Peygamberimiz hiç kimseye uymayın demiş mi?
Bu hadise göre bütün fırkaları terk edip kuran ve sünnete mi uymalıyız? Ahir zamanda) cehennem kapılarına davet eden davetçiler olacak, kim onlara icabet ederse onu cehenneme atarlar.” Dedim ki: “Ya Resulallah onları bize tavsif et.” Buyurdular ki “onlar öyle kimselerdir ki, (ciltleri) bizim cildimizdendir ve bizim dilimizle konuşurlar.” Ben “Ya Resulallah! Ben buna erişirsem bana (o zamanda) ne yapmamı emredersin.” “Müslümanların imamına ve cemaatine yapış. Eğer Müslümanların bir cemaati ve imamı yoksa bütün fırkalardan uzaklaş, (açlıktan) bir ağacın kökünü ısırma derecesine gelsen bile (onların içine girme.) Ölüm gelinceye kadar böyle devam et.” (Kenz, 11-30822; :bni mace, fiten, 3969)
Değerli kardeşimiz,
Peygamberimiz (asm) “Hiç kimseye uymayın” demiş midir?
Hayır, böyle mutlak bir ifade yoktur.
Resulullah Efendimiz, sapkın liderlere uymayı yasaklamıştır. Hakkı temsil eden cemaatten kopmayı yasaklamıştır. Ashabının yolunu ölçü olarak göstermiştir
Ama “Herkes kendi başına Kuran ve sünnetten hüküm çıkarsın, kimseye uymasın” şeklinde bir emir yoktur.
Böyle bir anlayış sahabe uygulamasına da aykırıdır.
“Cehennem kapılarına çağıran davetçiler” hadisi ne demek?
İlgili hadis sahihtir. (İbn Mâce, Fiten, 3969; Kenzü’l-Ummâl, 30822).
Hadiste geçen önemli noktalar:
“Onlar bizim cildimizdendir, bizim dilimizle konuşurlar”
Bu şu anlama gelir: Müslüman görünümlüdürler, İslam diliyle konuşurlar, ama itikadı ve yolu bozuk kimselerdir.
Ve Resulullah Efendimiz çözümü net olarak söylüyor:
“Müslümanların imamına ve cemaatine yapış.”
Bu ifade tek başına kalmayı değil, hak cemaatle beraber olmayı emreder.
“Eğer imam ve cemaat yoksa bütün fırkalardan uzak dur”
Bu cümle çok yanlış anlaşılır. Burada kastedilen batıl fırkalar, bidat ehli tekfirci, ümmeti parçalayan yapılardır.
Yoksa fıkhî mezhepler, ehl-i sünnet içi ihtilaflar bu kapsamda değildir. Nitekim İmam Nevevî, İbn Hacer, Kurtubî gibi âlimler bu hadisi şöyle açıklar:
“Buradaki uzak durma, batıla bulaşmamaktır; yoksa ilim ehlinin yolundan kopmak değildir.”
73 fırka hadisi neyi ölçü alıyor?
Peygamber Efendimiz ümmetinin ileride farklı düşünce ve anlayışlara ayrılacağını haber vermiştir. Bu bölünmenin sebebi, dinin asıllarından uzaklaşılması ve bazı konularda aşırılığa gidilmesidir.
Resulullah buyurmuştur ki:
“Benî İsrail yetmiş bir fırkaya ayrıldı; bunlardan biri hariç hepsi helâk oldu. Hristiyanlar yetmiş iki fırkaya ayrıldı; biri hariç hepsi helâk oldu. Benim ümmetim ise yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır; bunlardan biri hariç hepsi helâk olacaktır.”
Ashâb-ı kirâm, bu kurtulan fırkanın kim olduğunu sorunca, Efendimiz şu ölçüyü vermiştir:
“Benim ve Ashabımın üzerinde bulunduğu yol.” (Ebû Dâvûd, 4596; Tirmizî, 2640; İbn Mâce, 3941)
Dikkat edilirse, kurtulan fırka için, “Benim ve Ashabımın üzerinde bulunduğu yol” buyurulmuştur.
“Sadece Kuran” denmiyor, “Ben ve Ashabım” deniyor. Bu da açıkça Ehl-i sünnet ve’l-cemaat yoludur.
Hangi fırkalar kötülenmiştir?
Kötülenenler, tevhid ve nübüvvet anlayışı bozuk olanlar, kaderi inkâr eden veya aşırı cebrî olanlar, sahabeye dil uzatanlar, birbirini tekfir edenlerdir.
Kötülenmeyenler ise, fıkhî meselelerde ihtilaf edenler, birbirini tekfir etmeyen mezheplerdir. (Tuhfetü’l-Ahvezî, 7/332)
Bu yüzden Hanefî, Şafiî, Malikî ve Hanbelî mezheplerinin tamamı fırka-i nâciye kapsamındadır.
Herkes Kur’an ve sünneti bilmiyor, onların hali ne olacak?
İslam, herkesi müçtehit olmakla sorumlu tutmaz.
Kuran “Bilmiyorsanız zikir ehline sorun” (Nahl, 16/43) buyurur.
Bu ayet, taklidi meşrulaştırır, mezhebe uymayı temellendirir. Yani herkes doğrudan hüküm çıkaramaz, güvenilir âlimlerin yolunu takip eder.
Bu din dışı değil, dinin kendisidir
Özetle:
- Peygamberimiz “kimseye uymayın” demedi, “Hak cemaatten ayrılmayın” dedi.
- Mezhepler bidat değildir, ehl-i sünnet çatısı kurtuluş yoludur.
- Fırka hadisi mezhepleri hedef almaz, itikadı bozuk, ümmeti bölen yapıları hedef alır.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet