Peygamberimiz (asv)'in hiç bir günahı olmamasına ve Allah'ın en sevgili kulu olmasına rağmen, vefat ederken neden acı çekmiştir?

Tarih: 30.03.2010 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Rasulüllah (asv) bir hadis-i şeriflerinde:

“İnsanlar içinde en ağır imtihana çekilenler peygamberlerdir. Sonra sırasıyla (rütbeleri) onları takib edenler, sonra onları takip edenlerdir. Kişi dinine göre müptela kılınır (imtihana çekilir) Eğer dininde salabetli ise imtihanı (göreceği bela ve musibet) ağır olur. Eğer dininde gevşek ise o oranda imtihan edilir. Bela o kimseyi devamlı takib eder. Nihayet onu bırakıncaya kadar. Böylece kul, yeryüzünde hatası olmadığı halde yürür.” {Râmûzu’l-Ehâdîs, s. 71 (983. hadis. Ebû davut Teyâlisî, Ahmed b. Hanbel, Buharî, Tirmizî, İbn-i Hıbban, müstedrekten) Ayrıca bk. Sünenu İbn-i Mâce II, 1321, 1331, 1335 (Belanın şiddeti ile ilgili benzer bir başka hadis-i şerif)}.

Bu ve benzeri hadisler peygamberlerin ve onlarla beraber o belaları göğüsleyen arkadaşları sahabelerin ne büyük imtihandan geçtiklerini göstermektedir. Resulüllah son peygamber ve kainatın Seyyidi olduğuna göre imtihanı en büyük peygamberdir. Sahabeleri de onunla birlikte çilelere ve bu büyük imtihanda derecelerine göre hisselere sahiptirler. Bu açıdan sahabeye sevab-ı Amal, fazilet-i Uhreviye açısından yetişmek mümkün değildir. Onların ömürleri kısa, amelleri az da olsa, bir dakikalarına bir yılda yetişilemez. Her saatleri, o bir yıllık ibadet sevabı kazanan neferin saati hükmündedir. Bu hususta pek çok benzer hadis-i şerif bulmak mümkündür. (Bk. Râmûz, (935, 1076, 1150, 1152, 1233, 1430, 1443, 1583, 606, 1637, 1643, 3665, 5796).

Cennette yüksek derecelere kavuşması için mümine musibet gelir.

Bunun için peygamberlere çok bela gelmiştir. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:

"Nimete kavuşması için insana musibet gelir." (Buhari)

"Musibet, kavuşulacak bir derece için gelir." (Ebu Nuaym)

"Allahü Teâlâ'nın hayrını murad ettiği kul, belaya maruz kalır." (Taberani)

"Kişi, hep sıhhat ve selamette olsa idi, bu ikisi onun helakı için kâfi gelirdi." (İ.Asakir)

"Mümin, keler deliğine saklansa, ona, eza edecek biri musallat olur." (Beyhaki)

"Dünya, "Cennetteki nimetlerin yanında" mümine zindandır." (Müslim)

"En şiddetli bela, Peygamberlere, velilere ve benzerlerine gelir." (Tirmizi)

Demek ki belanın en şiddetlisi, Allahü Teâlâ'nın çok sevdiği kimselere geliyor. Belalara sabır, sıddıkların derecesidir. Peygamber Efendimiz (asv), kendisine gelecek musibetlere karşı dayanma gücü vermesi için Allahü Teâlâ'ya dua ederdi.

Bir Müslümanın başına gelen her sıkıntı, onun hakkında mutlaka hayırdır; ya geçmiş günahlarını siler, ya gelecek bela ve musibetlere engel olur, ya ilahi bir ikaz ve uyarıdır, ya da manevi makamının daha da artması için bir imtihandır.

İlave bilgi için tıklayınız:

Cenâb-ı Hakk bu âlemi kendisini tanıtmak için yarattığına göre, bu dünya hayatında hiç hastalık ve musibet olmasaydı...

Musibetlerin Allah’ın kahrının tecellisi olduğu söyleniyor. Her musibet için bunu söylemek mümkün müdür?

Şu anda, toplumda bulunan huzursuzluk ve sıkıntıların gerçek sebebi nedir?

İnsanın başına gelen her musibet günahından dolayı mı gelir?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun