Allah sabreder mi?

Soru Detayı

Allah sabreder diye sıfatı var. Allah sabreder mi? O zamandan münezzeh değil mi? Sabretmek mahluklar için değil mi?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Sabur, Allah’ın isimlerinden (esmâ-i hüsnâ) biridir. “Azap etmekte acele etmeyen.” ve “Cezayı, bir vakte kadar tehir eden.” demektir.

Bütün sıfatları mutlak ve sonsuz olup, dilediğini hemen icra edebilen Allah’ın, Sabûr ismi, insanların anladığı manada bir sabır olmaktan münezzehtir. O’nun sabrı, ‘acele etmemek’ manasınadır. Kainatın altı devrede yaratılmasında, bir ağacın yıllar sonra meyve vermesinde, ekilen tohumun aylar sonra yeryüzüne çıkmasında hep bu Sabûr isminin tecellileri okunur.

Yaratma hususunda acele etmeyerek bütün icraatını hikmetle yürüten Allah, asi, münkir ve müşrik kullarının cezalarını vermekte de yine acele etmez. Onlara belli bir süre tanır. 

Bir mümin, sabırlı olduğu ölçüde bu isimden feyiz alır. 

Bu kısa bilgiden sonra konunun detayına gelince:

Sözlükte “tahammül etmek, kendini tutmak, sızlanmamak” anlamındaki sabr kökünden mübalağa ifade eden bir sıfat olan sabûr “çok sabırlı” demektir.

Sabır terim olarak “aklın ve dinin yapılmasını gerekli gördüğü şeyleri yerine getirebilmek, yapılmamasını istediklerinden uzak durmak için nefsi kontrol altında tutma” diye açıklanmıştır.

Sabûr Allah’a nisbet edildiğinde “günahkarları cezalandırma konusunda acele etmeyip lutfuyla muamele eden” manasına gelir. (Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “sbr” md.; Lisânü’l-Arab, “sbr” md.; Kāmus Tercümesi, “sbr” md.)

Sabır kavramı Kuran-ı Kerîm’de sık sık geçer. İbnü’l-Cevzî, Kuran’da yer alan sabır kavramının anlamlarını üç noktada özetlemiştir.

Birincisi ve en çok kullanılanı “kendini tutma”dır. İkincisi, “Sabır ve namazla Allah’tan yardım isteyin” mealindeki ayette olduğu gibi (Bakara 2/45) “oruç”, üçüncüsü de, “Onlar cehennem ateşine karşı ne kadar sabırlıdır!” (Bakara 2/175) ayetinde yorumlandığı üzere “cüret”tir. (Nüzhetü’l-ayün, s. 387-388)

Kuran’da sabır başta Resûlullah olmak üzere peygamberlere ve insanlara nisbet edilmiş, erdemli bir davranış olarak emredilmiş, çeşitli mükâfatlar, dünyaya ve ahirete yönelik iyi sonuçlar sabra bağlanmıştır. (M. F. Abdülbâkī, el-Mucem, “sbr” md.), ancak Allah’a izafe edilmemiştir.

Bununla birlikte çeşitli ayetlerde, başta zalimler olmak üzere kötü insanların davranışlarından Allah’ın asla gāfil olmadığı (İbrâhîm 14/42), bozguncuların fiillerine hemen mukabelede bulunmayı murat etseydi yeryüzünde bir tek canlı bile bırakmayacağı, ancak onları belli bir zamana kadar ertelediği belirtilmekte, böylece sabır kavramının içeriği dolaylı olarak Allah’a nisbet edilmektedir. (Nahl 16/61; Kehf 18/58; Fâtır 35/45)

Sabûr, Ebû Hüreyre’den nakledilen esmâ-i hüsnâ listesinde sadece Tirmizî tarafından zikredilmiştir. (Daavât, 82)

Ebû Mûsâ el-Eş‘arî’den rivayet edilen bir hadiste Hz. Peygamber şöyle demektedir: “Başkalarından duyduğu eziyete Allah’tan daha çok sabreden bir kimse yoktur. İnsanlar Allah’a ortak koşup denginin ve çocuğunun bulunduğunu söyledikleri halde O yine de insanları rızıklandırmakta, kendilerine sıhhat ve afiyet vermektedir.” (Müsned, IV, 395; Buhârî, Edeb, 71, Tevhîd, 3; Müslim, Münâfikīn, 49-50)

Gazzâlî, esmâ-i hüsnâ içinde yer alan isim ve sıfatların çoğunun gerçek anlamda Allah’a ait olup mecazi manada kula nisbet edildiğini, sabûr ve şekûr gibi bazı sıfatların ise Allah’a mecazen izafe edildiğini söylemek suretiyle iki görüşü telif eder. (Maksadü’l-esnâ, s. 84)

Alimler, “günahkârları cezalandırmada acele etmeyen” anlamındaki sabûr ile “sabırlı ve temkinli olup kızgınlıkla muamele etmeyen” anlamındaki halîm isminin muhtevalarında yakın bir ilişki görmüştür.

Ancak sabûr, günahkârın ileride cezalandırılmayacağı hususunu kesinlik derecesinde içermediği halde halîm bu manayı ifade etmektedir. (Hattâbî, s. 97-98; İbnü’l-Esîr, en-Nihâye, “sbr” md.)

Kuşeyrî ve Gazzâlî gibi mutasavvıf alimler kişinin sabır alıştırmaları yapmak suretiyle halîm mertebesine ulaşabileceğini söyler.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun