Allah canlıları neden bir sebebe bağlı olarak yaratmış?

Tarih: 29.08.2017 - 00:09 | Güncelleme:

Soru Detayı

- ​Mesela canlıları neden suya havaya bağlı olarak yarattı?
- Niye onlara yeme içme özelliği verdi?
- Mesela bir sürü sperm yerine bir tek spermle zigot oluşturabilirdi.

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Allah canlıları nasıl yaratacağını insana mı soracaktı? Hangi şekilde yaratsa insan yine aynı soruyu soracaktı. “Niçin öyle yarattı?” diyecekti.

Her bir canlının yaratılışında bir değil, binlerce hikmet ve sebep vardır. İnsan onların yaratılış sebeplerine itiraz etmeyi bırakıp, her bir canlı çeşidinin ne gibi özellikleri olduğunu ve yaratılış gayelerini anlamaya çalışmalıdır.

Yoksa itiraz manasında, “Niye böyle yarattı?” deyip karşı gelme edebe ve insanın makamına yakışmaz. Böyle bir itiraz, Allah yanında çok yüksek makamı olan insanın manevî makamını düşürür.

Burada işin esas yanlışlığı, canlıların yaratılış hikmet ve gayelerini anlamadan, düşünmeden ve en önemlisi araştırmadan hemen gereksizliğine hükmedilmesidir. Çünkü her bir canlının yaratılış gayesinin ve hikmetinin araştırılması çok zaman alan ve zor bir iştir. O bakımdan insan işin kolay tarafına kaçıp o canlıların lüzumsuz ve gereksiz olduğuna hükmediveriyor.

Hazret-i Mûsâ (a.s.) sineklerin tacizlerine karşı itirazına, sineklerin verdiği cevap çok dikkat çekicidir. Risale-i Nur’da konu şöyle anlatılır:

“Hazret-i Mûsâ (a.s.) onların tâcizlerine karşı müştekiyâne (şikâyet şeklinde), 'Yâ Rab, bu muacciz (insanları taciz eden) mahlûkları ne için bu kadar çoğaltmışsın?' deyince, ilhâmen cevap gelmiş ki: 'Sen bir defa sineklere itiraz ettin. Bu sinekler çok defa sual ediyorlar ki: "Yâ Rab, bu koca kafalı beşer seni yalnız bir lisân ile zikrediyor. Bazı da gaflet ediyor. Eğer yalnız kafasından bizleri halk etseydin, binler lisân ile sana zikredecek bizim gibi mahlûklar olurlardı."' diye, Hazret-i Mûsâ'nın (a.s.) şekvâsına bin itiraz kuvvetinde hikmet-i hilkatini müdafaa eden sineğin; hem gayet nezâfetperver, her vakit abdest alır gibi yüzünü, gözünü, kanatlarını temizleyen bu tâife, elbette mühim bir vazifesi vardır. Hikmet-i beşeriyenin nazarı kàsırdır (kısadır); daha o vazifeyi ihâta edememiş (sineklerin vazifesini anlayamamış). (bk. Nursi, Bediüzzaman, S. Latif Nükteler. İstanbul, rnk Neşriyat, 2006, s.7)

Canlı olup da yemeye, içmeye, havaya ve suya ihtiyaç duymayan sayısız canlı vardır. Onlar meleklerdir. Cinlerdir. Şeytanlardır. Meleklerin sayısını ancak Allah biliyor. Onlar nurdan yaratıkları oldukları için gıdalarına nur kâfi geliyor. Onlar devamlı Allah’ı zikrederler. Her birisinin kendine has ibadeti vardır. Allah havadan ışıktan, sesten, karanlıktan ve aydınlıktan melek yaratmaktadır. Her bir kar ve yağmur tanesi ile yeryüzüne inen bir melek vardır.

İşte bitkiler gibi canlı grubuna ihtiyaç olduğu gibi, hayvanlar şeklinde canlı grubuna da ihtiyaç vardır. Bunların ikisi de canlıdır, ama bitkilerle hayvanlar arasında ne kadar farklılık olduğu açıktır.

İnsan ise, hepsinin üzerinde bir halife makamında canlı çeşididir. Kâinatın tamamında tasarruf sahibidir ve aynı zamanda doğrudan Allah’a muhatap bir varlıktır.

Diğer taraftan, havasız ve susuz ortamda yaşayan aneorobik adını alan canlılar da vardır. Yani Allah her çeşit canlıyı yaratmıştır.

Spermin fazla olmasının gereksiz olduğunu nereden biliyorsunuz? Bu konuda hangi araştırmayı yaptınız veya yapılan hangi çalışmaları okudunuz? Böyle itiraz edenlere kara cahil denir. Çünkü onlar bir şeyi bilmiyorlar. Fakat bilmediklerini de bilmiyorlar. Kendilerini, bilir zannediyorlar.

Spermlerin fazla sayıda olmasının pek çok hikmeti ve gayesi vardır. Burada iki tanesine işaret edeceğiz:

Birincisi, insan neslinin devamı ile ilgilidir. Bilindiği gibi, yavrunun meydana gelebilmesi için, spermin birisinin yumurta ile birleşmesi gerekir. Her bir spermin kabiliyeti, sahip olduğu besin değeri ve gücü farklıdır. Yumurtaya ulaşması için asidik değeri çok yüksek olan ortamlardan geçmesi ve kendilerine göre çok uzun bir yolculuğa dayanıklı olmaları gerekmektedir. Yumurtaya ulaşıncaya kadar pek çoğu asit ortamda ölür. Ortam asidik olmazsa, o zaman da mikroplardan insan hayatı tehlikeye girerdi. Bazısının da sahip olduğu besin ve enerji, bu uzun yolu geçmek için yeterli olmadığından yolda ölmektedir. En sıhhatli ve sağlam olanlardan birisi ancak yumurtaya ulaşabilmektedir.

Şayet sizin düşündüğünüz gibi bir tane sperm yaratılmış olsa idi, bugün sen de ben de hayatta olmayacaktık. Belki insanlığın yüzde doksan beşi hayat sahnesine ayak basamayacaktı. Şimdi anladınız mı fazla sperm yaratılmış olmasının hikmetini?

Çok sperm yaratılmış olmasının bir diğer sebebi de her bir spermin Allah’ın isimlerine ayna olmasıdır. Nasıl ki güneşin aynadaki görüntüsü, güneşin yedi rengini kendisinde gösterir. Aynen bunun gibi, bütün varlıklar âdeta bir ayna gibi Allah’ın isimlerine ayna olmaktadır. 

Burada her bir sperm hayatıyla Cenab-ı Hakk’ın Hay ve Muhyi isimlerine, şekilli ve düzgün yapısıyla Musavvir ismine, insanın bütün genetik özelliklerini ihtiva etmesiyle Hafiz ismine, insanın yaratılmasına yönelik bir gayeye göre planlanmış olmasıyla, Hakim, Müdebbir isimlerine, rızkının hazırlanmış olmasıyla Rahman, Rahim ve Rezzak isimlerine ve hakeza bunun gibi daha pek çok isimlerine ayna olmaktadırlar.

İşte bunun için bu spermlerin Allah’ın pek çok ismine ayna olmalarıyla yaratılış gayeleri yerine gelmektedir. Dolayısıyla onların bir an yaşaması ve hayat sahnesinde görünmeleri yeterli olmaktadır.

Bir tane kavun ve karpuzun içerisinde onlarca çekirdeğin bulunmasına da bu pencereden bakmak gerekir O zaman bu fazla yaratılışların hikmet, gaye ve maksadı anlaşılmış olacaktır.,

Sonuç olarak, Allah’ın yarattığı canlıların gerek yapılarında, gerek vazifelerinde ve gerekse sayılarında ne bir fazlalık ve ne de bir noksanlık yoktur. Her şey en ince ayrıntılarına kadar hesap edilerek ve en güzel şekilde ve bütün maksat ve gayelere hizmet edecek tarzda yaratılmıştır.

İnsan bunu dikkate alarak Allah’ın yarattığı varlıklara itiraz parmağını uzatmamalıdır. Sadece bu canlıların niçin ve nasıl yaratıldıklarını, yaratılışlarındaki hikmet ve gayeleri araştırmalıdır.

O’nun eserlerini noksan ve gereksiz görerek tenkit etmek hem edebe aykırıdır ve hem de insanı, Allah’ın sevgisinden ve Allah yanındaki makamından uzaklaştırır. Allah’ın eserlerini gereksiz ve noksan görenler bu sonuçları hesap etmelidirler.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun