Akla uygun olduğu için yapılan iman, geçersiz midir?

Tarih: 01.05.2015 - 02:46 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Seyyid Abdülhakim-i Arvasi hazretleri, imanı şöyle tarif ediyor:
"İman, Muhammed aleyhisselamın, Peygamber olarak bildirdiği şeyleri, akla, tecrübeye ve felsefeye danışmadan, tasdik etmek ve inanmaktır. Akla uygun olduğu için tasdik ederse, aklı tasdik etmiş olur, Resulü tasdik etmiş olmaz veya Resulü ve aklı birlikte tasdik etmiş olur ki, o zaman Peygambere itimat tam olmaz. İtimat tam olmayınca, iman olmaz."

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Önce Seyyid Abdülhakim Arvasi Hazretlerinin, bizzat ifadesinin ne olduğunu, eklemeler veya çıkarmaların yapılıp yapılmadığını bilemiyoruz. Bazen yorumlarla yeni şekiller verilebilir.

Bununla beraber, Seyyid Abdülhakim-i Arvasi Hazretlerinin iman tarifinde akla fazla önem vermemesinin gereğine işaret etmesi, ilk iman etmeden ziyade, imanın gereğini yerine getirirken uyulması gereken bir kural olduğunu düşünüyoruz. Çünkü, iman ilimdir. İlim akla muhtaçtır. İslam ise teslimiyeti gerektirir.

Bu sebeple, bir insan iman ettiği Hz. Peygamber (asm)'in bir sözünü veya Kur’an’ın bir ayetini düşündüğü zaman, yalnız aklına uyduğu için kabul ederse, bu ilgili ifade de geçtiği gibi akla iman etmek anlamına gelir.  

“Hayır, hayır! Senin Rabbin hakkı için, onlar aralarında ihtilaf ettikleri meselelerde seni hakem kılıp, sonra da verdiğin hükümden ötürü içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, sana tam bir teslimiyetle bağlanmadıkça iman etmiş olmazlar.” (Nisa, 4/65)

mealindeki ayetten bu gerçeği anlamak mümkündür. Abdulhakim Hazretlerinin sözlerini bu çerçevede değerlendirmek gerekir.

 “İman, Sa'd-ı Taftazanî'nin tefsirine göre: 'Cenab-ı Hakk'ın istediği kulunun kalbine, cüz'-i ihtiyarının sarfından sonra ilka ettiği bir nurdur.'" (bk. İşarat-ül İ'caz, s. 42)

İnsanın cüzi iradesini kullanması demek, kendi aklını kullanması demektir. Zaten İslam dininde, ne iman ne de amel konusunda çocuk ve akıl hastalarının sorumlu tutulmamasının sebebi, akıllarının olmamasıdır.

İman inanmaktır. İnanmak her şeyden önce aklın tatmin olmasıdır. Aklın tatmin olmadığı yerde imandan söz edilemez.  

Kur’an’da onlarca yerde “Akıllarını kullanmıyorlar mı? Tefekkür etmiyorlar mı?” gibi ifadeler aklın önemini göstermektedir.

Bu sebeple, iman ve İslam hususunda -yukarıda arz ettiğimiz konunun dışında- aklı devre dışı bırakmak asla isabetli değildir...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun