Şehirli olmak peygamberliğin şartlarından birisi midir? Evet ise, Hz. Âdem (as) şehirli midir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Konuyla ilgili ayet şudur:

“Senden önce gönderdiğimiz peygamberler de o memleketlerin halkındandı, onlar da kendilerine vahiy verdiğimiz birtakım erkeklerden başkası değillerdi. Şimdi o yerlerde şöyle bir gezip görmediler mi? Kendilerinden önce gelip geçenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bir baksalar ya!... Elbette ahiret yurdu müttakiler için daha hayırlıdır. Hâlâ aklınızı başınıza toplamayacak mısınız?” (Yusuf, 12/109)

Yani, senden önce de biz o memleket halkından kendilerine vahiy gönderdiğimiz kimselerden başka peygamber göndermedik. Senden önceki peygamberler de melek, kadın, bedevî, ya da başka yerlerden, uzak diyarlardan gelmiş insanlar değildi. O şehir halkından, medenî insanlardan, kendilerine vahiy verdiğimiz senin gibi erkek, mert ve yiğit adamlardan ibaret idi.

Bütün peygamberler gibi, İbrahim, İshak ve Yakub da esasen kura ehlinden, yani site halkından ve medenî idiler. Bunlar badiyede bulundularsa da bu geçici bir durum, bedevîleri irşad ve davet için bir vazife icabı veya başka bir sebepten dolayı idi. Hz. Âdem (as) bile cennette eşiyle birlikte yaratılmış, sonradan dünyaya gönderilmiş, yaratılıştan ve ruhen medenî bir kimse idi. "Peygamber" denildiği zaman, onu yemeyen, içmeyen, beşer ihtiyaçlarından hiçbir şeye muhtaç olmayan bir melek sanmamalıdır. (En'âm Suresi, 9; bk. Elmalılı, Tefsir)

Alimlerimiz, peygamberlerin hayat hikâyelerinden, onların şehirli olduklarını anlamışlardır. Bundan maksat, onların göçebe bir hayat değil, yerleşik, medenî, sosyal bir hayat ortamında görev yaptıklarını vurgulamaktır. Bu yerleşik alanların büyük bir şehir olmasını gerektirmez. İnsanların az olduğu devirlerde küçük bir köy bile sosyal hayatın bir simgesi, medeniyetin bir beşiği kabul edilebilir.

Hz. Adem (as)’in bulunduğu küçük bir çevre, bir Aile-Devlet sitesi olarak görmekte, sosyolojik açıdan bir sakınca yoktur. Çiftçilik, ziraatçılıkla  ilgilenen Hz. Adem (as)’im göçebe değil, yerleşik bir düzene bağlı bir hayat sürdüğü kesindir. Bu da onun "medenî" bir çevrede yaşadığını gösteren bir kanıttır. Bununla beraber, İlk insan olarak Hz. Adem (as) bir istisna teşkil etse bile, bu genel kurala bir zararı yoktur.

Kaldı ki, Kur’an’da peygamberlerin geldiği yerler daha çok “karye” olarak adlandırılmıştır ki, bunun asıl anlamı, "köy" demektir, fakat şehir, kasaba için de kullanıldığı kabul edilmektedir.

Nitekim Kur’an’da Mekke’ye bir taraftan “el-Beledu’l-emîn = güvenilir şehir” denilirken, diğer taraftan “Ümmü’l-kura =Köylerin merkezi” denilmiştir.

Bu da gösteriyor ki; peygamberlerin bulunduğu yerlerin ille de anladığımız manada bir şehir olması gerekmez, medenî bir hayatın simgesi olan yerleşik bir düzenin temsil ettiği köy, kasaba da yeterlidir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun