Suffe ehli çok mu fakirdi?
- İnternette okumuştum. Ashabı Suffa (Suffe ehli) mescidde kalyorlar ve çok fakirler. Öyle ki üzerlerinde elbiseleri yok gibi...
- Suffe ehli ile ilgili hadis var mı?
Değerli kardeşimiz,
Bu konuda Ebû Hüreyre’nin bizzat yaşadığı bir hayatı tasvir eden bu rivayet vardır.
Ebû Hüreyre (ra) şöyle dedi:
« لقَدْ رَأَيْتُ سبعِين مِنْ أَهْلِ الصُّفَّةِ ، ما منْهُم رَجُلٌ عليه رداءٌ ، إِمَّا إِزَارٌ ، وإِمَّا كِسَاءٌ ، قدْ ربطُوا في أَعْنَاقِهِمْ ، فَمنْهَا مَا يبْلُغُ نِصفَ السَّاقَيْن . ومنْهَا ما يَبْلُغُ الكَعْبينِ . فَيجْمَعُهُ بيدِه كراهِيَةَ أَنْ تُرَى عوْرتُه »
"Suffe ehlinden yetmiş kişiyi gördüm. Onlardan bir tek kişinin bile üzerinde bütün vücudunu örtecek bir elbise yoktu. Ya belden aşağı giyilen bir izâr ya da belden yukarı giyilen bir kisâ vardı. Elbiselerini boyunlarına bağlarlardı. Bunların bir kısmı baldırlarının yarısına, bir kısmı da topuklarına erişirdi de, avret yerinin görülmemesi için elbisesini eliyle toplardı." (Buhârî, Salât 58)
Ebû Hüreyre (ra)’nin bizzat yaşadığı bir hayatı tasvir eden bu rivayet, mevkûf (sahabelerden rivayet ediler sözler ve fiiler) bir hadistir. Yani Peygamber Efendimiz (asm) ile alâkası olmayan bir rivayettir. Şu kadar var ki, bu çeşit hadisler, Peygamberimiz'den gelen ve anlayıp uygulamakta zorlandığımız bazı rivayetleri anlamak, bazı kere de Peygamberimizin hadisi bulunmayan bir konuda fikir beyan etmek veya hüküm vermek gerektiğinde önem ifade eder.
Bilindiği gibi Suffe, Mescid-i Nebevî’nin geri taraflarında, kalacak yeri yurdu, ailesi ve bakacak kimsesi bulunmayan sahâbîlerin barınması için Peygamberimiz’in (asm) emriyle yapılmış olan üstü örtülü bir yer idi. Burada kalanlara “ehl-i Suffe” veya “ashâb-ı Suffe” denilirdi. İçlerinden evlenen, sefere çıkan, bir başka yere yerleşen veya ölen kimselere göre bunların sayısı değişir, bazan artar, bazan da eksilirdi. Bir aralık yetmişi buldukları nakledilir.
Bazı kaynaklarda, Suffe ehli’nden olduğu söylenilen yüzün üstünde sahâbînin ismi sayılır. Bunların geçimlerini Resûl-i Ekrem Efendimiz (asm) temin eder, hali vakti yerinde olan sahâbenin onlara yardımcı olmalarını isterdi. Ebû Hüreyre kendisi de Suffe’de kalanlardandı.
Özellikle Medine döneminin ilk yıllarında Müslümanlar son derece fakir idiler. Muhâcir olanlar, bütün mallarını, mülklerini ve servetlerini Mekke’de bırakıp gelmişlerdi. Ensâr ise sadece bağ bahçe ve ziraat işleriyle meşguldüler. Fakat sonraki dönemlerde durum değişti. İslâm devletinin hakimiyet alanına giren bölgelerde hem ticaret hem ziraatin gelişmesi, cihad veya fetihlerden elde edilen ganimetler, genişleyen İslâm topraklarına göçler yoluyla gelişen yerleşim Müslümanların geçim seviyelerini yükseltti. Fakat fakrı ve zühd hayatını tercih edenler her zaman olageldi. Onlar, dünyaya ve dünyalıklara rağbet etmeyi uygun bulmuyorlardı. Suffe ehli olan sahâbîler, genellikle bu vasıflarıyla şöhret kazanmışlardır.
Özetle:
- Suffe ehli, fakir ve zâhid sahâbîlerden meydana gelirdi.
- Suffe ehli, sahâbe-i kirâmın açlık ve fakirliğe en çok sabır ve tahammül gösterenleridir.
- İyi Müslüman olmanın niteliklerinden biri de dünyaya aşırı düşkün olmamaktır.
- Zühd hayatını tercih etmek methedilmiştir.
- Yüce bir gayeye ulaşmak için, açlık ve fakirlik gibi sıkıntılara katlanmak fazilettir.
(bk. Riyazü’s-Sâlihîn Tercüme ve Şerhi, Peygamberimizden Hayat Ölçüleri, Erkam Yay., Hadis No: 470 ve 507)
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Sahabeler Peygamber buyruğunu nasıl karşılardı?
- Komşu hakkı ve misafire ikram önemli mi?
- Tebük savaşında bereket mucizesi nasıl olmuş?
- Bela ve musibetler niçin gelir?
- Allah, hayrını dilediği kişiyi sıkıntıya sokar, hadisini açıklar mısınız?
- Kimleri dost seçelim?
- İftar etmeden peş peşe oruç tutulur mu?
- Allah bizim kalplerimize mi bakar?
- Yaş altmış olunca bahane kalmıyor mu?
- Kişinin iyi Müslüman oluşu nasıl anlaşılır?