Allah'tan cenneti isterken nasıl bir niyet ve dua etmeliyiz?

Tarih: 08.12.2022 - 07:47 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Cenneti arayan çok insan gördüm ama niyetleri şüpheliydi. Bazı insanlar cenneti ararlar çünkü sadece zevk isterler ve sadece veya esas olarak kendi zevklerini düşünürler, Allah sevgisini düşünmezler.
- Duyduğum başka bir grup insan, Allah'ı görmek, Allah'ın sevgisini kazanmak için cenneti aradıklarını ve cennetin Allah'ın sevgisi olduğunu düşündükleri için cennetin zevkini aradıklarını gösteren bir şekilde cennetin zevkini aradıklarını duydum. Cenneti Allah'ın sevgisi olduğu için isterler.
- Allah Sevgisine kavuşmak için nasıl niyet edip etmememiz gerektiği konusunda bize rehberlik eder misiniz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Evvela şunu bilmeliyiz ki yaptığımız bütün ameller ve elbette duamız dahi ihlaslı olmalı, samimiyet içermeli. Nitekim Peygamber Efendimiz (asm)  de “Ameller niyetlere göredir.” buyurmuştur. (bk. Buhari, Nikah, 5)

Nasıl ki biz, birisinin bir şeyi yapmış olmak, yasak savmak veya sırf beğenilmek için yaptığını gördüğümüz zaman bundan ve bu kişiden haz etmeyiz, aynı şekilde Rabbimiz de bizden bütün amellerimizde ihlaslı dürüst ve samimi olmamızı bekler.

Sualinizin ikinci kısmına gelince, ihlaslı olmak kaydı şartıyla cennet ve cennet nimetleri için gayret göstermemiz gerektiğini Rabbimiz bize Al-i İmran suresi 133. ayetinde şöyle buyurmuştur:

“Ve (salih ameller işleyerek) Rabbinizden bir bağışlanmaya ve genişliği göklerle yer (kadar) olan cennete koşuşun! (Ki orası,) takva sahipleri için hazırlanmıştır.”

Bunun dışında da pek çok ayette insanoğluna ebedi hedef olarak cennet ve cennet nimetleri gösterilmiş, sakınılması gereken yer olarak da cehennem gösterilmiştir.

Nitekim Bediüzzaman Hazretleri de buradan hareketle “Nev-i beşerin en mühim meselesi, cehennemden kurtulmaktır.” (bk. Şualar, On Birinci Şua, Sekizinci Mesle) buyurmuşlardır.

Yani en önemli görevimiz cehennemden kurtulmak, ebedi cennete ve nimetlerine erişmektir. En temel bir inanca sahip olan bütün müminlerin hedefi bu olmalıdır.

Müminin ilmi artıp Allah’ı tanıdıkça Allah’a olan sevgisi artar, böylece takvası da artar. Hududu olmayan bu yolda ilerledikçe de yaptığı işleri sadece Allah rızası ve onun sevgisini kazanmak için yapar. Allah rızası ve sevgisi kazanıldıkça da bunun doğal sonucu olarak ardından da inşallah cehennemden sakındırılma, cennet ve nimetleri ve cennetlerde Rabbinin cemalini görmek gelecektir.

Onun için, malayaniyat ile uğraşmak yerine, başta iman hakikatlerinin inkişafı ve İslami ilimler konusunda kendimizi daima geliştirmeliyiz ki, bu hakikatlerin künhüne istidadımızca varabilelim.

Elbette imandan hemen sonra halis niyetlerle işlenen salih ameller gelecektir.

Her işimize “Besmele” ile başlarsak, “Besmele” ile başlanamayacak işleri hayatımızdan çıkartırsak ve Kuran’a bakarak "Acaba Rabbim bu işi yapmamdan razı mıdır?" Sünnete bakarak "Peygamber Efendimiz (asm) olsa acaba böyle mi yapardı?" suallerini kendimize sorarsak, tıpkı yüksek bir binanın asansörünün bir anda 40-50 kat çıkması gibi biz de dünyalık geçici ve aldatıcı zevklerin peşinde koşmak yerine, boyut değiştirdiğimizi fark edebiliriz.

Nitekim Kur'an da bize Fatır suresi 10. ayette mealen, Rabbimizin rızasını kazanmak ve takvamızın artmasının ancak imandan sonra salih ameller işleyerek olabileceğini buyurmuştur:

“Kim izzet (şan ve şeref) istiyorsa, o halde (bilsin ki), izzet tamamıyla Allah’ındır. Güzel söz ona yükselir; salih amel de onu (o güzel sözü) yükseltir…”

Bu da ancak Allah’ın kitabı Kuran’a ve Resulullah’ın sünnetine sıkı sıkı sarılmakla olabilir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 100+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun