ölçülerle değerlendirmek esas olmalıdır.  Kur'an ve sünnetle barışık olmayan kuram ve önerileri kale almamaktır.

Ama bunun için de öncelikle Kur'an’ı, sünneti ve İslam’ın hayat felsefesini çok iyi bilmek gerekir. Bu çerçevede sağlam bir inanıcınız ve İslam medeniyeti, felsefesi birikiminiz olursa, istikameti korumak her zaman kolay olacaktır. Özellikle insan, dünya hayatı, sosyal hayat, aile ilişkileri, insanlar arası ilişkiler, evlilik, musibetler, hastalıklar, yalnızlık, ayrılık, ölüm, vb gibi kavramlara İslam’ın atfettiği anlamların çok iyi kavranmasında fayda var.

Batı psikolojisinde gündeme gelmeyen sabır, tevekkül, teslim, kader kavramları ve bunların ruh sağlığı üzerindeki olumlu etkilerini anlamak, size sağlam ve herkes için geçerli ölçüler verecektir.

Bunun yanında İslam medeniyeti, tasavvufu ve felsefesinde iz bırakan büyük şahsiyetleri ve eserlerini iyi tanımanız da sağlam bir psikolojik birikimi için çok önemlidir. Çünkü Batı’da daha psikoloji yokken bile, çok sayıda İslam düşünürü, insanı ve tüm sosyal ilişkilerini ve ruh sağlığını İslam’ın özüne uygun olarak anlatan eserler kaleme almışlardır.

Örneğin Muhasibi’nin "Dinî davranış teorisi", Mevlânâ’nın "Dertleri sevme" merkezli depresyon ve bunalıma getirdiği çözüm teorisi, Farabî’nin "Kavrama ile öğrenme" yaklaşımı ve rüyayı etkileyen faktörlere getirdiği bakış açısı bunlardan sadece birkaç tanesidir.

Diğer taraftan İbn Sinâ’nın "Nefs teorisi", Gazzalî’nin nefsi derecelendirmesi, Farabî’nin insanı nefs ve akıl gibi kavramlarla ifade edip "ay üstü âleme ait nefs", "ay altı aleme ait nefs" gibi bir sınıflandırmaya gitmesi ve daha pek çok âlimin bu konu üzerine eğilmesi, hep insanı daha iyi anlamaya yönelik, önem arz eden psikolojik çalışmalardır.

Özetle, elbette Müslüman olmayan psikologlardan da istifade edilmelidir, ancak bu fikirleri alırken ve aktarırken mutlaka süzgeçten geçirmek gerekir.

Bu nedenle Müslüman bir psikolog önce İslam inancını, hükümlerini ve ahlakını bilmeli, daha sonra diğerlerini okumalıdır. Yoksa, maskesiz olarak zehirli bir odaya girmek gibi olur, önce kendi zehirlenir, sonra da başkalarını zehirler.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 100+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun