Zalime mühlet var ama mazlum nasıl dayansın?

Tarih: 21.03.2026 - 11:39 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Allah zulümden münezzehtir. Kimseye zulmetmez. Bunun yanında:

1. Zalimlere mühlet verilmesi mazlumların unutulduğu anlamına gelmez

Kuran-ı Kerim’de Allah’ın zalimlere hemen ceza vermediği, fakat bunun bir imtihan ve süre tanıma olduğu sıkça belirtilir.

“Zalimlerin yaptıklarından Allah’ı habersiz sanma. Onları ancak gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor.” (İbrahim 42)

Bu Kurani yaklaşımın verdiği mesaj şudur: Dünya nihai adalet yeri değil, imtihan yeridir. Çünkü adalet tecelli edeceği yer ahirettir. Bunun yanında zalimlere verilen mühlet çoğu zaman tövbe fırsatının verilmesi, gerçeğin ortaya çıkması ve mazlumların derecesinin yükselmesi için bir süreçtir.

Peygamber Efendimiz (asm) bir hadis-i şerifinde bunu şöyle ifade eder:

“Allah zalime mühlet verir, fakat yakaladığı zaman onu bırakmaz.” (Buhârî, Tefsîru sure 11)

Yani mühlet ihmal değil, ertelenmiş adalettir.

2. Mazlumun acıyı yaşaması, Allah’ın onu dikkate almadığı anlamına gelmez

Cenab-ı Hak sevdiği kullarını imtihan eder, mükafatını da ahirette verir. Bunun en somut örneğini peygamberler sergilemişlerdir. Peygamberlerin yaşadığı derin acıları başka kimse yaşamamıştır. Onların maruz kaldığı zulme, sıradan insanlar kalmamıştır. Mesela Yakup (as), oğlunu kaybettiğinde ağlamaktan gözleri kör olmuştu. Eyyüb (as) uzun yıllar ağır hastalık içinde kıvranmıştır, Zekeriya (as) İsrailoğullarından kaçarken saklandığı ağaçla birlikte testereyle ikiye bölünerek şehit edilmiştir, Peygamberimiz Hz Muhammed (asm) bile bazı dönemlerde çok büyük yalnızlık ve acılar yaşamıştır .

Bu bize şunu gösterir, Allah mazlumları çok seviyor ve onların ebedi hayatlarının daha da iyi olması için bazı sıkıntılara maruz kalmalarına izin veriyor.

Mazlumların duası konusunda dinimizin yaptığı vurgu, Cenab-ı Hakkın yanında mazlumun ne kadar kıymetli olduğunu gösteriyor.

Bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (asm) şöyle buyurmuştur:

“Mazlumun duası ile Allah arasında perde yoktur.” (Buhari, Zekat, 1)

Yani görünürde gecikse bile mazlumun hakkı kaybolmaz.

3. “Allah kimseye kaldıramayacağı yükü yüklemez” ne demektir?

Cenab-ı Hak, Kuran-ı Kerim’de şöyle geçer:

“Allah hiçbir nefse gücünün yettiğinden fazlasını yüklemez.” (Bakara 286)

Burada kastedilen şey şöyle anlaşılmalıdır: İnsan prensipte dayanma kapasitesine sahip olarak yaratılmıştır. Ama bu, kimsenin kırılmayacağı anlamına gelmez. Çünkü aynı zamanda aciz ve zayıftır. Zaman zaman zayıflayabilir, ümitsizliğe düşebilir, yanlış karar verebilir. Yani ayet, insanın sorumluluk kapasitesi ile ilgilidir; insanların hiç çökmeyeceği anlamına gelmez.

İslamiyet’te musibetler ve sıkıntılara karşı, kadere teslim olmak, sabretmek, çekilen acıların ahirette mükafatını düşünerek dayanma gücünü artırmak tavsiye edilmektedir.

Kişi, bazen bu değerleri unuttuğunda veya imanı zayıf olduğunda psikolojik ve biyolojik olarak dengesini kaybeder. O zaman da dayanma gücü azalır hatta tükenir.

4. İntihar eden veya isyana düşen insanların durumu

Aşırı acı, bazen insanın iradesini zayıflatır. Bugün psikoloji de bunu kabul eder. Mesela ağır depresyon, travma, çaresizlik, psikiyatrik hastalıklar insanın karar verme kapasitesini ciddi şekilde bozabilir.

Bundan dolayı kişinin intihara karar verirken ne kadar sağlıklı olduğunu bilemeyiz. İnsanların iç dünyasını yalnız Allah bilir. Bir insanın ne kadar acı çektiği ne kadar psikolojik baskı altında olduğu, akıl sağlığının ne durumda olduğu tam olarak bilinemez.

Bu yüzden birçok alim şunu söylemiştir:

“Bir kişinin ahiretteki hükmünü kesin olarak söylemek doğru değildir.”

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun