Savaşçı melekler şimdi niye yok, Uhud savaşında neden yardım etmediler?

Tarih: 15.01.2020 - 07:17 | Güncelleme:

Soru Detayı

Al-i İmran/124-125. “İnananlara: ‘Rabbinizin size gönderilmiş üç bin melekle yardım etmesi size yetmeyecek mi?’ diyordun. Evet, eğer sabrederseniz, sakınırsanız ve onlar de hemen üzerinize gelirlerse Rabbiniz size, nişanlı beş bin melekle yardım edecektir.”
Soru 1:
Savaşta Müslümanlara melek ordusuyla destek veriliyormuş. Bugünlerde çok ihtiyaç var bu melek ordusuna ama Allah’tan tık yok, umursamıyor sanki.. Melek ordusu bilimdışı değil mi? Allah onun yerine Müslümanları güçlü kılmış olsa daha doğru olmaz mı?
165. “(Bedir de) iki katını (düşmanınızın) başına getirdiğiniz bir musibet, (Uhud’da) kendi başınıza geldiği için mi “Bu nasıl oluyor!” dediniz? De ki: O, kendi kusurunuzdandır. Şüphesiz Allah’ın her şeye gücü yeter.”
Soru 2:
Galip gelinen savaşta melekler var, mağlup olunca neden yardımcı olmamışlar acaba? Örneğin Uhud savaşında meleklerin geleceği haber verildiği halde, neden yardımcı olmamışlar. Galibiyet meleklerden, mağlubiyet insanların hatasından mı?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Cevap 1:

Bu soruyu birkaç madde halinde cevaplamaya çalışacağız.

a) Önce soruda imanlı bir kişiliğin kabul etmeyeceği bir laubalilik olduğunu belirtelim. Allah’a ve Kur’an’a karşı samimi imanı olmayan kimsenin bu konudan ziyade Allah’a ve Kur’an’a  samimi bir şekilde iman etmeye ihtiyacı vardır. Böyle bir imana sahip olan kimsenin feraseti artar, konuları daha rahat kavrar.

b)  Bedir savaşının komutanı kainatın efendisi ve Allah’ın en sevdiği kulu olan Hz. Muhammed (asm) idi.

Ordusu ise, Allah rızasını kazanmaktan başka bir şey düşünmeyen, insanlık tarihinin en kutsi ordusu olan sahabe idi.

Bedir savaşı ise, Kuran’ın ifadesiyle (Enfal 42) gerek zafer kazanan müminlerin gerek helak olan inkarcıların ders aldığı canlı bir misal teşkil eden İslam’ın en kutsal savaşı olan Bedir savaşı idi. 

İşte Melekler gibi kutsi bir ordunun yardıma gideceği savaş, böyle her yönden kutsi olan bir savaştır. İfade tarzında yer alan lafızların birbirine olan münasebetleri gibi, olayların da birbirine olan münasebetleri de bir belagat üslubudur. Belagat ise mukteza-yı hale mutabakattır. 

Şimdiki insanların mümin kimliğini taşıması bu vasıflara haiz olduğunu göstermez. “Şartın yokluğu meşrutun yokluğunu netice verir” ilmi kuralı gereğince bu günkü insanlar, samimiyet, fazilet ve adalet gibi şartları kaybettikleri için “meşrut” olan meleklerin gelmesini de kaybetmişlerdir.  

c) Allah sonsuz ilim, kudret ve hikmetiyle kainat çapında olduğu gibi, insanlık camiasında da farklı sahneler ortaya koyar. Bedir savaşında muzaffer olan Müslümanlar Uhud savaşının sonunda yenildiler. Kuran’da verilen bilgiye göre bunun önemli iki sebebi vardır:

Birincisi: İmtihan gereği olarak galibiyet ve mağlubiyet müminlerle inkarcılar arasında el değiştirecektir. Çünkü her iki tarafın da yenmesi ve yenilmesi imtihanın bir gereğidir. Aksi takdirde -her zaman müminler galip olsa- sırr-ı imtihan bozulur.

Ayrıca müminleri günahlardan arındırmak ve en yüksek bir derece olan şehitlik de ancak yenilginin bir sonucu olabilir. 

Nitekim ayette bu hakikatlere işaret edilmiştir:

“Eğer siz (Uhud’da) bir yara aldıysanız bilin ki o topluluk da benzeri bir yara almıştı. Allah’ın gerçek müminleri ortaya çıkarsın ve uğrunda şehitleri olsun diye o günleri biz insanlar arasında döndürüp duruyoruz. Allah, zalimleri sevmez. Bir de Allah, iman edenleri günahlardan arındırmak, kafirleri de yok etmek için böyle yapıyor. Yoksa siz; Allah, içinizden cihad edenleri (sınayıp) ayırt etmeden ve yine sabredenleri (sınayıp) ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?” (Al-i İmran, 140-141)

İkincisi: Müslüman da olsa, insanlar yaptıkları hatanın cezasını çekeceklerdir. Bu ilahî adaletin tezahürüdür. 

Bilindiği üzere, Uhud savaşının başlangıcında Müslümanlar kafirleri mağlup etmiş ve ganimet toplamaya başlamış idi. Savaşın şekli ne olursa olsun, okçuların mevzilerini terk etmemeleri için  Hz. Peygamber (asm)’in talimatı vardı. Ancak okçular (savaş kazanılmış artık bir şey olmaz diyerek) ganimet yüzünden mevzilerini terk ettiler. Ve zafer kazanan Müslümanlar yenilgiye uğradılar. (Razi, ilgili ayetin tefsiri)

İşte, “Düşmanınıza iki mislini verdirdiğiniz kayıp kendi başınıza gelince "Bu nereden başımıza geldi?" mi diyorsunuz? De ki: "O, kendinizdendir." Doğrusu Allah her şeye kadirdir.” (Al-i İmran, 3/165) mealindeki ayette bu gerçeğin altı çizilmiştir. 

d) Kur’an ve sünnette gereği gibi müminlere savaş taktikleri öğretilmiştir.  Ayrıca her zamana göre silahlı hazırlık yapmalarına dair talimatları vardır. 

Bugün Müslümanların iman kardeşliğini bir tarafa atmaları, şahsi, siyasi ve sosyal menfaatleri için birbirine girmeleri, üstelik gereken savaş hazırlıklarını yapmamaları yüzündendir ki, bu hale düşmüşlerdir.

Bu konuda yüzlerce şey daha yazılabilir. Fakat sitemizde ancak bu kadarına yer verebiliriz.

Cevap 2:

Bedir savaşında Müslümanlar, az olmalarına ve aslında savaş için değil, kervanı elde etmek için yola çıkmalarına rağmen, savaş söz konusu olunca, hiç tereddüt etmeden canları pahasına yiğitçe meydana atılmışlardı. Allah da daha bir çok hikmet yanında, Allah’a ve Resulüne karşı gösterdikleri itaatleri ve samimî tavırlarına mükâfat olarak melekleri gönderdi ve eşsiz bir zafer kazanıldı.

Uhud savaşında ise, Hz. Peygamber (asm)’in savaş stratejisini tespitteki arzusunun aksine hareket edildi. Efendimiz (asm) Medine’nin içinde kalarak müdafaa yapmak istediği halde, istişarede şehrin dışına çıkmayı ve meydanda savaşmayı isteyen gençlerin arzularına uygun karar çıktığı için, o da onlara uydu. Buna rağmen, Efendimizin (asm) Uhud'un bir tepesine yerleştirdiği okçu birliğine “İster galip ister mağlup olalım, siz asla yerlerinizi terk etmeyeceksiniz..” şeklinde talimat verdiği halde, bu emre itaatsizlik edenler yüzünden bu savaşta yenilgi mukadder oldu.

Böyle bir durumda meleklerin gelmesi nasıl söz konusu olabilir?

Bununla beraber, Müşrikler içinde, o zamanda sahabîler safında bulunan sahabîlere mukabil gelecek Hz. Halid bin Velid, Amr bin As gibi birçok zatlar vardı. Denilebilir ki, Hikmet-i İlâhiyye, istikbalde, sahabiler safında yer alıp büyük hizmetler görecek olan bu zatların şanlı ve şerefli olan istikballeri nokta-i nazarlarında bütün bütün izzetlerini kırmamak için, istikbalde elde edecekleri hasenatlarına bir peşin mükâfat olsun diye, bu galibiyeti onlara vermiş.

"Demek, mâzideki Sahabîler, müstakbeldeki Sahabîlere karşı mağlup olmuşlar. Tâ o müstakbel Sahabeler, berk-i süyûf (kılıç) korkusuyla değil, belki bârikâ-ı hakikat şevkiyle İslâmiyete girsin ve şehâmet-i fitriyeleri çok zillet çekmesin!" (bk. Nursî, Lem'alar, s. 26)

Bununla beraber, melekler yalnız bir moral ve teşvik unsurudur. Zafer ise yalnız Allah’ın elindedir. Bütün kainatta Allah’tan başka hakiki müessir hiçbir varlık yoktur. “Bunu (meleklerin gönderilmesi) yalnızca müjde olsun ve kalpleriniz bununla yatışsın diye yaptı. Zaten yardım ancak Allah tarafındandır. Allah, kuşkusuz izzet ve hikmet sahibidir.” (Enfal, 9/10) mealindeki ayette bu gerçeğin altı çizilmiştir. 

Uhud savaşında Meleklerin vaad edildiğine dair ne ayetlerin açık ifadelerinde ne de bir hadis de söz konusudur.  

Soruda geçen ayetlerde de açıkça Bedir savaşından söz edilmiştir:

“Andolsun ki Allah size, zayıf ve çaresiz iken Bedir’de de yardım etmişti. Allah’a isyandan sakının ki şükretmiş olasınız. O zaman inananlara şöyle diyordun: "Rabbinizin, indirilen üç bin melekle size yardım etmesi sizin için yeterli değil mi?"  Evet, eğer siz sabır gösterip disiplinli davranırsanız, onlar şu anda süratle üzerinize gelseler bile rabbiniz size nişanlı beş bin melekle yardım edecektir.” (Al-i İmran, 3/ 123-125)

İslam alimlerinin büyük çoğunluğuna göre, bu ayetlerde zikredilen olayların hepsi Bedir savaşı ile ilgilidir. Uhud savaşı ile bir alakası yoktur. (bk. Taberi, Razi, İbn Atiye,  Kurtubi, Meraği, ilgili ayetin tefsiri)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 500+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun