Eşyaya ve etrafa zarar vermek saygısızlık mı?

Tarih: 29.10.2026 - 10:54 | Güncelleme:

Soru Detayı

Öfke anında etraftaki eşyalara zarar verebiliyorum, israf dışında Allah'ın yarattığına karşı saygısızlık olur mu, günahı nedir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Öfke anında etraftaki eşyalara zarar vermek, insanın o anki ruh halinin bir dışavurumu olsa da, bu davranışın hem eşyaya, hem o eşyayı üreten insana, hem de en önemlisi o kâinatın sahibi olan Yaratıcıya karşı manevi bir boyutu bulunmaktadır.

Bu meselenin dini, ahlaki ve insani boyutları şu şekildedir:

1. Allah’ın yarattıklarına ve emanete karşı saygısızlık

Kainattaki her şey Allah’ın mülküdür ve O’nun yaratma sanatının birer eseridir. İnsanın elinin altında bulunan eşyalar da ya birer rızık ya da geçici birer emanettir.

Emanete zarar vermek, onu hor kullanmak veya öfke uğruna kırmak-dökmek, o emanetin sahibine karşı gösterilmiş bir hürmetsizliktir. Bu yönüyle mesele sadece "maddi bir kayıp veya israf" değil, aynı zamanda ilahi düzene ve nimetlere karşı bir saygısızlık halini alır.

2. İsraf ve hak gözetme boyutu

İslam dini her türlü saçıp savurmayı, gereksiz yere tahrip etmeyi ve israfı kesin olarak yasaklar. Eşyaları kırmak, dökmek veya kullanılamaz hale getirmek hem malın heba edilmesi (israf) hem de ekonomik anlamda bir zarardır.

Eğer o eşya başkasına aitse (ortak kullanım alanı, aileye ait eşyalar veya başkasının mülkü), ayrıca kul hakkı ihlali anlamına gelir.

Kişinin kendi malı olsa bile, malı tahrip etmesi hikmetli yaratılış gayesine ve İslam'ın ölçülü olma prensibine aykırıdır.

3. Öfkeyi kontrol etmek ve manevi sorumluluk

Peygamber Efendimiz (asm) öfkeyi aklın önüne geçiren davranışları yasaklamış, gerçek pehlivanın öfke anında kendini tutabilen kimse olduğunu belirtmiştir. (bk. Buhari, Edeb 76)

Öfkeye yenik düşerek etrafa zarar vermek; kişinin nefsine hakim olamaması, sabır mekanizmasının zayıflaması ve kontrolden çıkmasıdır. Bu durum fiziksel ve maddi zararların yanı sıra, insanda kötü huyların kökleşmesine ve ruhsal dengenin bozulmasına yol açar.

Hadis-i şeriflerde öfkenin şeytandan, şeytanın da ateşten yaratıldığı, ateşin ise su ile söndürüldüğü bildirilmiştir. Bu nedenle öfkelenen kimseye abdest alması tavsiye edilmiştir.

Öfke şeytandandır; şeytan da ateşten yaratılmıştır. Ateş su ile söndürülür. Öfkelendiğiniz zaman abdest alın. (Ebû Dâvûd, Edeb, 4)

Öfkeyi yatıştırmak için abdest almak suretiyle bedeni ve zihni serinletmektir.

Peygamber Efendimizin (asm) öfke anında nefsi kontrol etmek için öğrettiği başka sünnetler de vardır:

Hâl değiştirmek: Ayaktaysa oturmak, oturuyorsa uzanmak, yaslanmak. Böylece öfkenin verdiği o agresif ve hareketli fiziksel enerji kırılır.

Susmak ve ortamdan uzaklaşmak: Öfke anında yanlış sözler söylememek için dili tutmak ve gerekirse o ortamı terk etmek.

Eûzü çekmek: Şeytanın vesvesesini defetmek için "Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm" diyerek Allah’a sığınmak. (bk. Müsned, 4/226; 5/152)

Özetle

Öfke anında eşyaya zarar vermek sadece bir "sinir boşaltma yöntemi" değildir hem israf hem emanete saygısızlık hem de nefse hakim olamamanın bir neticesidir.

Bu tür davranışlardan kaçınmak; hem Allah’ın rızasını gözetmek hem nimetlere ve emanete saygı göstermek, hem de insanın kendi ruh ve beden sağlığını koruması açısından son derece önemlidir.

Öfke geldiğinde abdest almak, halimizi değiştirip oturmak, uzanmak veya o ortamdan uzaklaşmak, Allah’a sığınmak sünnet olan nebevi reçetelerdir.

İlave bilgi için tıklayınız:

Öfke nasıl kontrol edilebilir?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun