Ruhu'l-kudüs'ün melek ve Cebrail olduğu konusunda ayet var mıdır?

Tarih: 18.03.2014 - 05:14 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Ruhu’l Kudüs’ün melek olduğuna dair Kuran’da bilgi var mı? Ayrı olarak ''ve'' diye zikrediliyor bir çok ayette, ruh ve melekler diyor, ruhun da rabbimizin emrinden olduğu, Allah’ın emriyle alakalı olduğu fakat bunun ne olduğu bildirilmemiş. Ruhul kudüs melektir diye hangi ayette yazıyor?

- Bu soruyu daha öncede sormuştum, “Ruhul kudüs Cebrail”dir demişlerdi, o yüzden melektir diyorlardı. Peki ya Cebrail’in melek olduğu hangi ayette yazıyor?

- Allah istediği için Meryem’e insan görünümünde gelen ruh, en doğrusunu Allah bilir tabi, hadi diyelim ki Allah istedi diye melek te oldu, insan olan ruh. Allah isterse melek te olabilir diyelim, (sadece varsayım olarak söyledim) peki ya Ruhul kudüsün aslen melek olduğuna dair bilgi Kuran’da neden yok? Neden sürekli ruh diyor ona? Biz niye ona sürekli ruh diyeceğimiz yerde, habire melek diyoruz?

- Allah ona o kadar çok ruh diyor ki, bir tane bile melek demezken Kuran’da (diyorsa hangi ayette diyor) biz de tam tersi olarak ona o kadar çok melek diyoruz, neden?

- Tevrat ve İncil meallerini incelediğim kadarıyla söylüyorum, ruha melek dendiğini görmedim orda, Kuran’da da ruha melek dendiğini görmedim. Yani apaçık bir ayet yok, peki ya ruh’un melek olduğuna dair mütevatir olan ve hadisin nakledilişinde bir tane bile sorun olmayan, bir başkası tarafından o hadisin farklı versiyonu olmayan ve herkeste o hadis aynı olan bir mutevatir olan, yüksek düzeyli bir hadis var mı?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

 “Biz Mûsâ’ya kitap verdik. Ondan sonra peş peşe peygamberler gönderdik. Meryem’in oğlu Îsâ’ya da mûcizeler, açık deliller verdik ve onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrâil) ile destekledik. Demek size her ne zaman bir peygamber gelip de nefislerinizin hoşlanmadığı bir şey getirirse kafa tutacak, onların kimine yalancı deyip kimini öldüreceksiniz ha!” (Bakara, 2/87)

mealindeki ayette yer alan “Demek size her ne zaman bir peygamber gelip de..” ifadesi, Ruhu’l-Kudüs’un bir melek olduğuna işaret etmektedir. Çünkü, burada Hz. Musa ve Hz. İsa’nın peygamberliğine vurgu yapılmıştır. Peygamberlikle ilgili vahiy getiren aracın ise melek olduğu bilinmektedir.

 “Allah melekleri, kendi tarafından bir vahiy ile kullarından dilediği kimselere, 'Ben’den başka tanrı yoktur. Bana karşı gelmekten sakının!' diye uyarmak üzere gönderir.(Nahl, 16/2)

mealindeki ayette vahyin melekler vasıtasıyla peygamberlere indirildiği gerçeğine vurgu yapılmıştır.

 “Elbette bu Kur’ân, Rabbülâlemin’in indirdiği bir kitaptır. Onu Rûhu’l-emin, uyaran nebîlerden olman için, senin kalbine açık ve vazıh bir Arapça ile indirmiştir.” (Şuara, 26/192-195)

mealindeki ayette de Vahiy meleği “Rûhu’l-emin” olarak vasıflandırılmıştır ki, bu aynı zamanda “Ruhu’l-Kudüs” anlamına gelir. Zira emanet bir kutsiyetin unvanıdır.

 “De ki: Kim Cebrâil’e düşman ise iyi bilsin ki, bu Kur’ân’ı daha önceki kitapları tasdik etmek, inananlar için bir rehber ve müjde olmak üzere, Allah’ın izniyle senin kalbine o indirmiştir.(Bakara, 2/97)

mealindeki ayette, Vahiy meleğinin ismi CİBRİL/CEBRAİL olduğu açıkça belirtilmiştir.

Bütün bu açıklamalar, Hz. İsa ile ilgili olarak kullanılan “Ruhu’l-Kudüs” unvanının Hz. Cebrail olduğu hususu, tereddüde mahal bırakmayacak açıklıktadır.

- Vahiy meleğinin adı Hz. Cebrail / Cibril olduğunu gösteren birçok sahih hadis vardır. Bunlardan en meşhur olan ve “Cibril Hadisi” olarak şöhret bulan aşağıdaki hadis-i şeriftir:

- Hz. Ömer anlatıyor:

"Ben Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in yanında oturuyordum. Derken elbisesi bembeyaz, saçları simsiyah bir adam yanımıza çıkageldi. Üzerinde, yolculuğa delalet eden hiçbir belirti yoktu. Üstelik içimizden hiç kimse onu tanımıyordu. Gelip Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in önüne oturup dizlerini onun dizlerine dayadı. Ellerini bacaklarının üstüne hürmetle koyduktan sonra sormaya başladı:

‘Ey Muhammed! Bana İslâm hakkında bilgi ver!' Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): ‘İslâm, Allah'tan başka ilâh olmadığına, Muhammed'in O'nun kulu ve elçisi olduğuna şehâdet etmen, namaz kılman, zekât vermen, Ramazan orucu tutman, gücün yettiği takdirde Beytullah'a haccetmendir.’ diye cevap verdi.

- Yabancı: ‘Doğru söyledin' diye tasdik etti. Biz hem sorup hem de söylenenleri tasdik etmesine hayret ettik. Sonra tekrar sordu: ‘Bana iman hakkında bilgi ver?’

Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) bu soruya şöyle cevap verdi:

‘Allah'a, meleklerine, kitablarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Kadere yani hayır ve şerrin Allah'tan olduğuna da inanmandır.’

Yabancı yine: ‘Doğru söyledin!’ diye tasdik etti.

Sonra tekrar sordu: ‘Bana ihsan hakkında bilgi ver?' Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm), bu soruya: ‘İhsan Allah'ı sanki gözlerinle görüyormuşsun gibi Allah'a ibadet etmendir. Sen O'nu görmesen de O seni görüyor.’ şeklinde cevap vedi.

Adam tekrar sordu: ‘Bana kıyamet(in ne zaman kopacağı) hakkında bilgi ver?'

Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) bu sefer: ‘Kıyamet hakkında kendisinden soru sorulan kişi,  soruyu sorandan daha fazla birşey bilmiyor.’ diyerek karşılığını verdi.

Bunun üzerine yabancı: ‘Öyleyse kıyametin alâmetinden haber ver!’ dedi. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) şu açıklamayı yaptı: ‘Köle / cariye olan kadınların efendilerini doğurmaları, yalın ayak, üstü çıplak, fakir (Müslim'in rivayetinde fakir kelimesi yoktur), davar çobanlarının yüksek binalar yapmada yarıştıklarını görmendir.’

(Hz. Ömer devamla şöyle dedi): Bu söz üzerine yabancı çıktı gitti. Ben epeyce bir müddet kaldım. -Bu ifade Müslim'deki rivayete uygundur. Diğer kitaplarda "Ben üç gece sonra Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'la karşılaştım." şeklindedir- Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm):

‘Ey Ömer, sual soran bu zatın kim olduğunu biliyor musun?’ dedi.

Ben: ‘Allah ve Resûlü daha iyi bilir." deyince şu açıklamayı yaptı:

"Bu, Cebrail aleyhisselâmdı. Size dininizi öğretmeye geldi.” (Müslim, iman, 1, 5)

- Buhari de benzer bir rivayeti Ebu Hureyre’den nakletmiştir. (bk. Buhari, İman, 37)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun