Allah, Medine’ye neden Yesrib demiş, hikmeti nedir?

Tarih: 11.08.2021 - 09:51 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Ahzab 13'te Medine'nin ismi Yesrib diye zikrediliyor ve bu ayet savaşta indi diye okudum.
- Efendimiz (asm) ne zaman Medine diye değiştiriyor şehrin ismini, yani o zaman daha Medine ismine layık olmadığından mı öyle isimlendirildi?
- Yâni hikmeti nedir?
- Hicret esnasında Yesrib’in Medine olarak değiştirildiği şeklinde hadisler olduğu doğru mu?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Evet, Hz. Peygamber (asm) Efendimiz Hicret esnasında Yesrib’i Medine olarak değiştirmiştir ve şöyle buyurmuştur:

“Allah Teâla Hazretleri Medine’yi Tâbe (hoş, güzel) diye isimlendirdi.” (Müslim, Hacc 491)

“Ben şehirleri yiyen (yani orada yaşayanların eliyle pek çok yerin fethedildiği) bir şehre hicret etmekle emrolundum. Buna Yesrib diyorlar. Burası Medine’dir. Medine, tıpkı körüğün cürûfu ayırması gibi insanların kötülerini ayırıp defeder.” (Buhari, Fedailü’l-Medine 2; Müslim, Hacc 488)

"Zarar vermek, karıştırmak, kötülemek, başa kakmak, bozmak" gibi anlamlara gelen "serb" kökünden türeyen Yesrib kelimesi, Kur'an'da Medine'nin adı olarak bir yerde geçmektedir. O da Ahzab suresinin 13. ayetidir.

Ahzab suresinin 13. ayetinde geçen Yesrib ismini seslendirenler ise Yahudiler ve münafıklardır. Bu açıdan, bunun Yahudilerin ve münafıkların iç dünyalarını yansıtan bir durum olduğu söylenebilir.

Hendek kazılırken büyük bir kayaya rastlanmıştı, kayayı sökmeyi veya kırmayı başaramayan askerler Peygamber Efendimize (asm) başvurdular. O, üst giysisini çıkardı, kazmayı eline aldı ve üç vuruşta kayayı parçaladı. Her vuruşta "Allahu ekber" diyor ve "İran, Suriye, Yemen" gibi yerleri zikrederek, ileride Müslümanların gerçekleştirecekleri fetihleri bir bir müjdeliyordu.

Bu müjdeyi işiten Yahudiler ve münafıklar ise "Biz korkudan helaya gidemezken, o bize İran ve Bizans'ın hazinelerini müjdeliyor, bu aldatmadan başka bir şey değil." demişlerdi. (Nesai, Cihad, 42)

Bu gruptaki ayetlerde münafıkların ortak karakteri, sözlerinden ve davranışlarından örnekler verilerek açıklanmaktadır:

- Bunlar söz verirler ama yerine getirmezler.
- Fitne fesat fırsatı çıkınca ev bark aile düşünmeyip o fırsatı değerlendirmeye koşarlar.
- Hizmet gerektiğinde ise türlü bahaneler ileri sürerek izin almak isterler.
- Suret-i haktan görünerek Müslümanların moralini bozarlar; çoluk çocuklarını, evlerinin tehlikede olduğunu hatırlatarak savaş alanından çekilmeyi tavsiye ederler.
- Korkunun ölüme faydası olmadığı halde inançsızlıkları sebebiyle savaşmaktan ve ölümden fazlaca korkarlar, korku ortamı geçip zafer kazanılınca da bu sonuçta kendilerinin de payı varmış gibi konuşmaya ve hak talep etmeye kalkışırlar.

Demek ki, ayette Yesrib ismi zikredilerek bu özelliklere sahip olanlara işaret edilmiş olabilir.

Medine'nin bilinen en eski adı olan Yesrib ismini, buraya ilk yerleşen kişi olduğu rivayet edilen Yesrib b. Vâil b. Kâyine b. Mehlâbil'in isminden geldiği kaydedilmektedir. (Semhûdî, Vefaü’l-vefa, 1/156)

İslam kaynaklarında Medine'ye Tayyibe, Miskîne, Azrâ, Câbire, Mecbûre, Mahabbe ve Mahcûbe isimlerinin verildiğine de şahit oluruz. Kur'an-ı Kerim'de Medine için kullanılan "Dâr" kelimesinden hareketle (Haşr, 59/9) Medine'ye "Dârü'l-hicre, Dârü'l-îmân, Dârüs-sünne"; Resûl-i Ekrem'e nisbetle Medînetür Resûl / Medînetü'n-Nebi ve el Medînetü'l-Münevvere gibi isimlerin verildiği görülmektedir. Çoğunluğu şehrin kutsallığına, hicret yurdu ve başşehir olmasına, hicretten sonra gerçekleşen medenîleşmeye vurgu yapan bu isimlerin sayısı doksan yediye kadar çıkarılmaktadır.

Medine kelimesi Kur'an-ı Kerim'de on yerde geçmektedir. Bunların dördünde Medine şehri kastedilmektedir. (Tevbe 9/101,120; Ahzâb 33/60; Münâfikün 63/8)

Medine'nin Arapça müdûn veya deyn kökünden türediği ileri sürülür. İbn Manzûr, kelimenin "şehre gelmek, ikamet etmek, yerleşmek" gibi anlamlara gelen müdûn kökünden türediğini ve yeryüzünün yerleşmeye uygun ve kale yapılan her yerine Medine adı verildiğini kaydeder. (Lisânü'l-Arab, "mdn" md.)

Mekke ile birlikte iki Harem'den (Haremeyn) biri olan Medine, hicret yurdu olması ve halkının herhangi bir zorlama olmaksızın İslâmiyet'i benimsemesinden dolayı "Kur'an'la fethedilmiş" kabul edilir. (Belâzürî, Fütûh, s. 8; İbnü'n-Neccâr el-Bağdâdî, s. 45)

Hicretten sonra Resûl-i Ekrem (asm), "Hz. İbrahim Mekke'yi harem yaptığı gibi ben de Medine'yi harem yaptım." sözleriyle şehri harem ilân etmiştir. (Buhari, Büyu, 53, Cihad, 71, 74; Müslim, Hac, 454)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun