Tefsirlerindeki hikayeler nasıl anlaşılmalı?

Tarih: 10.07.2024 - 11:24 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Bazı Kur'an tefsirlerindeki "abartılı" hikayeler nasıl anlaşılmalı?
- Mesela Kurtubi'nin ve başka alimlerin de tefsirlerinde Maide suresi 22. ayette geçen Hz. Musa'nın bir toprağa girmesini emrettiği topluluğun "Hayır, orada zorba ve güçlü bir kavim vardır, onlar çıkmadan biz girmeyiz." diye reddettiği kavmin içinde aslında çok uzun devler olduğu, bu devlerden çekindikleri için girmek istemediklerini belirten ifadeler var. Boyları için de inanılmaz rakamlardan binlerce metrelerden bahsediliyor. Hatta Hz. Musa'nın da 40 m. civarlarında olduğu ona rağmen devlerin anca ayaklarına geldiğinden, bu devlerin okyanusların en derininden balık yakalayıp kolları güneşe çok yaklaştığı için havada balığı pişirip yediklerinden, bulutlardan da su içtiklerinden falan da bahsediyor.
- Masal gibi görünen bu hikayelerin nasta yeri var mıdır diye sormak istedim. Böyle fantastik unsurlar içeren hadisler olduğunu düşünmüyorum ama neden bazı tefsirlerde bu gibi rivayetler var?
- Bunları nerden alıyorlar, sahih hadislerde var mıdır bu?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Hayır, bu bilgiler hadislerde yoktur.

Tefsirlerde özellikle rivayet tefsirlerinde genellikle -güya- ilmin haysiyetini ve tarafsızlığını koruma adına kaynaklarda gördükleri ilgili bilgilere yer vermişler ve çok az da olsa bir kısımının doğruluk ihtimalini de nazara almışlardır.

İsrailiyat: İslam'a ve özellikle tefsire girmiş olan Yahudi, Hristiyan ve diğer dinlere ait kültür kalıntılarıyla, dinin gerek lehine ve gerekse aleyhine uydurulup Hz. Peygamber'e (asm) ve sahabe ve müteakip nesillere izafe edilen her türlü haber, İsrailiyat kelimesinin manası içine girer.

İslam'a Uyup Uymaması Bakımından İsrailiyat

1. İslam'a uygun olan İsrailiyat

İslam'a uygun olan İsrailiyattan maksat, sahih sened ve metinlerle muteber hadis kitaplarımızda yer almış olan haberlerdir. Hz. Peygamber'in (asm) veya sahabenin ve sonra gelen nesillerin eski milletlerin -Yahudi ve Hristiyanlar başta olmak üzere- daha ziyade dini kültürlerine ait olarak haber verdikleri ve anlattıkları şeylerdir. Yani bunlar hadistir.

2. İslam'a zıt olan İsrailiyat

Bu kısma giren, -hangi konuya ait olursa olsun- İslam'ın esasları ile tenakuz halindedir. Bunları aklen ve naklen tasvibe imkân yoktur. Örnek:

Hz. Süleyman (as) yüzüğünü şeytanın çalması ve onun yerine geçip insanlara hükmetmesi ve Hz. Süleyman'ın (as) şeytanı etkisiz hale getirmesini anlatan hikaye ve soruda geçenler gibi…

3. Tasdik veya tekzib edilemeyen İsrailiyat (Meskutün anh)

Bu tür İsrailiyat -belki de kabul veya red edilemeyişinden dolayı- İslami olan eserlerde ve özellikle tefsirlerde geniş yer tutmuştur.

Hemen şunu belirtelim ki, tasdik veya tekzib edilemeyen bu tür İsrailayata da asla Müslümanların ihtiyacı yoktur. Lüzumsuz söz kalabalığından ve hayal mahsulü efsanelerden ibarettir.

Müfessirlerin İsraliyata Yaklaşımları

Belli başlı Kuran tefsirlerini İsrailiyata yaklaşımları açısından yedi grupta incelemek mümkündür.

1. İsrailiyatı senediyle verip nadiren eleştiri yapanlar

Bu tür tefsirlerin en belirgin örneği İbn Cerîr et-Taberî’nin Câmiʿu’l-beyan’ıdır.

2. İsrailiyatı senediyle birlikte verip bunların hemen tamamını tenkit edenler

İbn Kesir’in Tefsîrü’l-Ḳuran’ı bu tür eserlerdendir.

3. Çok sayıda İsrailiyat naklettiği halde nadiren sened zikreden ve bu haberleri eleştirmeyenler

Mukātil b. Süleyman ve Ebû İshak es-Sa‘lebî bu grubun önde gelen temsilcileridir.

4. İsrailiyatı çokça rivayet ettiği halde bunların senedlerini vermeyen, ancak nadiren de olsa bilginin zayıflığına ve sahih olmadığına işaret edenler

Vâhidî’nin el-Vasîṭ, el-Basîṭ ve el-Vecîz’i (nşr. Safvân Adnân Dâvûdî, I-II, Dımaşk 1415/1995); Ferrâ el-Begavî’nin Meʿâlimü’t-tenzîl’i, Hâzin’in Lübâbü’t-teʾvîl’i ve Süyûtî’nin ed-Dürrü’l-mens̱ûr’u bu türün örnekleri olarak zikredilebilir.

5. İsrailiyatı bilgi olarak nakleden ve bunları yer yer eleştirenler

Bu tür eserler tefsirlerin en geniş grubunu meydana getirmekte olup Sülemî, Zemahşerî, İbn Atıyye el-Endelüsî, Fahreddin er-Râzî, Muhammed b. Ahmed el-Kurtubî, Ebü’l-Berekât en-Nesefî, Ebû Hayyân el-Endelüsî, Ebü’l-Ferec İbnü’l-Cevzî, Ebüssuûd Efendi ve Hatîb eş-Şirbînî’nin eserleri bu grup içinde değerlendirilebilir.

6. İsrâiliyatı senedsiz olarak zikrettiği halde bunlara yer vermedeki asıl amacı tenkit olanlar

Bu türün en meşhur örneği Âlûsî’nin Rûḥu’l-meânî’sidir.

7. İsrâiliyata yer veren tefsirlere şiddetle karşı çıkan ve zaman zaman bu rivayetleri sırf tenkit için nakledenler

Hz. Peygamberin (asm) çok açık yasağına rağmen, bazı müfessirler Ehl-i Kitapta buldukları şeyleri, sıhhatlerini kontrol etmeden eserlerine almışlardır. Ehl-i kitabı izlemede belirlenecek yol bellidir, İslâmî esaslarla çatışan şeyleri reddetmek doğruluğunu ya da yanlışlığını bilmediklerimizi de ne tasdik ne de tekzip etmektir, yani kabul de etmeyiz, ret de etmeyiz.

Herhangi bir eserde İslami yönde küçük veya büyük hataların bulunması bazı insanlar, hiç de uygun olmayan bir kanaate sevk ediyor, o da bu eserlerin tamamen terkedilmesidir, oysaki bu eserlerin iyi yönlerinden istifade edilip eksikleri tespit edilerek edep ve terbiye dairesinde ilme akla ve kaynaklara istinaden hataları gösterilebilir ki bu da çok yararlı bir yol olur.

İslam en son ve en mükemmel dindir, Kur'an ve hadislerde mevcut şeyler Müslümanlara bilgi olarak kafidir, dini yönde Ehl-i Kitaba asla ihtiyaç yoktur. Gerek İslâm'a zıt ve gerekse meskutun anh olan İsrailiyyata Müslümanlar asla muhtaç değildir. Müslümanları bu İsrailiyat belasından kurtarmak için ise İsrailiyatın ne olduğunu anlatmak ve nelerin İsrailiyat olduğunu göstermek gerekir.

Özetle, Bediüzzaman Hazretlerinin dediği gibi iddia etmek yetmez, delil ve burhan gerekir:

“Biz ehl-i haliz, namzed-i istikbaliz. Tasvir ve tezyin-i müddea, zihnimizi işba' etmiyor. Burhan isteriz.” (bk. Nursi, Muhakemat, s. 35-36)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yazar:
Sorularla İslamiyet
Okunma sayısı : 85
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun