Allah'ın Peygambere salavat getirmesi, Kur'an'ın Hz. Muhammed'in sözü olduğuna bir delil olamaz mı?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Salavat getirmek Allah’tan rahmet dilemektir. Bütün insanlardan daha yüce olduğu bilgisayar-epistemolojisi tarafından dahi ispat edilen Hz. Muhammed (asv) kendini salavata muhtaç göstermekle kendini yüceltmiyor, herkes gibi, Allah’ın lütuf ve rahmetine, meleklerin kendisi için bağışlama dileklerine ihtiyaç duyduğunu söylüyor, tevazu gösteriyor.

Salat, salavat Peygamberimiz (asm)'e rahmet manasında bir duadır. Bununla Peygamberimiz (asm)'in makamının yükselmesi ve ümmetine şefaat etmesi için Allah'a dua edilir. Bu şekilde onun makam-ı mahmuda yükselip ümmetine şefaat etmesi için destek olunmuş olur. Onun vefat etmesi buna engel olmaz. Onun manevi şahsiyeti bakidir ve ümmetinin hayır ve hasenatlarına dua ve niyazlarına ortaktır. Yapılan dua ve salavatlar ona ulaşır.

 “Kur'ân'ı kendi sözleri olarak tanımlaması kadar doğal bir şey olamaz!” sözü açık bir iftiradır.  Ayrıca, “Kur'ân'ı kendi sözleri olarak tanımlaması”ında iki açık çelişki vardır:

a. Bunu söyleyen, Kur’an’ın Hz. Muhammed (asv)’in sözü olmadığını dolaylı olarak kabul etmiş oluyor. O halde, kendisine Kur’an vahiy edilen Hz. Muhammed (asv), bir peygamberdir. Bir peygamberin kalkıp Allah’a isyan etmesi ve Allah’ın sözlerini kendine nispet etmesi, hiçbir mantıkla izah edilemez. Bu tür bir iftira ne bir peygambere yakışır ve ne de Allah buna müsaade eder.

“Eğer Muhammed bazı sözler  uydurup bize iftira edecek olsaydı, onun şah damarını koparırdım. Sizden kimse de buna mani olamazdı. Şüphesiz o müttakiler için bir irşaddır.”(Hakka, 69/46-48)

mealindeki ayetlerden de bu gerçeği görmekteyiz. Bu ayetlerden maksat, Hz. Peygamber (asm)'in vahyi değiştirmesinin imkânsızlığını belirtmektir. Devamındaki ayetler ise Hz. Peygamber (asm)'e yalancılık iftirasının  atılacağını da haber vermektedir:

"Elbette sizden bazılarının Peygamberi yalancı saydığını biliriz. Şüphesiz o, kâfirler için büyük bir pişmanlıktır ve o, yakînin ta kendisidir. O halde, ey şanlı elçi! Haydi öyleyse sen de Rabbinin yüce adını zikret." (Hakka,  69/49-52)

b. “Kur'ân'ı kendi sözleri olarak tanımlaması” yakıştırması çok cahilce ve de acemice bir iftiradır. Çünkü, bütün kâfirler de biliyorlar ki, Hz. Muhammed (asv’in bütün davası “Kur’an’ın kendi malı olmadığı, Allah’ın sözü olduğu” ekseninde dönüyor.

İlave bilgi için tıklayınız:

Kur'an'ın değiştiğini ya da Peygamber sözü olduğunu iddia edenlere ne dersiniz?..

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun