Karımın güvenini nasıl kazanırım? Nasıl güven ortamı oluşturabilirim?
Yaklaşık 2 yıl önce sevdiği kızla evlenmiş bir adamım lakin son zamanlarda karımın bana güveni sıfırlanmış vaziyette. Durmaksızın sen beni ayakta uyutuyorsun gizliden gizliye ikinci üçüncü kadınları nikahın altına alıp gönül eğlendiriyorsun, değil mi deyip duruyor. Sinirlendim lakin uzun uzun düşününce kendimde de hata buldum, ne kadar zor da olsa. Çünkü bir olay esnasında ani sinirle onu kastetmeden de olsa “kaybeden sen olursun benim işim kolay, alıveririm başkasını sen kendini kurtarmaya bak” dedim.
Bir daha öyle dememeye yemin etmiş olsam da artık onun güvenini kazanamıyorum, çabam yetersiz kaldı. Artık duygusal olarak yanında olmaya çalışsam da diğer karlarına da mı yapıyorsun deyip iteliyor.
Keşke dini kendi çıkarıma göre kullanmasaydım diyorum, zira onu İslam'dan soğuttum bencilce muamele edişimden dolayı, zira bana yardımcı çok dokunmuştu sağ olsun... Benim dini açıdan vebalim var mı, varsa ne, bilin ki vereceğiniz tavsiyelere açığım ve tamamen sözümün arkasındayım.
Allah hayırlı günler nasip etsin. Eğer olmazsa evlilik terapistine dahi gitmeyi düşünmekteyim, zira evliliğimiz kolay olmadı. Ben de yangına körükle gitmiş gibi hissediyorum.
Değerli kardeşimiz,
Burada asıl mesele, eşinizin “gerçekten başka kadınlar var mı?” diye sormasından biraz daha derinde. Sizin bir cümleniz, onun zihninde evliliğin güvenlik zeminini sarsmış olabilir. Özellikle “Benim işim kolay, alıveririm başkasını” sözü, sizin niyetiniz o olmasa bile eşiniz tarafından şu şekilde duyulmuş olabilir:
“Senin yerin garanti değil. Seni kaybetmek benim için büyük bir kayıp değil. İstersem yerine bir başkasını koyabilirim.”
Bu nedenle yalnızca “Ben öyle demek istemedim” demek, onun yaşadığı korkuyu ortadan kaldırmayabilir
1. Güven söz vermekle değil, tutarlı olmakla sağlanabilir
Önce güveni yeniden tanımlamak gerekiyor. Güven, “Eşim bana bir daha asla yalan söylemeyecek” veya “sana söz veriyorum, bir daha böyle şeyler söylemeyeceğim “ şeklinde söz vermeler ve savunmalarla da sağlanmaz. Güveni yeniden oluşturmanın yolu, uzun bir süre boyunca tutarlı davranmanızla elde edilir.
Karınıza “Hayatımda başka kadın yok” demeniz bir bilgi verir. Ama sakinliğiniz, şeffaflığınız, tutarlılığınız ve tehdit etmemeniz güven inşa eder.
Eşinizin ihtiyacı muhtemelen şudur: “Bu insan öfkelendiğinde bile beni değersizleştirmeyecek ve evliliğimizi bir tehdit unsuru olarak kullanmayacak.”
2. Güveni sarsılan kişi delilden çok, güvence arar
Eşinizin sürekli “Diğer kadınlara da mı böyle davranıyorsun?” demesi sizi savunmaya sevk etmesin. Burada önemli bir ayrım var. Eğer ortada gerçekten başka kadınlarla ilgili bir davranış, gizlilik, mesajlaşma, flört, sadakatsizlik vb. yoksa, her sorgulamayı yeni bir savunma yaparak cevaplamak uzun vadede ilişkiyi rahatlatmayabilir.
Çünkü bazen kişi kanıt değil güvence arıyordur. Eğer böyle devam ederse bir süre sonra döngü şöyle olur:
Kaygı → soru → güvence → kısa rahatlama → yeniden kaygı → daha fazla soru
Bu durumda eşinizin kaygısını küçümsemeden ama kaygının yönettiği bir evlilik de kurmadan hareket etmek gerekir. Örneğin:
“Seni neden bu kadar korkuttuğumu artık anlıyorum. O sözümün sende nasıl bir anlam oluşturduğunu görüyorum. Ama sana sürekli kendimi ispatlamak zorunda olduğum bir evlilik de kurmak istemiyorum. Ben sana sadık olduğumu söyleyeceğim ve bunu davranışlarımla da göstereceğim. Fakat korkunun her geldiğinde beni sorgulamasının ikimizi de tüketmesine izin vermeyelim.”
Bu yaklaşım hem şefkat hem sınır içerir.
3. İslam’da eşler arasında güzel muamele esastır
Yazınızda ‘dini sorumluluğunuzdan’ söz ediyorsunuz. Burada iki şeyi birbirinden ayırmak gerekir.
Birincisi, eşinizi korkutacak, değersizleştirecek veya evlilik bağını tehdit unsuru olarak kullanacak söz söylemeniz.
İkincisi, dini kendi öfkenizi veya çıkarınızı meşrulaştırmak için kullanmanız.
Her ikisi de dini açıdan kişiyi mesul kılan davranışlardır. Çünkü İslam’da eşler arasında güzel muamele yalnızca “büyük günahlardan kaçınmak” değildir. Bu konuda Kur'an’-ı Kerim’de Cenab-ı Hak eşlere şöyle seslenir:
“Onlarla iyi geçinin.” buyurur. (Nisâ 4/19)
Ayrıca İslam Peygamberi Hz. Muhammed’ (asm) Efendimizin: “Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır. Ben de aileme karşı en hayırlı olanınızım " anlamındaki hadisi, evlilikte ahlaki ölçünün yalnızca dışarıya karşı dindarlık olmadığını gösterir. (İbn Mâce, Nikâh, 50; Dârimi; Nikah, 55)
Dolayısıyla burada tövbe edilmesi gereken şey yalnızca söylenmiş bir cümle olmayabilir. Eğer dinî bilgiyi eşiniz üzerinde baskı kurmak, onu susturmak, kendi davranışınıza haklılık kazandırmak veya “Ben erkeğim, gerekirse...” şeklinde bir üstünlük aracı yapmak için kullandıysanız, bundan vazgeçmek de tövbenin bir parçasıdır.
Fakat çok önemli bir nokta var:
Kendinizi “Ben karımı İslam'dan soğuttum, artık onun imanından da ben sorumluyum” şeklinde ezmeyin.
4. Özrünüzün biçimi çok önemli
“Ben zaten sinirliydim, seni kastetmemiştim” şeklindeki özür muhtemelen yeterince iyileştirici olmaz.
Daha olgun bir özür şuna benzer:
“O gün söylediğim sözün seni neden bu kadar yaraladığını şimdi daha iyi anlıyorum. Ben belki o anda seni gerçekten bırakmayı düşünmüyordum ama sana, seni kaybetmenin benim için kolay olduğu mesajını verdim. Bunun yanlış olduğunu kabul ediyorum. Sana ‘bunu unut’ demeyeceğim. Güveninin yeniden oluşmasının zaman alabileceğini kabul ediyorum. Bundan sonra öfkelendiğimde evliliğimizi, boşanmayı, başka bir kadını veya seni kaybetmeyi tehdit olarak kullanmayacağım. Bunu sadece sözle değil, zaman içinde davranışlarımla göstermek istiyorum.”
Burada kritik cümle:
“Bunu unut.” dememek. Çünkü güven kırılmış bir insana “Artık güven bana” demek bazen ikinci bir baskı oluşturur.
5. Ama sizin de bir sınırınız olmalı
Eşinizin incinmiş olması, artık sizin sürekli suçlanmanızın veya her davranışınızın başka kadın şüphesiyle açıklanmasının normal olduğu anlamına gelmez. İyileşme şöyle olmalı:
“Sana güven vereceğim.” ama aynı zamanda, “Sonsuza kadar şüphe altında yaşamayı da evliliğimizin normali haline getirmeyeceğim.”
Bu ikisi birbirine zıt değildir.
6. Evlilik terapisine gitmeniz yerinde olur
Hatta bunu “Evliliğimiz bitme noktasına gelirse gideriz” şeklinde değil, şimdi düşünmenizi öneririz.
Çünkü burada yalnızca bir tartışma yok gibi görünüyor. Bir güven kırılması → tehdit algısı → kıskançlık/şüphe → güvence arama → yeniden sorgulama → sizin savunmaya geçmeniz → yeni kırılma döngüsü oluşmuş olabilir.
Çift terapisinde amaç “Hanginiz haklı?” sorusunu çözmekten çok, bu döngüyü çözmektir.
Özellikle eşinizin “sen beni ayakta uyutuyorsun” düşüncesi gerçek bir kanıta dayanmıyorsa, eşinizin korkusunun kökenini de araştırmak gerekir. Sadece sizin geçmişteki sözünüz olmayabilir; terk edilme korkusu, bağlanma örüntüleri, önceki deneyimler, evlilikte yaşanan başka güvensizlikler veya ilişkinizdeki başka davranışlar da rol oynayabilir.
Son olarak şunu özellikle söylemek isteriz:
“Ben yangına körükle gittim” diyebilmeniz aslında önemli bir başlangıç.
Çünkü evliliklerde güveni en çok onaran şey kusursuz eş olmak değil, hatasını görebilen, savunmaya kaçmadan sorumluluk alabilen ve davranışını değiştirebilen eş olmaktır.
Eşinizin güvenini bugün yarın geri kazanamayabilirsiniz. Fakat güven bir tartışmada ikna edilerek değil, aylar boyunca aynı güvenli davranışın tekrar tekrar gösterilmesiyle yeniden kurulur.
Ve bize göre, bu çift için en önemli hedef “Karımın artık hiç şüphe etmemesini nasıl sağlarım?” değil; “İkimizin de kendini güvende hissettiği bir evlilik düzenini nasıl yeniden kurarız?” sorusu olmalı.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Eşimin gizlediği geçmişi evliliğimizi etkiler mi?
- Yalancı ve karakteri bozuk kocam var, ne yapayım?
- Karımın mahrem görüntülerini çekmem günah mı?
- Eşim ilgisiz, flörtöz tavırlar var, çözünü ne?
- Kocam eşlik görevini yerine getirmiyor, ne yapayım?
- Eşim aşırı kıskanç, ne tavsiye edersiniz?
- Karımla ve çocuklarımla olan iletişimimi nasıl güçlendirebilirim?
- Eşim ayrı yatıyor, ne yapmalıyım?
- Kocam, anne babasına aşırı bağlı, ne yapmalıyım?
- Kocam beraber içelim diyor, içsem günah olur mu?