Abdestli yatan kimseye, bir melek sabaha kadar, "Yâ Rabbî! Bu kulunu affet." diye dua eder mi?

Soru Detayı

- "Yatağa abdestli yatan kimse için, o gece bir Melek sabaha kadar 'Yâ Rabbî! Bu kulunu affet.' diye duâ eder." anlamında bir hadis var mıdır; varsa bunun hikmeti nedir?

- Yatarken dikkat edeceğimiz diğer sünnetler nelerdir?

- Ayrıca başka hangi konularda insanlara melekler dua eder?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

"Yatağa abdestli yatan kimse için, o gece bir Melek sabaha kadar 'Yâ Rabbî! Bu kulunu affet.' diye duâ eder."

anlamındaki hadisi Bezzar ve Taberanî (el-Kebir) rivayet etmiştir.

Ebu Hati, Zehebi gibi bazı alimler, bu hadisin senedinde yer alan bir iki kişinin zayıf olduğunu belirtmişlerdir. Ancak Heysemi, bu konuda bir rivayetin daha olduğunu ve “onun Hasen olduğunu ümit ediyorum” diyerek hadisin rivayetini desteklemiştir. (bk. Mecmau’z-Zevaid, hy. no: 1146)

Konuyla ilgili diğer bir hadis şöyledir:

İbn Ömer (ra)’den rivayet edildiğine göre, Peygamberimiz (asm) şöyle buyurdu:

“Kim abdestli olarak uyursa, onun şuurunda / bilincinde bekleyen bir melek bulunur. Adam uyandığında, melek ‘Allah’ım! Filanca kulunu bağışla, çünkü o abdestli olarak uyudu.' der." (İbn Hibba’nın naklettiği bu hadis için bk. Irakî, Tahricu Ahadisi’l-İhya, 3/209)

Allah’a kendi başımıza duâ edip isteklerimizi arz ettiğimiz gibi, Allah’ın sevdiği bir kula da kendimiz için duâ ettirebiliriz. Bazen de sâlih bir kul denk gelip bize duâ ettiği zaman ne kadar sevinir, huzur buluruz. Düşünelim ki insan bir melekle karşılaştı, ondan duâ talep etti, melek de o insan için duâ etti, Allah’a yalvardı. Bu olayda her halde o insan çok büyük hafiflik hissedecek, sürur duyacak ve rahatlayacaktır. İşte "Melekleri kendimize nasıl duâ ettirebiliriz?" düşüncesi bu satırların konusunu teşkil edecektir.

İnsan yaratılışı gereği gündüz çalışmakta ve yorulmakta; gece ise dinlenmek için uyumaktadır. Bünyemiz gece uykusuna muhtaçtır. Kur’ân’da Cenâb-ı Hak,

“Uykunuzu dinlenme vakti kıldık.” (Nebe, 78/9)

âyetiyle bu nimete ve bu beşerî ihtiyaca işâret eder.

Günde en az altı saat uyuyan bir insan, ömrünün en az dörtte birini uyku ile geçiriyor demektir. Ki, küçük bir rakam değildir. Hayatımızda böylesine önemli bir yere sahip olan uykuya Sünnet-i Seniyye gözetilerek girilirse, âdi bir hareketten ibâret olan uykumuza -inşâallah- ibâdet mahiyeti kazandırmamız mümkün olacaktır.

Yatma Esnasında Uymamız Tavsiye Edilen Sünnet-i Seniyyeler

Yatağa abdestli girmek, sağ yanı üzerine yatmak ve yatarken “eûzü-besmele” çekerek duâ okumaktır.

Peygamber Efendimiz (asm) buyurdu ki:

“Yatağa vardığında önce namaz abdesti gibi abdest al. Sonra sağ tarafına uzan ve şu duâyı oku:

‘Allahümme eslemtü nefsî ileyke. Ve veccehtü vechî ileyke. Ve fevvadtü emrî ileyke. Ve elce’tü zahrî ileyke rağbeten ve rahbeten ileyke. Lâ melce’e ve lâ mencâ minke illâ ileyke. Âmentü bikitâbike’llezî enzelte ve nebiyyike’llezî erselte.”

(Manası: “Allah’ım, nefsimi sana teslim ettim. Yüzümü sana çevirdim. İşimi sana bıraktım. Sırtımı sana dayadım. Senden hem rahmetini umuyorum, hem korkuyorum. Senden sığınacağım ve kurtuluş bulacağım yer, senden başkası değildir. İndirdiğin kitabına inandım. Gönderdiğin Peygamberine îmân ettim.’)

Eğer o gece ölecek olursan, İslâm fıtratı üzerine ölmüş olursun. Bu sözleri, yatarken söylediğin sözlerin sonuncusu kıl.” (Buhârî, Vüdû, 183)

Hazret-i Âişe (ra) bildirmiştir:

“Nebiyy-i Ekrem Efendimiz (asm) her gece yatağa girdiği zaman iki elini birleştirerek, ‘Kul hüva’llâhü Ehad’, ‘Kul Eûzü Birabbi’l-Felak’ ve ‘Kul Eûzü Birabbi’n-Nâs’ sûrelerini okur ve ellerine nefes verirdi. Sonra iki eliyle vücudundan yetiştiği yerleri; başını, yüzünü, vücudunun önünü, arkasını sıvazlar ve meshederdi. Bunu üç defa tekrarlardı.” (Buhârî, Kur’ân’ın Fazîletleri, 1772)

Resûlullah Efendimiz (asm) buyurdu ki: “Temiz ve abdestli olarak uyuyan kimse, gündüz nafile olarak oruç tutup, gece ibâdet yapan kimse gibidir.” (Câmiü’s-Sağîr, 2/2607)

Resûl-i Ekrem (asm) şöyle buyurdu:

“Sizden biriniz yatarken sağ tarafı üzerine yatsın. Sonra şu duâyı okusun: ‘Bismike Rabbî. Veda’tü cenbî, Ve bike’rfe’uhû. İn emsekte nefsî ferhamhâ. Ve in erseltehâ fe’hfızhâ bimâ tehfezu bihî ıbâdeke’s-sâlihîn.” (Mânâsı: “Rabb’im, isminle yanımı yere koydum, adınla kaldıracağım. Eğer ruhumu alırsan, ona merhamet et. Eğer almazsan, iyi kullarını muhafaza ettiğin gibi muhafaza et.” (Câmiü’s-Sağîr, 1/192)

Huzeyfe (ra) bildirmiştir: Allah Resûlü (asm) gece yatağına girdiği vakit sağ elini yanağının altına koyardı. Sonra şu duâyı okurdu: “Allahümme bismike emûtü ve ahyâ.” (Mânâsı: “Allah’ım, isminle ölürüm, isminle dirilirim.” Uyandığı vakit ise, “Elhamdülillâhi’llezî ahyânâ ba’demâ emâtenâ ve ileyhi’n-nüşûr.” (Mânâsı: “Hamd, bizi öldükten sonra dirilten Allah’a mahsustur. Son gidiş de ancak O’nadır.”  (Riyâzu’s-Sâlihîn, Uyku, 814)

Yine Peygamber Efendimiz (asm) yatarken “Âyet’el-Kürsî” okuyan kişi için, Allah’ın sabaha kadar bir muhafız görevlendirdiğini, onu tehlikelerden emin kıldığını ve ona şeytanın yaklaşamayacağını bildirmiştir. (Buhârî, Vekâlet, 10)

Görüldüğü gibi, uykuya girerken okunan duâların genelinde Allah’a sığınma, ölüm ve diriliş temâları işlenmiştir. Çünkü uyku ölümün küçük kardeşidir ve uyku halinde alıp verdiğimiz nefesler bilinç dışıdır. Bu duâlardan herhangi birini veya bir kaçını okuduğumuzda, Allah’a sığınmış oluruz.

Sağ yanımız üzerine yatmanın bir hikmetini ilk bakışta şöyle açıklamak mümkündür: Bilindiği gibi kalbimiz sol yanımızdadır. Sol yanımız veya karnımız üzerine yattığımız zaman, uyku halinde kalbimize baskı yapmaktan kendimizi koruyamayız. Sıkışan ve rahat çalışması engellenen kalbimiz ise bize uykuda rahat yüzü göstermez; kâbuslar yaşatır. Sabahleyin dinlenmiş olarak değil, tam tersine yorgun olarak uyanırız. Ve bu yorgunluk, gün boyu bütün işlerimizi, verimliliğimizi, aktivitemizi, başarımızı ve iş heyecanımızı engeller.

Ayrıca, bilincimizle yaşamadığımız uyku dakikalarında, rahat çalışmaktan alıkoyulan kalbimizin “sekteye ve durmaya” daha yakın bir hâl içine girdiğini, bunun da sağlığımızı tehdit ettiğini unutmayalım.

Meleklerin dua ettikleri bazı durumlar ve hadis-i şerifler şöyledir:

- Mümin kardeşimize gıyabında duâ ettiğimiz zaman melekler aynı duanın bizim için de kabul edilmesi için duâ eder.

“Müslüman bir kul, din kardeşi için gıyabında duâ ederse, Melek de: 'Onun için istediğinin bir misli de senin için olsun.' diye duâ eder.” (İmam Nevevi, Riyazü’s-Salihin Terceme ve Şerhi, Tercüme: İhsan Özkes, Esra Yayınları, Konya, 1996, H. No: 1524)

“Müslüman bir kişinin din kardeşi için gıyabında ettiği duâ kabul olunur. Onun başucunda görevli bir melek vardır ki, o Müslüman, ne zaman bir din kardeşi için hayır duâ ederse o melek ona: Duân kabul olsun, istediğinin bir misli de senin için olsun, diye duâ eder.” (R. Salihin, 5, s. 214)

- Allah yolunda mal harcayan kişiye melekler duâ eder.

“İstisnasız her gün iki melek iner.
Birisi: Ya Rabbi! Senin yoluna mal harcayana, harcadığının yerine mal ver (eksilttiğini doldur)” diye duâ eder.
Diğeri: Ya Rabbi! Elini sıkı tutup mal harcamayanın malına telef ver, diye duâ eder."
 (Buhari, Zekat, 27; Müslim, Zekat, 57)

- Abdestli olarak camide namaz vaktinin girmesini ve namaz kılmayı bekleyene melekler duâ eder:

“Kişinin cemaatle (camide) kıldığı namazı, evde veya çarşıda tek başına kıldığı namazından, yirmi bu kadar derece üstündür. Zira bir kimse güzelce abdest alır, sırf namaz kılmak maksadıyla camiye gelirse, camiye girinceye kadar attığı her adımla onun derecesi yükselir ve günahı bağışlanır. Camiye girince de namaz için oturduğu müddetçe namazda gibi olur. Namaz kıldığı yerde kaldıkça kimseye eziyet etmediği ve abdesti bozmadığı takdirde (ve yahut da dünyaya ait konuşmadığı) takdirde, melekler ona şöyle duâ ederler:

“Allah'ım! Sen buna rahmet et; Allah'ım! Onu yarlığa; Allah'ım! Tövbesini kabul et.” derler. (R. Salihin, H. No: 10)

- Namaz kılınan yerde abdesti bozmadan oturan kişiye melekeler dua eder.

“Biriniz, abdestini bozmadan namaz kıldığı yerde oturmaya devam ettiği müddetçe melekler; 'Allah'ım! Onu affeyle! Allah'ım! Ona rahmet eyle!' diye duâ ederler." (R. Salihin, H. No: 1066)

- Camide ilk safta duran kişiye melekler duâ eder.

“Safta ileri geri durup ihtilaf etmeyiniz, yoksa kalpleriniz de başka başka olur. Şüphesiz ki, Allah ilk safta namaz kılanlara rahmet eder ve melekler de duâ ederler.” (R. Salihin, H. No: 1094)

- Safların sağ tarafında duran kişiye melekler duâ eder.

“Muhakkak, Allah ve melekleri safların sağ kollarındakilere rahmet ve duâ ederler.” (R.Salihin, H. No: 1098)

- Oruç tutan kişinin yanında başkaları yiyip içtikleri zaman, o oruçlu kişiye melekler duâ eder.

Medineli Ümmü Umare anlatıyor:
Bir gün Resül-ü Ekrem Efendimiz evime geldi. Ben Hz. Peygamber’e yemek çıkardım. Resül-ü Ekrem: "Sen de ye" diye teklif etmesi üzerine: "Ya Resûlüllah! Ben oruçluyum." dedim. Bunun üzerine Peygamber Aleyhissalatü vesselam:
“Bir oruçlu kimsenin yanında yemek yenildiğinde, onlar yemekten kalkıncaya kadar veya karınlarını doyuruncaya kadar melekler de o oruçluya duâ ederler.” buyurdu. (Tirmizi, Sıyam, 785)

- Hastayı ziyaret edene melekler duâ eder.

“Her hangi bir müslim sabahleyin hasta Müslüman kardeşini ziyaret ederse, yetmiş bin melek ona akşama kadar rahmet okurlar. Eğer akşamleyin ziyaret ederse, yetmiş bin melek sabaha kadar ona istiğfâr ederler. Aynı zamanda o kimse için cennette toplanmış meyveler vardır.” (R.Salihin, H. No: 903)

“Bir adam başka bir köydeki bir din kardeşini ziyaret etti. Bunun üzerine Allah, onun yolunun üzerine gözetleyici bir melek koydu.

O adam meleğin yanından geçerken melek ona:
Nereye gidersin, diye sordu. Adam:
Bu köydeki bir kardeşimi ziyaret edeceğim, diye cevap verdi. Melek:
Onda beklediğin bir menfaatin var mı, diye sorunca adam:
Hayır, sadece Allah rızası için onu seviyorum, dedi. Bunun üzerine melek:
Ben Allah’ın sana şunu iletmekle görevli elçisiyim ki, sen o adamı nasıl Allah yolunda seviyorsan Allah da seni seviyor, dedi. (Müslim, Birr, 38)

“Hastayı veya Allah rızası için sevdiği kardeşini ziyaret edene (rahmani) olarak şöyle seslenir: Ne mutlu sana, ne güzel yolculuk! Kendine cennette bir yer hazırladın.” (Tirmizi, Birr, 2099)

- Evden namaz için çıkıldığında ve ilgili dua okunduğunda melekler duâ eder.

“Her kim evinden namaza çıkarken: “Ey Allahım! Senden isteyenlerin hürmetine ve bu yürüyüşüm hürmetine senden isterim. Çünkü kibir, iftihar, gösteriş ve işittirmek için çıkmadım, ancak senin gazabından saklanmak ve senin rızanı umarak çıktım. Senden beni ateşten kurtarmanı ve günahlarımı bağışlamanı isterim, zira günahları ancak sen affedebilirsin.” Derse mutlaka Allah Teâlâ ona kendisi için istiğfâr eden yetmiş bin melek görevlendirir ve namazını bitirinceye kadar Allah Teâlâ ona cemaliyle yönelir.” (İbn Mace, Mesacid, 778)

- Haşr suresinin son üç ayetini sabah ve akşam namazından sonra okuyan kimseye melekler duâ eder.

“Her kim sabahladığında üç kere: Kovulmuş şeytanın şerrinden hakkıyla işiten ve her şeyi bilen Allah’a sığınırım.” dedikten sonra Haşr suresinin sonundan üç ayet okursa, Allah Teâlâ o kişiye akşama kadar duâ etmek üzere yetmiş bin melek görevlendirir. O gün ölürse, şehit olarak ölür. Akşamladığında bunları okuyana da aynı derece vardır. (Ahmed b. Hanbel,  Müsned, 5/26)

- Bir sure okuyarak uyuyan kimseye melekler duâ eder.

“Hangi bir müslüman kul yatağına gelir de, yatacağı vakit Allah’ın kitabından bir sure okursa, mutlaka Allah Teâlâ Hazretleri ona bir melek gönderir ki, o melek o kişi uykusundan uyanıncaya kadar ona eziyet edecek bir şeyi yaklaştırmaz.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 4/125)

- Melekler, müslümanın namaz kıldığına şahitlik eder.

“Melekler nöbetleşerek sizin başınızda gözcülük ederler. Sabah ve ikindi namazlarında bu melekler buluşurlar. Sonra geceyi sizin yanınızda geçiren melekler göğe çıkarlar. Allah -onlardan daha iyi bildiği halde- 'Kullarımı ne halde bıraktınız?' diye sorar. Melekler de Allah’a: “Yanlarından ayrıldığımız zaman da yanlarına vardığımız zaman da namaz kılıyorlardı.” diye cevap verirler.” (Buhari, Tevhid, 23; Müslim, Mesacid, 632)

- Ders, sohbet ve zikir halkalarına devam edenlere melekler duâ eder.

“Allah’ın bir takım melekleri vardır ki, bunlar sokaklarda dolaşıp zikredenleri araştırırlar. Allah’ı zikreden bir gruba rastlayınca, birbirlerine: Geliniz, aradığımız buradadır, diye seslenirler ve zikredenleri göğe kadar kanatları altına alırlar. Gökyüzüne çıkınca Allah Teâlâ -aslında her şeyi bildiği halde- onlara:

“Kullarım ne diyor?” diye sorar. Melekler de O’na:
Seni tesbih, tekbir ediyorlar. Sana hamd ve tazim sunuyorlar, diye cevap verirler. Yüce Allah:
“Onlar beni gördü mü?” diye sorar. Melekler de O’na:
Hayır, vallahi de seni görmemişlerdir, diye cevap verirler. Allah Teâlâ:
“Ya beni görmüş olsalardı ne yaparlardı?” diye sorar. Melekler de O’na:
Eğer seni görmüş olsalardı daha çok ibadet ederler, daha çok tazim ederler ve daha çok tesbih ederlerdi, diye cevap verirler.

Yüce Allah onlara:
“Kullarım ne istiyor?” diye sorar. Melekler:
Sen’den cennet istiyorlar, diye cevap verirler. Allah Teâlâ onlara:
“Cenneti gördüler mi?” diye sorar. Melekler:
Hayır, vallahi Ya Rabbi, orayı görmemişlerdir, diye cevap verirler. Allah Teâlâ onlara:
“Orayı görmüş olsalardı ne yaparlardı?” diye sorar. Melekler de O’na:
Eğer orayı görmüş olsalardı oraya karşı daha güçlü bir özlem duyarlar, orayı daha ısrarlı bir şekilde isterler ve daha güçlü bir arzu duyarlardı, diye cevap verirler.

Allah Teâlâ meleklere:
“Neye karşı bana sığınıyorlar?” diye sorar. Melekler de O’na:
Cehennemden Sana sığınıyorlar, diye cevap verirler. Allah:
“Onlar cehennemi gördüler mi?” diye sorar. Melekler:
Hayır, vallahi orayı görmemişlerdir, diye cevap verirler. Allah meleklere:
“Ya cehennemi görmüş olsalardı ne yaparlardı?” diye sorar. Melekler:
Eğer orayı görmüş olsalardı ondan daha şiddetle kaçar, daha çok korkarlardı, diye cevap verirler. Bunun üzerine Yüce Allah:

"Şahit olunuz ki, onları affettim." buyurur. Meleklerden birisi:
Onlar arasında falanca kimse var ki, o aslında onlardan değildir. Şahsi bir amaç için onların arasına katılmıştır, der. Ulu Allah o meleğe:
“Onlar öyle bir gruptur ki, onların arkadaşı kendilerine ihanet etmez.” buyurur. (Buhari, Deavat, 66; Müslim, Zikir 25)

“Allah’ı zikretmek üzere oturan bir gruba melekler kanat gerer, onları rahmet-i ilahi kuşatır ve onlara sekinet iner. Allah da onları yanındakiler arasında anar.” (Müslim, Zikir, 39)

- Allah teâlâ meleklerine şöyle emreder.

“Allah Teâlâ Hazretleri meleklerine şöyle emreder: Kulum kötü bir amel yapmak isteyince, onu yapmadıkça yazmayın. Yapınca, onu aleyhine bir günah olarak yazın. Eğer benim rızamı düşünerek terketti ise, bunu onun lehine bir sevap yazın. Kulum iyi bir iş yapmak arzu edince, yapmasa bile onu, lehine bir sevap olarak yazın. Eğer onu yaparsa, en az on misli olmak üzere yedi yüz misline kadar ona sevap yazın." (Buhari, Tevhid, 35; Müslim, İman, 203, 205)   

- Allah’ın melekleri şahit kılar.

“Kulun gündüz veya gece amelini yazan hafaza melekleri, yazdıklarını Allah’a yükseltirler. Allah sahifenin baş ve son kısmını hayırlı bulursa, meleklere şöyle der: “Sizi şahit kılıyorum, ben kulumun sahifesinin iki tarafı arasında kalan kısmını mağfiret ettim.” (Tirmizi, Cenaiz, 9)

Özetle diyebiliriz ki, Allah Teâlâ bütün kainatı bizler için bizleri de kendisine kulluk etmemiz için yaratmıştır. Rabbimiz bizlere karşı sonsuz merhamet  sahibidir. O, bizim yegane dostumuz, yardımcımız ve vekilimizdir. Dolayısıyla bizler, müminler olarak Rabbimizin ne kadar büyük nimetleri içinde yüzdüğümüzün şuuru içinde sürekli uyanık ve şükür halinde olmalıyız. Bütün bu ikramlara karşı nankörlükten, biganelikten ve gafletten Allah’a sığınmalıyız. Merhum Mehmed Akif ne güzel söyler:

"Bir baksana! Gökler uyanık yer uyanıktır.
Bunlar uyanıkken uyumak maskaralıktır!.."

Geniş bilgi için bk.

- Orhan ÇEKER, “Melekleri Kendimize Nasıl Duâ Ettirebiliriz?” İslam Dergisi, Kasım, 1995, s.82-83.
- Ömer ÇELİK, “Melekler Bizler İçin İstiğfâr Ediyor.”, Altınoluk Dergisi, Temmuz, 1998, Sayı:149, s.23-25.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun