Şunu ve bunu yapmaya yemin eden biri kaç kefaret verir?

Tarih: 23.03.2021 - 10:07 | Güncelleme:

Soru Detayı

1) "Şunu ve bunu yapmaya yemin eden biri" ikisini de yapmazsa iki kefaret mi gerekir? Bu tek bir yemin mi sayılır?
2) İçinden geçirirken dilini oynatma ya da net anlaşılmayan mırıltılar yemin sayılır mı? Yemin söylendiğinde yanında biri varsa olaydan habersiz olarak neye yemin edildiğine şahitlik edebilecek düzeyde net ve sesli söylenince mi yemin geçerli olur?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Cevap 1:

"Şunu ve bunu yapmaya yemin eden biri" bunu derken bir defa yemin kullandıysa, bir kefaret yeterli olur.

Konuya ilişkin şu bilgileri paylaşmamız mümkündür:

Birden çok yemin edip sonra da bozmanın, çeşitli şekilleri vardır:

a) İster peş peşe isterse farklı zamanlarda, birden çok yemin edilerek, her bir yeminde diğerinden farklı bir işin yapılması veya yapılmamasından söz edilmesi durumunda, fıkıh bilginlerinin çoğunluğuna göre her bir yeminin ihlalinden dolayı ayrı ayrı kefaret gerekir.

Mesela, “Vallahi şu kimsenin evine girmeyeceğim”, “Vallahi onunla konuşmayacağım” şeklinde söylenen sözlerin her biri ayrı birer yemindir. Yemin bozulup söz konusu kişinin evine girilmesiyle bir kefaret, o kişiyle konuşmakla ayrı bir kefaret gerekir.

Ahmed b. Hanbel ve İmam Muhammed’e nispet edilen bir kefaretin yeterli olacağı şeklindeki bir görüş bazı fıkıh kitaplarında ve ilmihallerde yer almışsa da (İbn Abidin, Reddü’l-muhtar, V, 486, 487) bu görüş, başta erken dönem kaynakları olmak üzere diğer Hanefi kaynaklarında yer almayan ve sıhhatinde bazı kuşkular bulunan bir nakildir.

Din İşleri Yüksek Kurulu da böyle bir yeminin bozulması durumunda her bir yemin için ayrı kefaret ödeneceği yönünde karar vermiştir (DİYK 28.05.1952 tarihli karar).

b) Bir yemin cümlesinde, adına yemin edilen Allah Teala’nın ismi bir defa zikredilmekle beraber, yapılması veya yapılmaması söz konusu edilen işler sayıca birden fazla olursa, bunların hepsi birden ihlal edilse bile bir kefaret yeterlidir.

Mesela, “Vallahi şunu yemeyeceğim, şunu içmeyeceğim.” diyen kimse hem yiyerek hem de içerek verdiği söze aykırı davranırsa, sadece bir kefaret gerekir.

c) Bir yemin cümlesinin tamamı birden fazla mesela, “Vallahi şu işi yapmayacağım”, “Vallahi şu işi yapmayacağım” şeklinde tekrar edilir ve sonra da bu yemin bozulursa; Hanefi mezhebinde kabul gören görüşe göre, ne kadar tekrar edildiyse o kadar sayıda kefaret gerekir. Böyle bir yemin tekrarının aynı zaman ve ortamda veya farklı zaman ve ortamlarda yapılması hükmü değiştirmez.

Maliki, Şafii ve Hanbeli mezheplerinde kabul gören görüşlere göre ve bazı Hanefilere göre ise bir kefaret yeterlidir.

d) Bir yemin cümlesinde, yemin konusu olan iş bir defa zikredilmekle beraber, adına yemin edilen Allah’ın ismi tekrar edilir veya O’nun birden fazla ismi kullanılırsa, bazı Hanefi fıkıh bilginlerine göre, arada atıf harfi (bağlaç) kullanılarak yapılan her tekrar, ayrı bir yemin sayılır ve yemin bozulduğunda ayrı ayrı kefaret gerekir.

Başta İmam Muhammed olmak üzere bazı Hanefi fıkıh bilginleri ile Maliki, Şafii ve Hanbeli mezheplerindeki fıkıh bilginlerinin çoğunluğuna göre ise arada bağlaç bulunsun bulunmasın bu, tek bir yemin sayılır ve bozulması durumunda bir kefaret yeterlidir. (Sahnun, el-Müdevvene, I, 589-590; İbn Kudame, el-Muğni, XIII, 474; Kasani, Bedai‘, III, 9-10)

Cevap 2:

Kişinin bilinçli olarak, kendi söylediğini kendisi duyması halinde ettiği yemin geçerlidir.

Üç çeşit yemin vardır. Bunlar; yemin-i lağv, yemin-i ğamus ve yemin-i münakidedir:

a) Yemin-i lağv; bir şeyin doğru olduğu zannedilerek veya ağız alışkanlığıyla yapılan yemindir. Kişinin birini görmediği halde gördüğünü zannederek “Vallahi gördüm.” veya yemin kastı olmaksızın yemin sözlerini söylemesi, yemin-i lağv olarak kabul edilmiştir. Bu şekilde yapılan yeminden dolayı kefaret gerekmez.

Kur'an-ı Kerim’de, kasıtsız olarak ağızdan çıkıveren yeminlerden dolayı kişinin sorumlu tutulmayacağı bildirilmiştir (Bakara, 2/225; Maide, 5/89)

Bununla birlikte, ağız alışkanlığıyla konuşurken sıkça yemin edenlerin, bu alışkanlıklarından vazgeçmek için çalışmaları gerekir.

b) Yemin-i ğamus; yalan yere edilen yemindir. Bir kimsenin olmamış bir şey için bilerek olmuş diye veya olmuş bir şey için bilerek olmadı diye yemin etmesidir. Bu en büyük günahlardan biridir. (Buhari, Eyman, 16; Müslim, İman, 220)

Böyle bir yemin Hanefilere göre kefaretle telafi edilemez. Bu şekilde yemin eden kişinin, bilerek ve Allah’ın adını anarak yalan yere yemin ettiği için, pişman olarak, bir daha böyle bir hataya düşmemek üzere Allah’tan af dilemesi gerekir. Yalan yere yaptığı yemin sebebiyle başkasının hakkının zayi olmasına sebep olan kimse, bu zararı tazmin edip zarar verdiği kimselerden helallik istemelidir.

c) Yemin-i münakide; mümkün olan ve geleceğe ait bir şeyi yapmak veya yapmamak üzere yapılan yemindir. Bir kimsenin şu işi yapacağım veya yapmayacağım diye yemin etmesi böyledir. Bu yeminin Allah’ın isimlerinden biriyle veya O’nun sıfatlarıyla ya da örfte yemin anlamına gelen sözlerle yapılmış olması gerekir. (İbn Abidin, Reddü’l-muhtar, V, 478, 481-486)

Bu yemini eden kişinin, dinin yasakladığı bir şeyi yapmaya veya emrettiği bir şeyi terk etmeye yönelik olmadıkça ettiği yeminin gereğini yapması gerekir. Yeminini bozarsa kefaret öder. (Merğinani, el-Hidaye, IV, 13)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 500+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun